“Taşınmaz Mal Komisyonu AİHM’e 7 anlaşma metni daha gönderdi”

POLİTİS, “ ‘Komisyon’ Zincirinden Boşanmışçasına” başlıklı haberinde KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu’nun, Andromahis Aleksandru ile varılan “dostane” anlaşmasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından onaylanmasının “mürekkebi kurumadan”, Strazburg’a; Kıbrıslı Rum başvuru sahipleriyle vardığı 7 anlaşmanın metnini daha gönderdiğini yazdı.

POLİTİS, “ ‘Komisyon’ Zincirinden Boşanmışçasına” başlıklı haberinde KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu’nun, Andromahis Aleksandru ile varılan “dostane” anlaşmasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından onaylanmasının “mürekkebi kurumadan”, Strazburg’a; Kıbrıslı Rum başvuru sahipleriyle vardığı 7 anlaşmanın metnini daha gönderdiğini yazdı.


Gazete, KKTC’den aldığını öne sürdüğü bilgilere dayanarak, komisyonun, son günlerde Kıbrıslı Rumlara ait 7 başvuruyu kapattığını ve olup bitenler konusunda Strazburg’a bilgi verdiğini kaydetti.


Habere göre hukuk çevreleri, komisyonun; önerdiği “terapilerin” (özellikle parasal tazminatların); gerek talep edilen Kıbrıs Rum taşınmaz malın gerçek değeri gerekse kullanım kaybına yanıt verdiği anlamına gelmeksizin, sonuç vericilik derecesine yönelik olarak imaj kazanmaya çalıştığını savundular.


Gazete, Andromahis Aleksandru ile varılan “dostane” anlaşmanın, Andromahis’e “Vasilya”da (Karşıyaka) bulunan 234 dönüm toprağının iade edilmesini ve 1 buçuk milyon Sterlin tazminat verilmesini öngördüğünü anımsatırken, iade edilecek toprak oranının Andromahis’in taşınmaz malının yüzde 30’unu teşkil ettiğini, verilecek tazminatın ise AİHM’in verilmesini öngördüğü tazminatın yüzde 20’sini oluşturduğunu savundu.


Habere göre Aleksandru, 1990 yılında Türkiye aleyhine AİHM’de açtığı davada sadece kullanım kaybı için 10 milyon Euro talep etmişti.


RUM SİYASİLERİN AÇIKLAMALARI
HARAVGİ ve diğer gazetelere göre Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, AİHM’in Andromahis Aleksandru ile Türkiye arasında, KKTC’deki malına ilişkin olarak varılan anlaşmayı kabul etmesinin, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun yasallığı veya sonuç vericiliğini tanımayı teşkil etmediğini söyledi.


KKTC’deki taşınmazlarıyla ilgili olarak uzlaşma sağlamayı kabul edenlere çağrıda bulunan Stefanu, bunun; Türkiye tarafından değerlendirileceğini dikkate almasını istedi.


Aleksandru ile varılan uzlaşmanın, taşınmaz malın ne zaman iade edileceği konusunu belirlemediğini ifade eden Stefanu, ayrıca taşınmaz malın nasıl verileceği veya serbestçe kullanılıp kullanılmayacağını da öngörmediğini savundu.


Stefanu açıklamasında, herhangi bir komisyonun ve davacıların mahkeme dışındaki anlaşmalarının, mülkiyet haklarının iadesi konusunda sonuç verici olmasının mümkün olamadığının da açık olduğunu öne sürdü. Stefanu, Türkiye’nin, Kıbrıs’taki bu hakkı 1974’te “çiğnediğini” ileri sürdü ve bu hakkın sadece Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü aracılığıyla iade edilebileceğini savundu.


AİHM’in kararının, doğrudan müzakerelerdeki mülkiyet konusunu etkileyip etkilemeyeceği şeklindeki soru üzerine Stefanu, burada AİHM’in kararının söz konusu olmadığını, Mike Timvios’un durumunda olduğu gibi mahkemenin, mahkeme dışındaki bir anlaşmayı listesinden çıkardığını söyledi.


Türkiye’nin bu gelişmeyi, AİHM’de askıda olan davalarda kullanıp kullanmayacağı sorusu üzerine ise Stefanu, bunun; “işgal rejimiyle” anlaşmaya varmak isteyen kişilerce düşünülmesi gerektiğini belirtti.


AKEL
Öte yandan SİMERİNİ’ye göre AKEL Milletvekili Aristofanis Georgiu, söz konusu “dostane” anlaşmanın, ilgili tarafın, “pirince giderken evdeki bulgurdan olması” anlamı taşıdığını savundu.
AİHM’in ilgili anlaşmayı onaylamasının, herhangi bir mahkeme içtihatı yaratmadığını ifade eden Georgiu, tek memnunluk getirici olgunun Kıbrıs sorununun çözümü ve tüm göçmenlere haklarının iade edilmesi olacağını dile getirdi.


DİSİ
DİSİ Başkan Yardımcısı Yoannas Nikolau ise yaptığı açıklamada, anlaşmayı, “AİHM’de askıda olan sekiz pilot davanın ele alınmasıyla alakasız olmayan, endişe verici bir gelişme” olarak değerlendirdi.
Bu anlaşmanın, birçok Kıbrıslı Rum’u Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuruda bulunması konusunda cesaretlendirdiğini söyleyen Nikolau, mevcut durum konusunda birlikte ve sorumluluk içinde düşünülmesi gerektiğini, çünkü Türkiye’nin “suni” çabasının sadece AİHM’i değil, Kıbrıslı Rumların kendilerini ve mülkiyete ilişkin parametreleri de hedeflediğini savundu.


EDEK
KS EDEK Başkanı Yannakis Omiru, anlaşmanın AİHM tarafından kabul edilmesinin istenmeyen bir gelişme olduğunu söyledi.
Omiru, kararın herhangi bir durumda komisyonun yasallaşması ve tanınması anlamına gelmediğinin de vurgulanması gerektiğini öne sürdü.


DİKO
DİKO Basın Sözcüsü Fotis Fotiu da, AİHM’in kararını değerlendirirken yaptığı açıklamada, DİKO’nun; Türk “işgali” ve sonuçları karşısında direniş ve dayanıklılıklarını güçlü tutmaları gerektiğini bir kez daha vurgulamak istediğini dile getirdi.
Fotiu ayrıca, “istilacıyla” herhangi bir alış verişi kabul etmemeleri için mal sahiplerine ve göçmenlere çağrıda bulundu.

Bu haber 1 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER