Önerilenleri konuşmamışlar

Yeni bir şirket kurmayı planlayan ve ileride ortaklık yapacak iki kişi oturmuş günlerce konuşmuş.

Yeni bir şirket kurmayı planlayan ve ileride ortaklık yapacak iki kişi oturmuş günlerce konuşmuş.

Sizce konuştukları ne olmalıydı?
Talat ile Hristofiyas da ileride kurulacak olan ortak Kıbrıs Cumhuriyetini, sözüm ona, müzakere etmektedirler. Aylar geçti, hala pazarlık yapıyorlar. Geçtiğimiz günlerde de, birbirlerine karşılıklı birer öneri paketi sunmuşlar. Ve bazı öneriler ortaya koyarak bu şirketin, ortaklığın yönetimini, ortakların güç paylaşımını, şeklini, yapısını irdelemişler.
Dünkü Çarşamba günü saatlarca konuşmuşlar, ara vermişler, tekrar devam etmişler. Fakaaat, her nedense, birbirlerine takdim ettikleri öneri paketlerine değinmemişler, içeriklerini, öngörülenleri incelememişler.
Görüşmeden sonra, iki lider saraylarına döndüklerinde böyle buyurmuşlar. BM Danışmanı Downer de paketlerden söz etmekten kaçındı ve genel konuları ele aldıklarını açıkladı.

Ve bu round kapandı, liderler 25 Ocakta yeniden bir araya gelecekler diye duyurdu. Bir araya gelecekler ve üç gün daha “yoğunlaştırılmış- süratlendirilmiş” !!! Müzakerelerine devam edecekler. Anlayamadım, anlayan varsa çıkıp açıklar ve bizleri aydınlatırsa memnun olacağım. Nedir bu süratlendirilmiş ve yoğunlaştırılmış pazarlıklar? Ortaklık kurmaya çalışan bu iki pazarlıkcı, müzakereci, karşılıklı birbirlerine sundukları önerileri tartışmamış ise NEYİ KONUŞTULAR? Çifte Telliyi, Sirtakiyi, hava raporunu, kahvenin, çayın, rakının, zivaniyanın, zukun, suvlakiyanın, gleftikonun tadını mı konuştular? Türk lokumu diye verilen paket, Yeroşibu lokumu paketi ile karşılık görmüş ise, yenilip yenilmeyeceğini halklarına neden açıklayamıyor bu iki güzide müzakereci?

Daha ne kadar alay edecekler insanlarla? Şu kadar sayfa, şu kadar madde, başlık altında sunulan öneri paketleri ele alınmamış ise, üzerinde durularak ayrıntıya girilmemiş ise, nedenleri açıklanmamış ise o müzakere masasına neden oturuluyor? Tekrar soruyorum. Hal hatır sorup, havadan sudan, yemekten içmekten, seyahatlardan söz açmak için mi, sohbet etmek için mi ordadırlar? Dostlar alış verişte görsünler diye mi sürdürüyorlar bu görüşmeleri?

Yarım asırdan beri Kıbrıs sorununu çözmek için müzakereler, pazarlıklar yapılmadı mı? Yetmedi mi? Hala mı anlayamadılar tarafların ne istediklerini ne murad ettiklerini?
UBP Başkanı, Başbakan Eroğlunun ileri sürdüğüde mi ilgilendirmedi kendilerini? En güzel yolu göstermedi mi Eroğlu? Anlaşmalı, yumuşak, kadife ayrılık. Yani, geliniz, kurduğumuz iki ayrı yönetim ve devlet resmileştirilsin ve bu iki entite kurucu devletler olarak Federal Kıbrıs Cumhuriyetini kursun. United States of Cyprus- Kıbrıs Birleşik Devletleri de United States of America-Amerika Birleşik Devletleri gibi hayat bulsun. Olamaz mı? Ayrı ayrı, ama birleştirilmiş. Talat ve Hristofiyas yıllarca daha yönetim ve güç paylaşımı, toprak, mal mülk, serbest dolaşım, yerleşim vs. önerileri hazırlayıp birbirlerine sunacaklarına ve de bunları masada konuşmayıp, tartışmayıp, ele almayacaklarına bir an önce şimdiki ‘de facto’ durumu ‘de jure’-yasal ve resmi duruma getirmeye baksalar olmaz mı? Yoksa yıllarca daha Hristofiyasın ve Talatın ,“müzakere ediyoruz, ilerleme kaydettik, bize zaman tanıyınız, bu koltuklarda oturalım, daha da ilerleme kaydedelim, çözüme yaklaşalım, bir sonuca varalım, varmaya çalışıyoruz” aldatmacalarını mı dinleyeceğiz. Yıllarca Klerides ile Denktaşı dinledik. Onlar da zaman zaman birbirlerine non-paper (belge olmayan belge), proposals-öneriler, güven yaratıcı yaklaşımlar-açılımlar, resmi öneriler, hatta toprak konusunda haritalar bile sunmamışlar mıydı? Ne oldu? Onların müzakerelerini izleyen, belgeleyen Birleşmiş Milletler yetkilileri, Sekreterleri kendi isimlerini taşıyan “Gali” ve “Annan” Planları hazırlamadılar mı? Cuellerlar, Plazalar da bizim müzakerecilerimizden edindiklerine dayanarak çözüm planları sunmadılar mı? En son olarak, uzun çalışmalar sonucu ortaya konan ANNAN Planını iki halka ayrı ayrı referanduma koydurtmadılar mı?

Sonucu hepiniz biliyorsunuz. Kıbrıs Türk tarafı Annan Planı’nı kabul etti, Rum komşularımız da sert biçimde reddetti.
Ve o plandan söz dahi edilmiyor!! Ya, ne konuşuluyormuş? İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon. Bu formül 1977 de ve 1979 da Makarios-Denktaş ve Kipriyanu-Denktaş Doruk Anlaşmaları’nda kabul edilmedi mi?
Ne oldu, uygulandı mı? Hayır. Müzakereler dedikleri liderlerin görüşmeleri sürdü gitti. Ve hala ortada bir sonuç yok. Olacağa da benzemiyor. O nedenle benim de, benim gibi Kıbrıs Türklerinin çoğunun da dediği gibi, geliniz anlaşarak ayrılalım. Rum halkının yüzde 30dan fazlası da buna razı. Varsın Hristofiyas geri kalan Rumları da ikna etsin ve ömür boyu süren bu Kıbrıs sorunu tatlılıkla noktalansın. Çekler ve Slovaklar anlaşarak ayrıldılar da biz ayrılamaz mıyız? Ayrılırız ve arzu edilirse, iki ayrı devletten birleştirilmiş, Birleşik Kıbrıs Devletleri’ni kurarız.

Bizler de Rumlar da bu müzakereler maratonundan kurtulur, kendimize uygun yeni yol haritası çizer ve o yolda yürürüz.
Karşılıklı sunulan ve masada ele alınmayan öneriler hakkında konuşulmazsa bizlerle alay etmekte olan, bizleri uyutmaya, avutmaya, aldatmaya tenezzül eden liderlerden de kurtulmuş olmaz mıyız? Daha fazla zaman kaybetmeden, ömür tüketmeden, insanlara işkence etmeden, bence, “anlaşarak, kadife ayrılığa EVET” en adil çözüm olacaktır.
Bu haber 83 defa okunmuştur

:

:

:

: