Seçime 10 gün kala hükümet krizi çekilir mi?

Herkes kendi anketinde kendi adayını Cumhurbaşkanı ilan ediyor ama Nisan ayının ikinci haftasının başında memleketi hükümet krizi bekliyormuş. Sizin anlayacağınız; bu kriz sayesinde ne sel kalacak aklımızda, ne yağmur ne çamur.

Herkes kendi anketinde kendi adayını Cumhurbaşkanı ilan ediyor ama Nisan ayının ikinci haftasının başında memleketi hükümet krizi bekliyormuş. Sizin anlayacağınız; bu kriz sayesinde ne sel kalacak aklımızda, ne yağmur ne çamur.
Rivayet odur ki; Başbakan Eroğlu, UBP’nin yeni liderini 18 Nisan seçiminden en az 10 gün önce düşünmez ve “Seçilirsem benden sonra tufan... Seçilemezsem koltuk garanti” diyerek partiyi kaosun ortasına atarsa; memleketi
tsunami basacakmış ve adına “Hükümet krizi” diyecekmişiz.
“Nisan’da yaz gelmiş olacak; tsunami nereden çıktı” diye suâle cesaret eden; selam vermiş ve borçlu çıkmış olurmuş.
Çünkü 1 değil; 2 tane nur topu gibi tsunami adayımız varmış. Biri büyük, biri de küçükmüş.
Küçük tsunami; halef açıklanırsa kopacakmış ve başkanlık (Dolayısıyla Başbakanlık) bekleyen 7 kişiden biri aradan sıyrılacağı için, kalan 6’nin en az 5’ini yanına almayı başaracakmış.
Geriye dımdızlak biri kalırmış ki; koparacağı gürültü (Tsunami) fazla rahatsız etmezmiş.
Yok eğer Eroğlu “Seçilirsem düşünürüz” diyecek olursa; asıl kıyamet (Büyük tsunami) o zaman ve seçime 10 gün kala kopacakmış.
O da şöyle olacakmış: İpe un serildiğini gören adaylardan en az 4’ü; “Seçilirse beni harcar, seçilemezse koltuktan kalkmaz” diyerek kazan kaldıracakmış. Hükümet güvenoyunu, Eroğlu da seçimi erkenden kaybedecekmiş. UBP’den kopmayı asla düşünmeyen bu kişiler üstelik sıkı partiliymiş ama oyuna gelmeyi sevmezmiş.
Bana kalırsa akla yakın ama “Seçime 10 gün kala hükümet krizi çekilir mi?” demeyin lütfen, elbette çekilmez.
SON SÖZ: Ama boş verin; Cumhurbaşkanı seçiminin tadına doyulmayacak galiba.







 

 

 

 

 











 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TEKLİF KUTUSU

 




Çamlıbelliler, 'AİHM'nin nihai kararına kadar sivil itaatsizliğe ve mücadeleye devam edeceğiz. Köylünün onayı alınmaması halinde Lapta Belediyesi'nin vereceği hizmetlerin bedellerini ödemeyeceğiz' demiş ya... Biz de cümbür cemaat 'Bu işin içinde bol para var' diye çıppana çalalım.

Neçün da den…
'Belediyeye ödemeyiz' dedikleri para AİHM’ne avukat tutacak kadar çok olduğuna göre şu anda birileri muhakkak topluyordur!

 

Bu fotoğraf “One minute” diyor!

 

 

 

 

 




İki kişi bulunan bu fotoğraf utancından “One mnute” diyor.
Soldaki Filistin Turizm Bakanı Holud Debis (Potonimin bakanı), sağdaki de malûm...
Şimdi sağdakinin kurum kurum kurulmasına ve pabucumun bakanının ezilip büzülmesine bakın ve gözlerinizin önüne anavatanımız Başbakanı Erdoğan’ın “One minute” diyerek Filistin halkına sahip çıkışını hatırlayın. İnsanın “Bunlar için değer mi?” diyeceği geliyor ama neylersin ki; aynı Filistin’i en zayıf günümüzde bile satmamıştık. Bunun dedeleri tarafından arkamızdan vurulmamış olsaydık, Ortadoğu bugün böyle olmazdı!

 

TEBESSÜM

Babanın ölümü

Büyük çiftliklerinde kendilerine çok sadık kâhyalarıyla yaşayan birkaç yıllık evli çiftin nihayet bir erkek bebekleri olmuştu. Ancak günler haftalar geçtikçe bebeğin çok farklı ve insanüstü yetenekleri olduğu ortaya çıkmaya başladı.
Bir yaşına geldiğinde yetişkin gibi konutu, 2 yaşında aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya, 3 yaşında ileri matematik profesörleriyle tartışmaya ve 4 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başladı ve bir gün dedi ki;
- Tam 1 yıl sonra bugün öleceğim... Ben öldükten 2 yıl sonra annem ölecek, annem öldükten 1 yıl sonra babam ölecek...
Bir yıl sonra dediği oldu ve çocuk 6 yaşında öldü.
Baba çok uyanık olduğu için karısına birkaç milyon dolar değerinde hayat sigortası yaptırdı.
İki yıl dediğiniz nedir ki; sular seller gibi akıp gitti ve oğlunun kehaneti çıktı. Sürenin bittiği saniyede ölen kadını yatağında cansız buldular.
Bir yıllık ömrünün kaldığını bilen baba ise geriye kalan günlerini zevk-ü sefa içinde geçirmeye çoktan karar vermişti.
Karısının sigortasından aldığı milyon dolarlarla seyahatlara ve birbirinden güzel kadınlara yatırım yaptı. O memleket senin, bu memleket benim dolaştı durdu, her limanda bir sevgili edindi. Gerçeği bilmenin rahatlığı ile gününü gün etti. Ölümüne bir gün kala dolarlar suyunu çekmişti. Son parasıyla dünyalar güzeli bir kızla çiftliğine çekildi ve son gecesinin tadını doya doya çıkardı. Elinde sadece çiftliği kalmıştı. Onu da emektar kâhyasına bırakmaya karar verdi, buna dair vasiyet mektubunu yazıp kolayca görülecek bir yere bıraktı.
Gerçekten zevk dolu bir gece yaşamıştı ama gün de ışımaya başlamıştı. Kadını gönderdikten sonra 'Vakit geldi' diyerek yatağa uzandı, gözlerini kapatıp ölümü beklemeye başladı. İçinden 'Vay be... birazdan ölmüş olacağım ama yine de tüm hayatım boyunca ve özellikle son bir yılda muhteşem ömür sürdüm, her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım. Ölüm hoş geldi sefa geldi' diye düşünüyordu..
Geceyi beraber geçirdiği dansçı kız ise cömert müşterisinin ne iyi adam olduğunu düşünerek merdivenleri inmiş, kapıdan çıkmak üzereydi ki, dondu kaldı ve biraz önce indiği merdivenleri çığlık çığlığa tırmanarak adamın yanına koştu.
- Dün akşam bize hizmet eden '12 yıllık kâhyam' dediğin adam var ya, kapının dibinde uzanmış yatıyor. Galiba ölmüş!



Bu haber 427 defa okunmuştur

:

:

:

: