CTP-BG siyaset akademisi

Yaşamın içindeki algılarımızı, kişilik yapılarımızın oluştuğu dönemlerdeki karakteristik özelliklerimizin var oluş biçimini, bizi biz yapan birikimlerin üstüne inşa ettiğimiz dünya görüşü oluşturuyor çoğunlukla.

Yaşamın içindeki algılarımızı, kişilik yapılarımızın oluştuğu dönemlerdeki karakteristik özelliklerimizin var oluş biçimini, bizi biz yapan birikimlerin üstüne inşa ettiğimiz dünya görüşü oluşturuyor çoğunlukla.

Lise yıllarından başlayan bir devinimle yaşadı benim kuşağım, 68’lerin devrimci, inançlı, sahiplenen düstur ve 78’lerin mücadeleci ve örgütleyici karakteriyle, halkların özgürlüğü ve tam bağımsızlık direnişi içinde, kimlikler belirlendi bir anlamda, bu bizim politik bilincimizin DNA’sı oldu. Kimse birey değildi; öncelik yapısı bu değildi çünkü. Örgütlü olmak, temel değerlerdendi. Tekil olmak, tek kalmak, çoğunlukla erk sahiplerinin işine gelendir ve desteklenendir değil mi? Peki neden korkarlar bu kadar güce sahipken (polis, ordu, araç-gereç vs.) ve neden istemezler insanlar örgütlensin? Sendikalar, iş yerlerinin doğal örgütlenmeleri içindeki birimler, sivil toplum örgütleri, ille de siyasileşmiş olması gerekmeyen ama toplumun duruşunu simgeleyen renkli tohumları sosyal hayatın. Neden korkarlar insanların bir arada olmasından?
Bizim, kendimizi mücadele ve yaşayan sistem içinde eğittiğimiz dönemlerde, yapılan çalışmalar toplum içindeki birey bilinci ile yurttaşın sahip olması gereken toplumsal bilinç ve en önemlisi toplumun birleşerek gücünü örgütlülükten alması gerektiğiydi. Çünkü örgütlenmeler, sizi çoğullaştıran, düşünce evriminizi dönüştürebilen, sizi bir örgüt içinde tanımlayabilen, sistemli ve sistematik eğitim süreciyle, doğal yaşamın insanca ve insana yaraşır hak ve özgürlüklerini, yanlışların neden yanlış olduğunu sorgulama fikri verebilen, çözüm üretme cesareti ile uygulamaya dökebilme arasındaki planlamaları kurgulayabilme yetkinliği verebilen, usa vurarak doğrunun neden doğru olduğunun da savunulabileceğini çevresine yaşatabilen ve silsile şeklinde aktarırken yazılı haliyle gelecek kuşaklara da bırakılabilen, bir anlamda sınıf mücadelesinin düşünce içindeki politik bilinç mücadelesine dönüşüm sürecini öğreten temel değerlerdendir.
Bu bağlamda, sınıf mücadelesinin düşünce içindeki politik bilinç mücadelesine dönüşüm sürecinin öğrenilmesi gerekir. Öğrenme yaşantılarının kapsamında, iletişim becerileri, okuma-yazma-ifade ediş becerileri, düşüncenin denetimi ile denetlenebilen düşüncelerin pozitif ifade edişle yönlendirilirken yönetebilme yetkinliğinin de işlevselleştirilmesi, kitle-grup-ortamlar içinde konuşma yapabilmek için gereken süreçlerin etkili ve etken olarak kullanılabilmesi bulunur. Bizlerin politik süreçlerinin ilk aşamalarında, öğrenme yaşantılarımızın bu denli incelenmiş ve irdelenmiş olmadığını teslim etmek gereklidir. Ancak bizim kuşağımızın en büyük şansı, öğrenmek ve yaşamsal anlamda içselleştirebilmek anlamında, istek, inanç, azim ve heves ile yaşadığımız sürecin heyecanları içinde mücadeleye olan özverili tutkulardı.
Günümüz koşullarında, mücadelenin koşulları, politikaların seyri ve bir anlamda hem yazılı hem literatüre geçmeyen politika kuralları ciddi değişimlere uğramışlardır. Bu durumda, yeni gelen ve bizden devir alacakları yapılara sahip çıkmaları gereken genç politikacıların, titizlikle ve ciddi programlamalarla yetiştirilmesi, öğrenme yaşantılarında yalnız kalmamaları, kendini yetiştirmeye ve kendine yer açmaya çalışan bireylerin desteklenerek daha da heveslendirilmeleri, buna koşut olarak da yaşam boyu sürdürülecek bir sistematik düzenleme içinde sistemli olarak programlanmış eğitim-öğretim ortamları oluşturulmalıdır. Politikanın, kuram veya uygulama anlamında, öğrenilen ve yeniliklere açık yapısı düşünüldüğünde, kuşkusuz ki ortak payda aynı olsa da farklı düşüncelere, farklı algılayışlara gereksinimi vardır. Bu noktada, politika bir zümrenin, bir sınıfın, elitist bir düzeyin tekelinde olmaktan çıkarılmış olacaktır. Düşünce farklılıklarının olması, olaylara farklı ve kapsamları değişime açık yorumlar, durum saptamaları, analizler, çıkarımlar ve sonuçlar kazanılması demektir.
Kıbrıs’ta belki de bir ilk, dünyada da sayılı olan CTP-BG Siyaset Akademisi (kurumsal yapılanış ve/veya içerik benzeşmesi anlamında) oldukça önemli ve uzun soluklu bir düşünce ve içerik çalışması, hazırlık ve oluşturma süreci sonucunda kendi iç örgütlenmesi olarak, birbirine bağlı ve birbirinden bağımsız, bir zincirin halkaları olarak çalışmaya başlamıştır. Buradaki amaç, ne yaptığımız ve nasıl yaptığımızın araştırılarak; ne yapacağımız ve nasıl yapacağımızın arasındaki ince ama keskin açıyı bularak, politik gereksinimlerin, dünya görüşümüze ters düşmeyecek biçimde, düzenlenerek, sistematikleştirilmesidir ve bu yapılmaya başlanmışır. Okumanın büyük oranda gündemden düştüğü ve neredeyse hemen her araştırmanın internet üzerinden kes-kopyala-yapıştır olarak olarak anlaşıldığı şekliyle yetişen gençlerimize, bu Akademi ile okumanın-yazmanın-düşünceyi sözlü ve yazılı ifade etmenin niteliği ve beden dilinin kullanımının kişileri/kitleleri, yapıcı veya yıkıcı anlamda nasıl yönlendirebildiği tartışılarak anlatılmakta ve değişik ortam tartışmalarıyla, yaşantısal zenginliklerle sunulmaktadır. Aşamalara bölünen bu okul/akademi (ekol) gereksinimler doğrultusunda, tabandan yetişen bireylerin, bireysel özelliklerini yitirmeden, örgütlülük bilinciyle, kitle olabilme yeterlik ve yetkinliğine yönelmelerdir.
CTP-BG Siyaset Akademisi, var oluşu sebebinde, özde gereksinimini duyduğumuz gençlerin, genç, hevesli, tutkulu, inançlı, düzeyli, kararlı, ilkelere ve insani değerlere sahip çıkarak partizanlıktan, militanlıktan, vandallıktan, sert ve seviyesiz politik üsluplardan uzak yetişmesi gerektiğinin altını çizmek istemektedir. Ölçütlerin centilmenlikten ve kişilerin özel yaşamlarına saygının korunarak belirlendiği yapılar içinde, beyin fırtınası dahilinde halka hizmet çıkar çünkü. Bütünsel bakıldığında, politika ve politik bilinç, yaşadığımız coğrafya hangi haritaya dahil olursa olsun, geçmişten günümüze dek incelenmesi ve varılan sonuçlar içinde, irdelenerek suya atılan minik bir taşın oluşturduğu kendi içinden ve dışa doğru büyüyen bir halkalar reaksiyonudur. CTP-BG Siyaset Akademisi ile hedeflenen de bu reaksiyonları oluşturarak tartışmaya açmak; tartışılan konularda bilgili ve sıradan olmayan düşünsel üretimlerde bulunulabilecek bilinçler oluşturmak; kendini seviyeli ve ölçülü olarak her anlamda ifade edebilen kuşakların yetiştirilmesine hizmet etmektir. Biz, CTP-BG Siyaset Akademisi’yle halka hizmetin kalitesini artırmak için yola çıkarak, 68 ve 78’lerdeki heves, istek ve azmin aslında hiç yitirilmediğini sadece form değiştirdiğini söylemek istemekteyiz.
CTP’nin 39. Kuruluş yıldönümünün de kutlandığı bir dönemde, CTP-BG Siyaset Akademisi ile birlikte daha nice 39 yıllara ulaşma mücadelesi sürdürülecektir. İyi ki varsın CTP, iyi ki doğdun ülkemize. Birlik-Mücadele-Dayanışma sloganları ile bugünlere geldik, bundan böyle de bu sloganla yürüyeceğiz halkların kardeşliği, çözüm ve barış mücadelesinde Kıbrıs’ta ve dünyada. CTP-BG Siyaset Akademisi de bu mücadelemize katkı koyacaktır, inanıyoruz…
Bu haber 80 defa okunmuştur

:

:

:

: