Neyi paylaşacaklar

İnanınız, ben , hala daha anlamış değilim Sayın Cumhurbaşkanımız, müzakerecimiz Mehmet Ali Talat’ın eski yoldaşı Hristofiyas ile neyin pazarlığını yaptıklarını. Yaptıkları açıklamalar pek de inandırıcı olmuyor.

İnanınız, ben , hala daha anlamış değilim Sayın Cumhurbaşkanımız, müzakerecimiz Mehmet Ali Talat’ın eski yoldaşı Hristofiyas ile neyin pazarlığını yaptıklarını.
Yaptıkları açıklamalar pek de inandırıcı olmuyor.
İki bölgeli, iki Toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, BM kararları çerçevesinde, AB muktesebatına, insan haklarına uygun bir çözüm arıyorlarmış.
Ama, hiç de öyle olmadığı aşikar.
Hristofiyas , “Birleştirilmiş Kıbrıstan, egemen, tek egemenlik, tek, uluslararası temsiliyet, tek kimlik” den söz ediyor. Garantör Türkiyenin, İngilizin, Yunanistanın garantörlüklerinin devamının gerek olmadığını, AB nin garantörlüğünün yeterli olduğunu, çünkü artık Kıbrıs Cumhuriyetinin AB toprağı olduğunu, Avrupanın parçası kabul edildiğini vurguluyor. Ve de bütün bunların Kıbrıs Türk tarafınca kabul edilmesini talep ediyor. Sayın Talat da “birleşik Kıbrısı, tek kimliği ve tek egemenliği” kabul etmiş ama Türkiyenin garantörlüğünün devamında ısrarlı imiş.
Tarafların tutumları, kırmızı çizgi dedikleri ortada dururken nedir güç ve yönetim paylaşımı dedikleri? Neyi nasıl kabul ettirebilecekler birbirlerine?
Sayın Talat, bunca görüşmeden sonra, hala daha anlamadı mı? Hristofiyas Kıbrıslı Türklerle hiçbirşeyi, ne yönetimi ne gücü, ne ayrı iki kurucu varlığı asla kabul etmeyecek? Daha nasıl söylesin? Demeçleri gayet açık. Ortodoks kilisesi ile Rum Ulusal Konseyinin pozisyonu da belli...!!
Açık seçik belli olmayan nedir ki?
Birleşik Kıbrıs, Türk askeri ve yerleşikler geri geldikleri yere gidecekler. Rumlar eski yerlerine ve mallarına dönecekler. DIKO lideri Karoyan, EDEK lideri Omiru, diğer yanda Perdikes, Kutsu, Silluris ve ,son günlerde DİSİ lideri Nikos Anastasiades de tehditlere başlamadı mı? İstedikleri olmazsa, Türkiye limanlarını açmazsa, Türkiyenin AB sürecini torpilleyecekler. Keşke!! Zaten AB Komisyonunun Türkiye ile ilgili raporu bu güne açıklanmış olacak. Fransa, Almanya ve isterse Rum, Yunan ikilisi de “Türkiye asla AB nin tam üyeliğine kabul edilemeyecek” desinler, bu iş de kapansın.
Türkiyenin başka tarafa dönmesi, AB üyelik sevdasından vazgeçmesi zor mudur? Değildir.
Varsın AB düşünsün. Ne kazanacaklar , neyi kaybedecekler?
Orta Doğuda ve Ak Denizde güvenilir bir müttefik, petrolların, doğal gazın bekçisi, koskocaman bir Pazar mı işlerine gelir, çıkarları açısından karlıdır, yoksa, Rumun ve Yunanistanın yanında durmak mı?
Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı sırf barış ve anlaşma olsun diye, Rumlar ve Yunanistan tatmin olsun diye, sürekli ödün mü verecek? Verecek olsa da karşılığında ne alacak? Önemli olan bence budur.
Rumlar ve de Yunanistan ,sankide, savaşa girdiler Türkiyeyi ve Kıbrıs Türklerini mağlup ettiler, esir aldılar da “teslim olmaları şartlarını” dikte ediyorlar.
AB de onları cesaretlendiriyor.
Vallaha, benden söylemesi ve yazması.
Sayın Talat ve Ankara dahi karşı tarafın isteklerine “evet, kabul” deseler bile Kıbrıs adası üzerinde yaşamakta olan Türkler kabul etmeyecektir. Haklarını, ada üzerindeki ortaklıklarını, yönetimlerini, ayrı varlıklarını sonuna dek savunacaklardır.
Kıbrısta ve bölgede barış, huzur, dayanışma, güven isteniyorsa Kıbrıs Türklerine de kulak verilmelidir.
Bu böyle biline ve hesaplar ona göre yapıla.
Kıbrıs ne Yunanistana, ne AB ye ne de Ruma kaptırılacak değildir.
Bu haber 153 defa okunmuştur

:

:

:

: