Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri, grevler ve müzakerelerin akıbeti ile ilgili görüşlerin yoğun olduğu bu günlerde gündemdeki en önemli konuların başında ülke ekonomisinin geldiğini belirten Günay Çerkez; “ İnsanlar hayatlarını idame ettirebilmek için ekonomiyi ilk sıraya almaktadırlar.
Gözde AKBEN
Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri, grevler ve müzakerelerin akıbeti ile ilgili görüşlerin yoğun olduğu bu günlerde gündemdeki en önemli konuların başında ülke ekonomisinin geldiğini belirten Günay Çerkez; “ İnsanlar hayatlarını idame ettirebilmek için ekonomiyi ilk sıraya almaktadırlar. Seçimler ve görüşler ekonomiden sonra gelmektedir” dedi. Günaydın Ada programında Didem Tavukçu Gürses’in konuğu olan Ticaret Odası Başkanı Günay Çerkez, ülkedeki ekonomik sorunların kaynağının tek bir nedene dayatılmasının yanlış olduğunu ifade etti. Çerkez; “Biz Türkiye ve Rum ekonomisi arasında sıkışmış durumdayız” dedi. Rekabet edilebilirliği arttırmak ve yatırımcıları ülkeye çekebilmek için gerekli altyapının ve yasal düzenlemelerin tamamlanması gerektiğine dikkat çeken Çerkez;” Önce neyi pazarlamamız gerekir bunu bilmeliyiz. Arkasından da gerekli altyapı ve düzenlemeler var mı bunları göz önünde bulundurmalıyız” dedi.
“ÖNCE EKONOMİ SONRA SİYASET”
Gündemdeki konular içerisinde önem sırası bakımından ekonominin üst sıralarda yer aldığını belirten Çerkez; “ İlk önce her insan o gün kendi yaşamını devam ettirmek için karşılaştığı sıkıntı ve zorluklarla birebir muhataptır. Onlardan sonra diğer mevzular yani seçimler ve görüşmeler gelmektedir. Nitekim son yapılan anketlerde de ekonomi birinci sıkıntı olarak ön plana çıkmıştır” dedi. Ülkedeki ekonomik sıkıntıların yeni olmadığına dikkat çeken Çerkez; “Uzun yıllardan beri ekonomik sıkıntıların olduğu hepimizce bilinen bir gerçektir. Tabii ki ülkemizin özel durumundan dolayı yaşadığı sıkıntıların haricinde dünya global ekonomik krizinin etkilerinin olması nedeniyle de vatandaşlarımız bu sıkıntıyı daha fazla hissetmektedir. Bu nedenle de bu dönemde insanlar öncelikli olarak geçimini nasıl sağlayacak, çocuğunun eğitimini nasıl sağlayacak, sağlık koşullarını nasıl yerine getirecek bunun yollarını bulmaya çalışmaktadır” dedi.
“TÜRK VE RUM EKONOMİSİ ARASINDA SIKIŞTIK”
Ülkede yaşanılan ekonomik sıkıntıların kaynağının dünyada mevcut olan global krizden mi yoksa yönetimsel hatalardan mı kaynaklandığını da değerlendiren Çerkez;” Ekonomimizin geldiği noktayla ilgili olarak tek bir nedeni belirtmek çok yanlış olur. Dünya ekonomik krizi aslında bizi direkt olarak etkilememiştir. Nedeni, bizim dünya ile direkt bir durumumuzun olmamasıdır. Bizim dünya ekonomik piyasaları ile direkt bir ilişkimiz yok. Ancak bizim ilişkimiz olan ülkelerden gelen girdiler vardır. Bu ülkeler bu krizden etkilendikleri için onun yansıması olarak bizim ekonomimizde dolaylı yoldan etkilenmiştir” dedi. Ada ekonomilerinin genel olarak küçük ekonomiler olduğuna dikkat çeken Çerkez; “ Ülkemizde yeteri kadar alternatif yoktur. Ada olarak düşündüğümüz zaman ne yapabiliriz? Doğal kaynağımız yok, petrolümüz yok, nüfus küçüktür. O nedenle adada yapılabilinecek şeyler ya hizmet sektörüdür ya eğitim ya da hafif sanayidir. Çünkü bizim burada ağır sanayi kurmamız gibi bir şey olamaz. Zaten yine ada olduğumuz için ve izolasyonlara, ambargolara maruz kaldığımız için girdiler çok daha yüksek olacağından rekabet eder bir durumda olamayacağız nitekim de bunu yaşıyoruz. Biz şu anda Türkiye ekonomisi ve Rum ekonomisi ile rekabet edemeyiz. İki ekonomi arasında sıkıştık. Çünkü onlardaki girdiler çok daha düşük olduğundan imal ettikleri ya da ticaretini yaptıkları ürünlerde daha fazla rekabet edilebilirlik yaratıyorlar” dedi. Rekabet edilebilirliği arttırmak adına bazı girişimlerde bulunduklarını da dikkat çeken Çerkez; “ Bu konularda bizimde son zamanlarda girişimlerimiz olmaktadır. Son 1, 1.5 yıldır vatandaşlarımız bütün ürünlerde ülkemiz daha pahalı diye düşünüyorlar. Belki bu 3-4 sene önce böyleydi. Ama şimdi alınan bir takım tedbirlerle daha rekabetçi bir duruma geldik ” dedi.
“ÖNCE NEYİ PAZARLAYACAĞIMIZI BİLMELİYİZ”
Bundan sonrası için öncelikli olanın nasıl bir çıkış yolu saptanması olduğunu belirten Çerkez eldeki imkânların verimli şekilde kullanılmaya çalışılması gerektiğini de sözlerine ekledi. Çerkez; “ Avantajlı olduğumuz yerlere ciddi bir penetrasyonumuz hala yoktur. Önce neyi pazarlayabileceğimizi bilmemiz lazımdır. Turizmi pazarlayacaksak ona göre bir girişim yapmamız gerekir. Eğer emlak sektörünü pazarlayacaksak ilk önce biz kendi ülkemizde o ülkelerin örf ve adetlerine, alıştıkları hayat stillerine hitap edebilecek binalar yapabilecek miyiz? Mesela Arap ülkeleri özel hayata çok önem verir. Onların bahçeleri çevresinde minumum 2 metrelik duvarlar olması gerekir. Biz kendi ülkemizde böyle bir şey yapabilir miyiz talep ederlere? Hayır, şu an yapamayız. Çünkü bizim yasal düzenlememiz de bahçe duvarı sınırımız 1,2 metreden daha yüksek olamaz. Bunu değiştirmeye hazır mıyız? Oradaki yatırımcıları buraya çekmeden önce gerekli yasal ve teknik her konuyu hazırlamamız gerekmektedir” dedi.