Keşke bir tercümanı olsaydı

Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat’ın Londra ziyareti, temasları ve konferansı hayli enteresan oldu.

Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat’ın Londra ziyareti, temasları ve konferansı hayli enteresan oldu.

Brown, Anastasiades vs. ile görüşmesine değindim, daha fazla uzatmama gerek yok.
Bu kez LSE (London School of Economics) de verdiği konferansa değineceğim.
Kabarık izleyici çeken bu konferansta, keşke Talat İngilizce değil de Türkçe konuşsaydı, ve sözlerini bir tercüman simulte olarak İngilizce’ye çevirseydi
TC Başbakanı Erdoğan, Obama ile ortak basın toplantısı yaparken bir tercüman aracılığı ile meramını anlatmaya çalışmıştı. Hatırlatırım.

Neden Sayın Talat İngilizce’yi tercih etti?
İlla Türkçe konuşacaktı diye milliyetcilik değildir aklımdan geçen. İngilizcesi’nin, öylesine ciddi bir yerde o kadar önemli bir konferansa verebilecek düzeyde olmadığını bildiğimden.

Nitekim, konuşurken çok zorlandı. Mırıldandı, durakladı, sıkıldı, kelime dağarcığını yokladı. Yerinde kullanması gereken önemli ve anlamlı kelimeleri bulamadı.
Eminim izleyenleriniz de farkına vardı.
The Cyprus dispute, The Cyprus conflict, causes of the outstanding problem... intercommunal strife, onslaughts on the Turkish Cypriot community, ethnic cleansing, Uncompromising Greek Cypriot policies, long delayed Cyprus settlement, fundamental basic human rights, non-solution is no solution, we are ready and willing for a fair, mutually acceptable, durable and functionable settlement..... I hope Mr. Christofias realises the urgency and adopts an understanding position......ve daha nice uygun ve anlamlı kelimeler, ifadeler bu konferansta kullanılabilirdi. Sakın yanlış anlaşılmasın, İngilizce bildiğimi göstermek değildir maksadım.

Dilinin döndüğünce İngilizce konferansa kalkışınca, belki de arzu ettiklerinin çoğunu dile getiremedi.
Çözüm bulununca Kıbrıs’tan Türk askerlerinin çekileceğini söylerken de sanki de çok önemli bir açıklama yapmış rolü oynadı. Hatırlatmamda yarar vardır.
Gelmiş geçmiş Türk hükümetleri ve TSK kaç kez söylemedi mi. İki taraf Kıbrıs’ta bir çözüme ulaştıkları andan itibaren askerlerimizi çekeceğiz, demedi mi?
1960 anlaşmalarında öngörülen 950 Yunan, 650 Türk askerinden oluşan alayların kalacağı her zaman, her çözüm planında yer almadı mı?
Her şeye rağmen, tebrik ederim, ama yine de ısrarlıyım. Bir tercüman kullansa idi çok daha başarılı olacaktı.

Bir de, Konferans dışında gösteri düzenleyen birkaç Ruım göstericiye durup da konuşması alkışlanabilir bir efendilik ve cesaret örneğidir diye düşünüyor ve kendisini alkışlıyorum.
Diğer bir husus, basın haberlerinde bahsedilen ve Reuters haber ajansına verdiği denilen mülakatta, “B” planından bahsetmesi hoşuma gitti. Nedir acaba, o plan?
KKTC hükümeti ve siyasi parti liderleri bu sözü edilen planın mevcudiyetinden haberdar mı? Hiç sanmam.
Ne olur, “top secret-çok gizli” , değilse, Sayın Talat açıklasın da bizler de öğrenelim. Belki de bütün varlığımızla onu destekler, hatta yeniden Cumhurbaşkanı seçeriz.
Rakipleri uyur-uyanık ve uzaktan boş atışlar yaparken, Sayın Talat seçim kampanyasını başlatmış ve puan toplamayı sürdürüyor. Diyar diyar geziyor, önemli temaslar yapıyor, demeçler veriyor, açıklamalar yapıyor, halkı aydınlatıyor -eğer aydınlatma ise yaptıkları- karşı tarafa, dosta, düşmana barışcıl mesajlar gönderiyor. Bu arada, Ankara ile tam bir uyum içinde hareketi de ihmal etmiyor.
Talat’ın karşısına çıkabilecek UBP lideri ve Başbakan Eroğlu veya diğer herhangi bir aday, yarışa çok geriden başlamış olacak. Talat CTP nin oylarını cebinde tutarken, tarafsızların, barışcıl kesimlerin, çalışan emekcilerin oylarını da garantilemeye çalışıyor.

Ya Eroğlu ne yapıyor? Hükümetinin aldığı birçok zamansız ve yersiz kararlar ile anti-pati topluyor. Aday ise ve bu yarışta iddialı olacaksa, daha fazla gecikmeden harekete geçmelidir, kampanyasını başlatmalıdır. Nisan 2010 na ne kaldı ki?
Sevgili dost, Sayın Eroğlu, tercümana da ihtiyacın yok. Bari çık ve yarış parkuruna gir. Uzaktan, boş ve yersiz saldırılarla Talatı devirebileceğine sakın inanma. Bir de , Ankaranın desteğini hiç aklından çıkartma. Unutma, Eski deneyimli politikacı Birinci KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, bir zamanlar ne demişti. “Ankara kimi isterse o kazanır. Beni istiyor. Ben kazanacağım”..Ve de kaç kez kazanmadı mı? Haydi bakalım, hangi aday Ankara’ya daha yakın ve daha uyum sağlamış ise o kazanacak.
Bu haber 139 defa okunmuştur

:

:

:

: