Balans ayarcısı: Sosyal Demokrasi

Temel hak ve özgürlükler var oldukları yerin ideolojisine göre şekillenirler. Bu ideolojilerden biri olan Liberalizmi kısaca, “insanların doğuştan sahip oldukları hak ve özgürlükleri kendilerine göre düzenlemeleri, bu hak ve özgürlükleri istedikleri gibi kullanabilmeleri ve herhangi bir sınıra tabi olmadan istedikleri gibi yaşayabilmeleridir” şeklinde tanımlayabiliriz.

Temel hak ve özgürlükler var oldukları yerin ideolojisine göre şekillenirler. Bu ideolojilerden biri olan Liberalizmi kısaca, “insanların doğuştan sahip oldukları hak ve özgürlükleri kendilerine göre düzenlemeleri, bu hak ve özgürlükleri istedikleri gibi kullanabilmeleri ve herhangi bir sınıra tabi olmadan istedikleri gibi yaşayabilmeleridir” şeklinde tanımlayabiliriz. Özellikle batı ülkelerinde ortaya çıkan insanın kutsallığı, ferdiyetçiliğin önemi ve buna bağlı olarak insanın temel hak ve özgürlüklerinin her şeyin üstünde kutsal olduğu varsayımı bu ideolojinin ortaya çıkışında kabul görmüş düşüncelerdir. İnsanlar toplumsal yaşamda birbirlerinin temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermek zorundadır. Ancak liberalizmde bu anlayış tam olarak gerçekleşmemiş, temel hak ve özgürlüklerden insanların eşit olarak yararlanması sağlanamamıştır. Özellikle 17. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin gerçekleşmeye başlamasıyla ekonomik yönden güçlü olanların bu hak ve özgürlükleri, zayıf olanlar karşısında daha etkin bir şekilde kullandıkları ortaya çıkmıştır. Bu eşitsizlik bir yandan sınıfsal mücadeleyi getirmiş ve diğer yandan da batı uygarlığının liberalizmi temel almasına rağmen temel hak ve özgürlüklerin adil olarak kurulamadığı, tüm insanlara yeterli olarak tanınmadığı görülmüştür. İşte bu sebeple mutlak anlamda temel hak ve özgürlüklerin tanınması çizgisinden ayrılarak, sınırlı hak ve hürriyetlerin tanınıp korunması noktasına gelinmiştir. Devlet sosyal yönünün de gelişmesiyle kendi kendini sınırlama yolunu seçmiştir. Bu aşamaya gelinmesinde batı ülkelerinde ortaya çıkan sosyalist ve sosyal demokrat hareketlerin etkisi büyük olmuştur. 19. yüzyılda yaşanan sosyal ve ekonomik nitelikli işçi olayları sosyal devlet anlayışını ortaya çıkarmış ve batının sosyal demokrasiyi kabul etmesine sebep olmuştur. Toplumu derinden etkileyen bu sosyal olaylar, liberal düşünceyi değiştirerek Batıyı daha sosyal içerikli hak ve özgürlüklerin düzenlenmesine yöneltmiştir. Batı demokrasisi önceden muhafazakârlar ve liberaller arasında kurulurken, 20. Yüzyılda muhafazakârlara karşı sosyal demokrat hareket gelişmeye başlamıştır. Sosyal demokratların etkin olmasıyla kapitale dayanan aşırı liberalist uygulamalar bertaraf edilmiş ve devlet otoritesi ile insanın hak ve özgürlükleri arasında yeni bir denge oluşmuştur. Örneğin İngiltere’de Liberal Parti giderek küçülmüş, bunun yerine sosyal demokrat ideolojiye sahip İşçi Partisi söz sahibi olarak ortaya çıkmıştır. Bu değişiklikler yalnızca İngiltere’de değil, tüm batı ülkelerinde de görülmüştür. Sosyal demokratlar, düzeni yeniden kurarak liberal devletten sosyal devlete geçişi gerçekleştirmiştir. Liberal devlet insanın sınırsız temel hak ve özgürlüklerinin jandarmalığını yaparken ( ki gerçekte devlet ekonomik yönden güçlü olanları korumakta idi. ) sosyal demokratların işbaşına gelmeleriyle jandarma devlet anlayışından sosyal devlet anlayışına geçiş sağlanmıştır. Yaşama güvenliği, tam istihdam ve çalışma gücünün korunması sosyal devletin esas aldığı değerler olmuştur. Sosyo-ekonomik düzeninin yol açtığı eşitsizliklerin giderilmesini sağlayan en önemli faktör sosyal devlet faktörü olmuştur. 19. yüzyılda ortaya çıkan kapitalist güdümünü, sanayileşme ve ekonomik gelişmenin doğurduğu aşırı eşitsizliklere ( patron - işçi ) karşı gelişen tepkinin ürünü olarak sosyal devlet anlayışı doğmuştur. KKTC Anayasası’nın 1. Maddesinde devletin demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlügü ilkelerine dayanan laik bir cumhuriyet olduğu belirtilmektedir. Yani KKTC’nin temel yapısı da sosyal devlet anlayışına dayanmaktadır. Ancak bu anlayışın gerçekleştiğini ne yazık ki görememekteyiz.

Bu haber 61 defa okunmuştur

:

:

:

: