Giriş

Bu haftaki konuğumuz sayın Birol Bebek yılların usta fotoğraf sanatçısı. “ben öyle diyorum” çünkü çektiği fotoğraflar ustalık gerektiriyor. Onun yaşanmış hayat hikayesine bir göz atıp sizlerle paylaşmaya çalışacaz...

Bu haftaki konuğumuz sayın Birol Bebek yılların usta fotoğraf sanatçısı. “ben öyle diyorum” çünkü çektiği fotoğraflar ustalık gerektiriyor. Onun yaşanmış hayat hikayesine bir göz atıp sizlerle paylaşmaya çalışacaz...


M.BODUR
Birol Bebek 18 Nisan 1971’de Mersin iline bağlı Tarsus ilçesinde doğar, çok zor bir çocukluk dönemi geçiren ve hastalıklardan bir türlü kurtulamayan Birol Bebek ilaçların ve doğru tıbbi müdahalelerin yardımı ile bugünlere gelir.

B.BEBEK
Ben Birol Bebek yaklaşık 20 yıldır KKTC’de yaşıyorum yani sonradan gelenlerdenim. Benim doğum tarihim 18.04.1971 Tarsus. 5 çocuklu bir ailenin 4 numarasıyım. Benden sonra bir ufak erkek kardeşim daha var. Büyümem ve hayatta olmam belki, sürpriz olmuş. Çok zor geçmiş, çok zor bir çocukluk dönemi yaşamışım. İlaçlarla çok tedavi görmüşüm. Tabi ben bilmiyorum bunları. Bu hakkımda anlatılanlar rivayet midir nedir bilmem ama bugün ilaçları sevmememin nedeni belki o günlerden kalmadır. Annem, ‘çocukluğunda çok ilaç içirdim sana’ der. Belkide onların etkisi ile bugün artık bünyem ilaç kaldırmıyor.

Çok keyifli bir ilkokulu dönemi geçirdim. Bugün bir sürü insanın hayalini kurduğu çelik çomaklı, topaçlı dönemler yaşadım. Çok keyifliydi. Her mevsimin bir favori oyunu vardı.
O dönemde herkes pirilli oynardı. Topaç dönemi vardı herkes topaç çevirirdi. Ve uçurtma dönemi vardı. Herkes uçurtma uçururdu. Herkes elinde yapardı. En gösterişli uçurtmayı. Açık alanlarımız boldu. Artık o açık alanları bulmak mümkün değil . Çok keyifli, ve çok zevkli bir çocukluk dönemi geçirdim.

Ben Ticaret Lisesi’nde okudum. İşim hesap, kitap, işiydi ama sevdiğim bir iş değildi. Son döneme gelmiştim ama çok sevdim Ticaret Lisesini.


Tarihe hep merakım vardı. Okul yıllarımda tarihle ilgili derslerim iyiydi. Çok iyi notlarım vardı. Tarihi, Coğrafyayı bütün derslerden daha çok sevdim.O dönemde böyleydi, belkide hala bugün de etkisi var. İndiana Jhons filmlerinin etkisi altında çok kaldım. Onun sonucu olarakta tarih bugün benim için yine farklıdır. Tarihi yerleri gezmeyi, bunlarla ilgili bilgi edinmeyi, buralarda bulunmayı seviyorum. Tarihi filmleri de severim.
Okuduğum kitapların bir çoğuda tarihi kitaplar oluyor. O günler, nasıl yaşanmış, nasıl bir yaşam sürülmüş bunları çok merak ediyorum belkide.

Benim üniversite hayatım olmadı ama askerliğim oldu. Askerliğim de çok keyifli geçti. Ben hayatta zor denilen herşeyi çok keyifli yaptım, çok eğlendim. Kaçmak mümkün olmadığı için biran önce ‘yapayım bitireyim’düşüncesi vardı aklımda. Onu da bitirdim.




M.BODUR
Birol Bebek çok istemesine rağmen üniversiteye gidemeyecek Askerden döndüğünde kendine hayatın içinde yer aramaya başlayacaktır. Çok geçmez kararını verir eski Birol’ u geride bırakıp yeni bir Birol yaratmak için rotayı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne çevirir.



B.BEBEK
Gençlik dönemim de çok zevkli ve keyifli idi. Askerden 9 gün sonra buraya geldim. Yeni hayatım, yeni Birol, önceki hayatımla hiç alakası olmayan bir Birol’du. Yeni hayatım da eskisi gibi keyifli, eskisi kadar hareketli ve zevkliydi.

Benim hikayem, aslında bakarsanız doğduğum zamana geliyor. Bizim o dönemler tabi kimlik alma konusunda bir düzen olmadığı için babam anlatıyor bunu, kimliğim doğduğum gün hemen gidip alınmamış. Dolayısı ile tam tarih belli değil ama benim kimlik hanemde 18 Nisan 1971 Birol Bebek’in doğum yılı olarak görülüyor. 18 Nisan bu anlatacağım hikayenin temelini oluşturuyor. Ve bu hikaye aslında bugün birleşen hikaye olan olay, ya da düşündüklerim bu kadar yıl yaşadıklarımın bir toplamı. Ondan sonra 18 Nisan benim için bir anlam kazandı. İlk yıllarda hayatta hep raslantılara inanırdım. Rastlantıların insanları doğru yola götürdüğünü, ya da birşeylere ulaşmak için ipuçları verdiğini düşünürdüm. Ama hiçbir zaman bunun hesabını yapmamıştım. İnsanlar boş kaldığında, düşünmeye vakti olduğu zamanlarda hayattaki bu rastlantı düşünüyor. Beni bunların hayatımda olduğu gibi herşeyin 18 Nisan Gazetecilik yapmak gibi hepsi rastlantıların sonucu bu noktaya getirdi.
Çocukluğumda fotograf çekmeyi çok merak ederdim, her zaman o basit küçük kameralar vardı. Elimizde çektiğimiz yanımızdan ayırmadığımız şeyler. Bugün dijitaller yok mu, o zamanlar daha basitleri vardı. Benim de oldu. Ama herzaman ben işte çok üzerini kurcalayacağımız makineleri sevmişimdir. İşte onlardan çektiğim zaman çok keyif almamışımdır. Yani sizin içine bir katkı katmıyorsunuzdur. Bu merak daha sonra Gazeteci olmamın belkide temelleridir. Belki o zamanlar fotoğrafa olan ilgim bu meslektee olan sonucu getirdi.

M.BODUR
Birol Bebek Kıbrıs’a ilk geldiği günlerde biraz sıkıntı çeker ortama ve düzene ayak uydurmaya çalışırken bir otobüsün yanması gelecekteki iş hayatına yön verir o çektiği fotoğraflar bugünün usta fotoğrafçısını yaratır.Buna mucize ya da azim diyebilirsiniz.


B.BEBEK
18 ile ilgili bağlantıyı kuracağım ama öncelikle Gazeteci olmama sebep olan rastlantıyı söylemem lazım. Bir fotograf makinesine sahip olduktan sonra Girne’den Lefkoşa’ya gelirken Çiklos’ta bir otobüs yanmıştı. Ben minibüsle gidiyordum o zaman küçük bir yangındı. Makineyi yeni heves almışım her yerde duruyorum, her gördüğümü çekiyorum belkide habercilik gözü oraada ortaya çıktı. Çünkü farklı gördüğüm herşeyi çekiyordum. Hemen indim fotoğrafını çekecektim. İtifaiye gecikti, otobüs çok ciddi şekilde tamamıyla yandı. Bu fotografları ben çektim. Ve çektiğim fotografları Kıbrıs Gazetesi’ne satmıştım. Vatan gazetesine de vermiştim. Bu olay benim mesleğe attığım ilk adımdı. Ve yaklaşık 2 hafta sonra fiilen Gazeteciliğe başladım. Halkın sesine gireceğim zaman Levent Özadam vardı. Yukarı çıktım ‘fotoğraf çekecek birine ihtiyacınız var mı?” dediğimde ‘daha önce bir tecrüben var mı?’ demişti. Olay çok sıcaktı. ‘o fotoğrafı ben verdim’ deyince işe alındım. Belki bu olay olmasaydı tecrübem olmadığı için ‘işimize yaramaz’ deyip kestirip atacaktı. Ve ondan sonra Gazetecilik hayatı, Kıbrıs, Kanal T, Ortam, İhlas Haber Ajansı, Hürriyet... ondan sonra
X Ajans diye kendimize bir ajans kurduk, 2 yıldan bu yana da Zoom Dergisi var. Zoom Dergi gurubu olarak yayınlarımız devam ediyor. Bunları yürütüyoruz. Zoom’u daha önce ben evde yapıyordum.

18.04’ü atladım gibi görünüyor ama değilim. Çünkü, hayatımdaki bu sürecin hiç birinde 18.04 benim için sadece bir doğum günüydü dördüncü ayın 18’inde doğmuş olmam benim bildiğim tek detaydı. Yıllar sonra bunu birleştirip bu rastlantıların garip ama benim hayatımda çok önemli bir yer tuttuğunun farkına vardım.

Ajas kurduk, dergi kurduk, ilk önce evde home ofis çalışıyordum. Yıllar sonra dedim ki artık ‘bir ofisimiz olsun’. Erhan arkadaşımızla bir ortaklık kurduk. Ofis arıyoruz yine burdayım, bu ofisteyim ama bu ofis ozaman bunun karşısında bir ofis daha var. Ofise gittik, çok beğendik herşey tamam gireceğiz. Ama bir haber ofisin sahibi beni beğenmemiş. Saçım uzun ve küpem varmış. Dolayısı ile biz son dakika ordan direkten döndük, ve tam bunun karşısındaki bu binanın şuanda bulundu ğumuz ofise boşmuş ve buraya girdik. Yaklaşık 7 yıldır bu ofisteyim. İşerimiz yolunda, yayınlarımız devam ediyor, hayatta devam ediyor. Bu arada bir evlilik yaptım. Artık kaza diyorum bu evlilikğim sona erdi. İkinci bir evlilik yaptım. İkinci evliliğim daha mutlu bir birliktelik sürüyorum. Şimdi 2 çocuğum var. Bir oğlum, bir kızım var. Hayat devam ediyor, herşey mükemmel.



M.BODUR
Ancak Birol Bebek internet de okudugu bir yazı ile hayatındaki bazı gizemleri araştırmaya başlar. Birol artık rakamlara takmıştır rakamlar onun hayatının büyük bir bölümünde olacak hayatını rakamların üzerine kurmaya çalışacaktır.



B.BEBEK
Geçtiğimiz günlerde ofiste yalnızken internette bir yazı okudum. Bu yazının etkisi ile olacak insanların geçmişi ile ilgili şeyleri, öyle çok çabuk unutulmuş, hafızanın ne kadar önemli olduğunu anlatan bir yazı idi. İnsan hafızası ile ilgili bir yazı idi. Sonra düşünürken aklıma geldi işte 4. ayın 18’i. Birinci eşim, ikinci eşim, burda Kıbrıs’ta benim yaşadığım ilk ..... ablamın evi. Ve bunların hepsini detaylı olarak düşündüğümde hayatımda yaşadığım bütün olayları bir çizgi olarak düşünürsek bu çizgilerin bir yerde kesiştiğini gördüm.

Örneğin şuanda ...... işim, eşimle aslında 20 yıl önce tanıştığımı, daha doğrusu aynı yerde hayatımızın kesiştiğini öğrendim. Bu bir rastlantı idi. Eşim ‘nasıl başladın bu işe?’ diye sorduğunda az önceki olayı anlatmıştım. Ciklostaki otobüsü. Ve o zaman ortaya çıktı ki, aslında o otobüste eşimde vardı. Şuandaki eşim. O yanan otobüste olanlardan biriymiş. Biz belki de o zaman, bundan 20 sene önce göz göze geldik. Sonra düşündüğümüzde birçok tanıdığımız insanın benim tanıdığım ortaya çıktı ve bunların hepsinin çok yakınımızda olmasına rağmen birbirimizi hiç tanıma fırsatı bulmayıp hep ayrı takılmışız. Ki yıllar sonra evlendik. Bu ilk rastlantı idi. Bunları düşününce hayatında insanın başka rastlantılar olabileceğini düşündüm. ‘Neler olabilirdi?’ diye kendi kendime, kendi hayatımı biraz didikleme kararı verdim. Baktım neler olabilir. Mesela ilk aklıma gelen doğum günümdü. İşte doğum günümün 18 olması. Şuanda bulunduğumuz ofis, 18 numaralı ofis. Benim hayatımdaki kendime ait ilk iş yerim. 4. ayda doğdum. Nisan ayında. Bulunduğumuz binanın 4. katındayım. Yani 4. katı 18 numarada oturuyorum. Ondan sonra dedim hadi bu bir rastlantı olabilir. Başka ne rastlantı olabilir benim hayatımda? Diye düşündüm. Ve herşeyi tekrardan ele alırsak.
Mesela 1971 işte (1+ 9¬¬-10) (7+1-8) ikisinin toplamı 18. yine 18’de kesiştim. Ondan sonra başka ne olabilir? Diye aklımdan hep geçiriyordum böyle 4. ayın 18’inde doğdum. 4. katta 18 numarada oturuyorum. Doğum tarihimin toplamı 18 ediyor. Şuanda evli olduğum eşimin adı Banu, çocuklarım Bilge,ve Batu,benim adım Birol.hepimizin adı B ile başlıyor. Onun dışında neler olabilir diye düşündümde daha geriye gittiğimde daha farklı rastlantılarım aslında hayatımda çok önemli yer tuttu. Daha doğrusu hayatımı bu rastlantılarla demeyimde 18 ile ilgili işte bulunduğum, doğduğum yerle ilgili, sokakla ilgili, mahalle ile ilgili belkide ada ile ilgili kesiştiğin sonucuna vardım. Mesela, birinci evliliğimdeki ilk eşimin adı Esen’di. Ben Tarsus’ta sokağımızın ismi Esen Sokaktı. Tabi bu bir rastlantı diye düşündüm. Ondan sonra geçtiğimiz yıllarda Haspolat ta oturuyor ablam benimde burada ilk oturduğum evdi. Sonra parselleme sonucu bulundukları evin orda bir sokak oluştu. Aylar sonra birgün Ablamları ziyarette gittiğimizde sokağın başındaki tabelanın önünde Fahrettin Sokak tabelasını gördüm. Düşündüğümde, şey diyorsunuz şimdi ‘Fahrettin’in ne önemi vardı?’ Farettin benim Tarsuz’da oturduğum mahallenin adı Fahrettin Paşa mahallesiydi. Paşası yoktu ama Haspolatta 20 yıl sonra baktığımda bu sokağın adı Fahrettin Sokaktı.
Yani ilk eşimin adı, burda ilk oturduğumun evin adı, 4’cü ayda doğmam, ilk işimin 4. katta olması, 18’nde doğdum 18 numaramda olmam. Doğum tarihimin toplamının 18 etmesi. Buna benzer bir sürü rastlantıların aslında benim hayatımı şekillendiren belki de Birol’u oluşturan şeyler olduğuna karar verdim. Ve ondan sonra şu sonuca vardım. Aslında rastlantılar hayatımızda aslında bizi oluşturan şeylerdir. Tek yapmamız gereken bu rastlantıları alıp hayatımızla çakışan noktalarını bulmak. Yani hiçbirşey rastlantı değilmiş.

Kaderci değilim ben ama hayatta hiçbirşeyin rastlantı olmadığını düşünüyorum. Her olay bir sonuca varmak için belkide bir ön emareden geçiyor veya ipuçlarından geçiyor. Bu ipuçları sizi bulunduğunuz yere getiriyor. Birçok insan belkide hayatındaki rastlantıları böyle şey yapamaz. Yani, benim kadar detaylı düşünemez, düşünmez daha doğrusu. Bende düşünmüyordum zaten. Sadece birkaç rastlantı sonucu bu nasıl abuk rastlatı böyle derken baktım hayatımın kesişen, örtüşen ve bir yerde buluşan şeyler olduğu sonucuna varıyorsun. Ondan sonra diyorsun ki, yani yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz, yaşadıklarımız aklımızda tutarsak bir kısmını en azından hayatımızda nelerle örtüşüyor, nelerle buluşuyor, nerelerde birleşiyor ozaman aslında birçok şeyin rastlantı olmadığı sonucuna varıyor insan. Bende o fikirdeyim. Bugün öyle düşünüyorum. Hayatta hiçbirşey rastlantı değil. Herşeyin ipuçlarını daha önce size birşeyleri geliyor. Ve ondan sonra o ipuçları siz belki farkında olmayabilirsiniz ama gelecekte sizi gideceğiniz yola doğru götürüyor.

Söylediğim gibi rakamların insan hayatında belki bir sürü kişi için bir önemi olmayabilir ama benim hayatımda çok anlamlı rastlantılara neden olduğu için 18 benim için çok ayrı bir yere sahip. Halbuki uğurlu rakamım 5



M.BODUR
Rakamlar, rakamlar herzaman kafa karıştırsalarda aslında hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturuyorlar.Sonuçta her ay sonunda hesap kitap yapmak zorundasınız ödemeleri nasıl yapacaksınız, alışverişlerde hesabınızı iyi yapmazsanız sonra halimiz ne olur.Rakamlar geçmişten günümüze hep hayatımızın içinde oldu.Zaman zaman Gizemlide olsa.





M.BODUR
Hikaye ye rastlantılardan başlamışken birde ironik birbaşka hikaye dinleyelim sevgili Birol Bebek ten.Yıl 2003 Kapıların ardına kadar açıldığı dönem Kıbrıs lı Rum lar kapılara hücum etmiş ellerinde pasaportları Türk tarafına geçmeye çabalarlar bir izdiham almış başını gitmiş.Birol Hürriyet gazetesine çalışıyor o dönem ve yoğun bir şekilde gazetesine haber geçerken olaylar bu bölgede gelişiyor ,ikinci hikayemiz Ledra Place sınır kapısında başlıyor.



B.BEBEK
Kapıların açıldığı zamanlarda o zaman Hürriyet teyim. Hüseyin Alkan burda. Şimdi BBC’de.Hergün sınır kapısındayız ve değişik fotoğraflar çekmeye ve sürekli insanları takip etmeye çalışıyoruz nerden baksanız hergün gazetede yarım sayfa haberimiz giriyor kapaktan sürekli gönderdiğimiz haberler işleniyordu tabiki bizimde canımıza minnet böyle hareketli günlerde sık sık haber geçebiliyoruz.Çünkü daha sonra durgun dönemlere giriyor bazen haber geçmediğimiz günler de oluyordu.Dediğim gibi ogün Ledra Place dayız ordan da ayrılamıyoruz çünkü haberin kaynağı burda canlı yayın araçları kameramanlar foto muhabirleri hepimiz Ledra dayız bizde bir haber kaçırmayalım diye burdan ayrılamıyoruz bir gün iki gün üç gün böyle geçti.İşte tam bu sırada Türkiye deki gazeteler bu tür haberleden sıkılmaya başladı.Ve sonunda merkezden bir telefon geldi “artık ordan çıkın biz farklı hikayeler istiyoruz”dendi bizde tamam dedik ve harekete geçtik Hüseyin Alkan akşam üzeriydi telefonla beni aradı Birol dedi merkez artık farklı hikayeler istiyor hazırlan çıkalım şöle bir açılalım dedi.Napalım abi dedim? gidelim Alayköy de çok entresan şeyler oluyor yada binelim arabaya herhangi bir köye gidelim buluruz hikaye dedi.
Bir saat sonra buluştuk Havada kararmaya yeni başlamıştı, yani böyle kararıyor karardı. Yazları uzun ama bayada olmuştu vakit. Çok fazla Zamanımız yoktu çünkü, fotografı çekeceğiz, götürüp yaptıracağız ve göndereceğiz. Zaman kısa ama Gazete hikaye istiyor bir hikaye koyacağız muhakkak.‘Hadi Hüseyin abi gidelim’dedim bindik arabasına çıktık. Napalım? Ya arabada benzin yok hadi benzin koyalım da burnumuzun dikine gidelim. Netaraf olursa. Ordan hikaye yataracağız başka yolu yok dedi.Çıktık. Meclisin sol tarafında 2 tane benzinci var. Birinciyi geçtik, ikinci benzinciye girdik benzini doldurduk. Hüseyin Alkan’ı herkes bilir. Bilmeyenler için anlatayım. Çok mükemmel Çok keyifli bir insandır. Birlikte vakit geçirilmesi yegane insanlardan birtanesidir. Aynı zamanda inanılmaz derece düzensizdir de.
Yani bir çantası vardı. Benzini doldurduktan sonra ödemeye yapacak. Kredi kartını arıyor içinde hiçbir gözü olmayan bir çanta düşünün. Herşeyi içinde ha bire karıştırıyor. 5 dakika uğraştı, 10 dakika uğraştı çantayı karıştırıyor. Bulamıyor. Rastlantılardan yola çıktık ya bu da iyi bir rastlantı. Kredi kartını buldum, buluyorum, şimdi bulacam filan derken aynı zamanda arabanın içinide karıştırıyor ‘ya şuraya koydum, buraya koydum’ bu arada çantayı karıştırıyor. Bulamıyor yani nerede olduğu yok ortada.

M.BODUR
Hüseyin Alkan ve Birol Bebek benzini alırlar yalnız kredi kartını bulamazlar nakit para da yoktur yanlarında merkez haber beklerken bizimkiler benzin istasyonunda sıkışıp kalırlar Birol ve Hüseyin hummalı bir şekilde arabanın içinde kredi kartını ararlarken yanlarına 3 kişi yanaşır .




B.BEBEK
55-60’lı yaşlarda belki biraz daha büyük olabilir. Bir teyze, yanında bir amca ve genç bir çocuk. Böyle 26-27 yaşlarında. 3 kişi yanaştı ve kiralık araba sordu. ‘nerden bulabiliriz?’ diye Tabi bu arada Hüseyin hala kredi kartını aramaya devam ediyor bu esnada.Döndüm insanlara dedimki ki biraz daha gidiyorsunuz 50 metre ileride sağda bulabilirsiniz. ama baktık ki bunlar Taşkente gidecekler. Daha doğrusu o zaman Taşkente gideceklerini söylemediler. Sadece kiralık araba aradıklarını söylediler. Bu sırada Hüseyin kredi kartını buldu. ‘ödeyimde geleyim’ dedi. O gidip geldiğinde dedim ‘Hüseyin abi bunlar Rum. Hikaye bize geldi.’ Daha doğrusu ‘hikaye bize geldi’ demedim o saat. Dedim ki ‘abi bunlar kiralık araba arıyorlarmış’ dedim. ‘Dur dedi biz götürürüz ordan da devam ederiz’ dedi. Rent – a car’a gittik. Sordular kiralık araba, kiralık araba ellerinde hiç kalmamış. Ondan sonra döndük ‘ya niçin arıyorsunuz?’ dedik ‘Taşkente gideceğiz.’ O an kafamızda şimşekler çaktı hemen. ‘Abi haber elimize geldi. Hikaye burda’ Taşkente gidecek Rum bulduk. O zaman içimiz içimizi yiyo tabii. ‘biz sizi götürelim Taşkent’e dedik.’ Tabi bizim aklımızda başka şeyler var. Haberde yaparız bu arada. Çünkü, hikaye arıyoruz. Hikaye kendi bizi bulmuş. Yani her zaman olan birşey değil. Rastlantının bu kadar güzelide yok yani. Aldık arabaya bindirdik. Götürdük Taşkente. Taşkent kendi köyleriymiş. Gezdiler, bakkalda oturduk kahve içtik. Şimdi şey diyoruz biz ‘bu haber çok güzel. Hikaye çok güzel amaç bu hikayenin en can alıcı yani. Taşken teki şehitlerimizin anısına yapılmış binaya bu insanları sokmamız lazım ki, müthiş bir fotograf olur.
Aklımızdaki kurgu bu.Bu arada insanlarla konuşuyoruz çok iyi bir iletişim kurduk. Her tarafta izliyoruz adım adımda fotograf çekiyoruz. Taşkentlileri biliyorsunuz duygusal insanlar biraz daha yıpranmışlar. Rumlara karşı fikirleri biraz uçlarda. Onları da kutlamak lazım böyle bir köyü ‘kendi köyüm’ diye gezmeye geliyorlar. O acıdan belkide o güne kadar kapıların açıldığı günlerde en güzel hikayeyi bulmuşuz biz. Daha doğrusu o hikaye bizi bulmuş. Biz Taşkentte götürdük bu insanları. Ondan sonra aldık, gezdik köyleri, konuşturduk, çok iyi resimler çektik. Ama kafamızda çok can alıcı bir fotograf varki bu hikayeyi birleştirirsek Gazetede patlar. Yürüdük yolda tam şehitlerin olduğu şehit resimlerinin asıldığı bir odacık var. Oraya kadar gittik. Bu insanlarla da samimi olduk. ‘Burası da böyledir. İçeri girmek istermisiniz? sizin birşeyiniz yok belki ama burda da böyle birşey var.’ Onda sonra tabi merak ettiler, yani belkide bizi kırmasınlar diye girdiler. ‘tamam dediler girelim’ tabi ben hemen atladım onlardan önce içeriye girdim. Pozisyonumu aldım ve girmelerini bekliyordum. Annesi girdi, eşi girdi, ardından çocuk girdi. Kapısıda biraz ağır bir kapı. Sonra Hüseyin girdi. Kapı arkasından gürültü ile kapandı. Ve o saat insanların yüzlerindeki ifadeyi görmeniz lazımdı yani. Çok korktular. Hani bizim aklımızda böyle birşey yoktu. Düşünün bir kere oraya hangi ruh haliyle girdiler. Bu kadar şeyden irkilip, bu kadar korkup bilmiyorum yani bu kötü bir rastlantı. Haber acısından bizim için müthiş bir rastlantı idi. Hikaye bizi bulmuştu. Gazete’ de çok da iyi bir yer tuttu. Tam sayfa yer aldıydı sanırım bu hikaye. Çok geniş yer vermişlerdi.O insanların ogünki ruh halini, ogünkü görüntülerini hala aklıman gitmiyor.

Birde aklımda kalan rastlantılardan biri ondan sonra bunları çıkarmıştık. Korktular ama kapıyı açtıktan sonra rüzgarın biraz hızlı olduğunu o zaman anlamışlardı. Bol bol konuştuk. Çok farklı bir görüntü ortada vardı. Hiç düşünüldüğü gibi ordaki insanlar Türklerle Rumları biraraya getirmek, onun sonuçları konusunda bir sürü insanın fikri yoktu ama biz ogün kendimiz şahit olduk ki, insanlar birbiriyle konuştuklarında, iletişim kurduklarında birbirlerini anlamayabiliyorlar. Çünkü, orda yaşayan Türklerde belki bu gelen Rumlarda kayıplar verdi. Anlatmışlardı yolda giderken birbirlerini daha iyi anlamışlardı. Ve hiçte düşünüldüğü gibi o onu boğazlayacak... öyle birşey söz konusu olmadı. Gayette keyifli ziyaretti. Bizim içinde kesinlikle çok iyi bir haberdi. Bu benim aklımda unutmadığım haber anılarımdan biri.



M.BODUR
Birol Bebek hayatındaki raslantıları iyisiyle kötüsüyle ayrıca farklı yönleri ile bizlere aktardı.
İkinci hikaye nekadar insancıl bir olay olsada gazetecinin öncelikli işi haber yapmaktır.Ayrıca gerçek bir gazeteci babasını bile haber yapar.Çünkü gazetecilik ve habercilik insanın kanına işler.

B.BEBEK
Benim hayatımda rakamlar, rastlantılar birçok insana göre belkide farklılık ortaya koyabilir ama bence her insanın hayatında rastlantılar derinlemesine bakıldığında kendilerine birşey anlatan yada ilerde birşey olacağının emaresidir. Eğer geriye dönüp baktığında bu rastlantıların kendi hayatında başka noktalara işaret edebileceğinin de göstergesidir diye düşünüyorum. Herkese göre rakamlar farklı, bana göre rakamlar rastlantı.
Bu haber 46 defa okunmuştur

:

:

:

: