PAZARLIK

Ben görmedim ama

Ben görmedim ama

Adam bankaya girer girmez havaya ateş etti ve 'Eller yukarı… Bu bir soygundur' diye bağırdı.
Veznedarlara uzattığı valiz kısa sürede parayla dolduktan sonra kapıya doğru yöneldi ve tam çıkacağı sırada kendisine bakan adama sordu;
- Beni gördün mü?
- Evet gördüm ama kimseye söylemem.
Soyguncu adamı alnından vurup şaşkınlık ve korkuyla kendisini izleyen karı kocaya döndü;
- Beni gördünüz mü?
Adam cevap verdi;
- Yok kardeşim… Ben bugün evden bile çıkmadım ki sizi nasıl göreyim? Ama (Başıyla işaret ediyor) benim hanım muhakkak görmüştür!

 


Bu işten sevgili karımı sorumlu tutamayız değil mi anneciğim!

 

 

 

 

 

 




Genç bir kadın, aylardır açık denizde olan kocasına Telefon etti;
- Merhaba sevgilim, nasılsın?
Her şey yolunda, sadece seni çok özledim. Sen nasılsın hayatım?
- Sana bir şey söyleyeceğim… Biliyorsun, sen seferdeyken nur topu gibi bir bebeğimiz oldu. Sütüm yetmediği için, yavrumuzu besleyebilmek amacıyla bir sütanne tuttum. Yalnız, bu sütannenin zenci olmasından dolayı çocuğumuz, emdiği sütün etkisiyle zaman içinde zenciye dönüştü. Haberin olsun dedim. Bu konuda benim bir suçum olduğunu düşünmezsin
değil mi?
- Karıcığım bana az izin verir misin lütfen? Seni birazdan ararım.
- Tamam kocacığım.
- Alo anneciğim…
- Merhaba oğlum nasılsın?
- İyiyim anne… Sana bir şey soracağım.
- Sor evladım.
- Karım az önce bana gönderdiği son mektupta, sütü yetersiz olduğu için bir sütanne tutmak zorunda kaldığını, o sütannenin zenci olduğunu ve bu yüzden bebeğimizin renginin de zamanla koyulaştığını söyledi. Bundan eşimi sorumlu tutamayız, tabii ki değil mi anneciğim?
- Yok oğlum ne münasebet. Sen doğduğunda benim sütüm de yetersiz kalmıştı. Ama biz fakir olduğumuzdan dola-yı, süt anne tutamayıp onun yerine seni inek sütü ile beslemek zorunda kalmıştık. Bu durumda takdir edersin ki, senin safkan bir öküz olmanın sorumlusu da ben değilim.

 

Elini kaldır be adam!

Delikanlı sevgilisini akşam eve getirdiğinde, masum bir öpücük alışverişi yaptılar ama oğlana az gelmişti.
Bir elini duvara dayayıp; 'Seni öpebilir miyim' dedi ve muhabbet başladı…
- Deli misin evin önünde annemler görür.
- Ne olacak canım bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum…
- Ben de seni çok seviyorum ama olmaz…
- Lütfen ama çok istiyorum. Çünkü çok güzelsin sevgilim…
- Bilmem ki…
(Kapı açıldı ve kızın en küçük kardeşi göründü.)
- Babam diyor ki öpecekse öpsün, öptürecekse öptürsün yoksa kendisi
Gelip ikinizi de öpecekmiş. Bi de dedi ki o hayvan oğlu hayvana söyle elini Diyafonun düğmesinden çeksin…

 

 

 

 

 

 

 









 

 

Romantik erkek, karısına kahvaltı hazırlayandır!

Evliliğin ilk sabahında, koca erkenden kalkıp sabah kahvaltısı hazırlamıştı. Kahvaltının zengin ve ihtişamlı olması için kolları sıvadı ve başardı.
İlkbaharın güneşli bir gününde, oturduğu dairenin balkonunda masayı çiçeklerle süsleyerek işe koyulmuştu. Ocakta çay demlenirken domatesleri, salatalıkları itina ile doğradı, peyniri, zeytini yağı balı reçeli kaymağı ve daha bir sürü çeşidi masanın üstüne güzelce dizdi.
Hanı derler ya “Sadece kuş sütü eksik,” Aynen öyle… Sakin bir pazar sabahında, itina ile hazırlanmış harika bir sabah kahvaltısı. Karnı tok olanın bile iştahını kabartacak cinsten…
Yatmakta olan yeni gelin, kocasının yaptıklarından habersiz mışıl mışıl uyumaya devam ediyordu.
Her şeyin yerli yerinde olduğuna kanaat getiren koca, gayet kibar bir vaziyette karısını uyandırdı ve kahvaltının hazır olduğunu söyledi.
Yeni gelin uyandı, lavaboya gidip elini yüzünü yıkadıktan sonra hava almak için balkona çıktı ve şaştı kaldı. Karşısında, itina ile hazırlanmış muhteşem bir kahvaltı sofrası vardı.
Gördüklerine inanamadı. Çünkü bir erkeğin bu kadar centilmen ve becerikli olabileceğini biri söylese inanmazdı. Kocasının bu davranışı karşısında nasıl teşekkür edeceğini bilemiyordu.
Her neyse... Yeni evliler kahvaltı masasına oturdu ve koca, karısının gözlerinin içine bakarak aşkını bir daha ilan etti;
- Bana bak kadın… Bundan sonra sabah kahvaltılarını böyle isterim haberin olsun!

 

Satılık araba

Aracım 1977 model olup 1300 motor hacmine sahip bir yer uçağıdır (Benim gözümde). Model yılının 83 yazdığına bakmayın 83?ten aşağısını bilgisayar kabul etmedi. Onun için öyle yazmak zorunda kaldık. ABS, KLİMA, AIRBAG, AÇILIR TAVAN, ALAŞIM JANT, NAVİGASYYON, YOL BİLGİSAYARI gibi özellikleri yoktur. Fakat, direksiyonu, sigara küllüğü, yaylı koltukları ve çakmaklığı vardır. Açılıp kapanabilen camları ve kapı kolları çalışır durumdadır. Komple orijinal olan aracımda aranırsa birkaç yerde lokal boya çıkabilir. Hatta iyicene didik didik edilirse komple boyalı olduğu ortaya çıkabilir. Yüzeysel boyaların yanı sıra bir kaç küflü bölgeye de rastlanılmıştır. Aracın rengi aslen eflatundur. Fabrika çıkışı ise koyu yeşil ile cırtlak mor arası bir şeydir. Bu boyalar zaten o dönemki renoların orijinal boyalarıydı. Bizim elimize geçtiğinde beyazdı. Biz de daha sonra kanunlara uygun olsun diye ruhsattaki yazan renk olan eflatuna boyattık. Fakat renk seçeneğinde aradım bulamadım. Ona yakın bir renk olan Mor seçeneğinin işaretlemek zorunda kaldık.
Kaloriferini 1 yıl önce başka bir araca taktırdığımızdan dolayı şu anda kaloriferi yoktur. Fakat kışın yedek bir aküye bağlı olarak bir elektrikli battaniye iş görebilir. Veya 2.5 litrelik bir kola şişesine sıcak su doldurarak belinize koyabilirsiniz. İmkanlar olmayınca parlak fikirler artıyor haliyle.Tüm bakımları yetkili serviste yapılmamış olup el yordamıyla eş-dost yardımıyla yapılmıştır. Aracın farları vardır. Fakat uzun ve kısa far diye bir şey olmadığı için geceleyin onunla uğraşmadan direk yola yoğunlaşabiliyorsunuz. Ayrıca farları kapalı konumdayken frene basarsanız fren lambalarının yanında farları da çalışmaktadır. Değişik bir özellik. Diğer arabalarda bulamazsınız. Arabayı hiç kilitlemiyorum. Kimse de içine girmedi şimdiye kadar.Çünkü kilitlesem bile bir çay kaşığıyla açılıyor zaten. Bilenler bilir. Anahtar derdi yok. Kaput ve bağaj anahtarsız açılabiliyor. Bu özellik modelli arabaların çoğunda bile yok.Ayrıca şöför mahalinin yanındaki kısımda ayak koyma yerinde yaklaşık 30 cm çapında bir delik vardır. Bu deliği örtmek için bir mukavva ve çuval kullandım. Yazın deliği açarak doğal klima olarak kullanmaktayım. Yakıtı da etkilemediği için gayet ekonomik.Egzozu delindi. Baktım güzel ses çıkarıyor. Hiç ellemedim. Çalışınca havalı bir araba gibi ses çıkarıyor. Başkaları egzozdan ses çıkarmak için bir çok paralar harcıyor. Düdük falan taktırıyorlar. Ben bedavadan yapıyorum bunu. Aracımdan gayet memnunum. Model yükselteceğimden dolayı satıyorum. Yoksa daha binerdim. 1979 model bir Renault 12 alacağım. bu modeller arası renaultlarla takas yapabilirim.'
SON SÖZ: Bu ilanı internetten aldım. Arabaya talip olan varsa, adresi satarım. Hesaplıdır! (A. Azizoğlu)

Bu haber 219 defa okunmuştur

:

:

:

: