Barolar Birliği ve Baro Konseyi, sel felaketinde yaşananların sivil toplum örgütlerine ne kadar çok iş düştüğünü gösterdiğini belirterek, sadece söylemekle bir yere varılamadığını belirtti.
Barolar Birliği ve Baro Konseyi, sivil toplum örgütlerinin yönetenler üzerinde baskı oluşturması ve zamanında yanlışlıklardan dönülmesine çaba sarf edilmesi, yanlışlıklardan dönülünceye kadar da, her türlü demokratik tepkilere başvurulması gerektiğini kaydetti.
Kendisinin de sel felaketzedesi olduğunu belirten Barolar Birliği ve Baro Konseyi Başkanı Hasan Sözmener yazılı açıklamasında, halka geçmiş olsun diyerek sivil toplum örgütlerinin önemiyle ilgili ve hukuki konularda değerlendirmeler yaptı.
“FAİZ FELAKETİ SEL FELAKETİNDEN BÜYÜK”
Sözmener, ülkede sel felaketinden daha büyük bir faiz felaketi yaşandığını savunarak, “Halkımız gece gündüz çalışmakta ve tüm kazanç faize gitmektedir. Bu konuda bir yasa tasarısı hazırladık, tüm sivil toplum örgütlerine çağrılar yaptık, ses bile çıkmadı” dedi.
Yasaların güncellenmesine karşı çıkanlar da bulunduğu görüşünü ifade eden Sözmener, Baro Konseyi’nin birtakım görevlerinin bazı organlara hatırlatılmasında gereklilik ve fayda olduğunu belirtti.
Hasan Sözmener, çoğulcu çok sesli demokrasiden yana olduklarını kaydederek, özetle şunları belirtti:
“KKTC’deki tüm organlar ve özellikle yargı organı bilmelidir ki, adaletin gerçekleşmesinde, avukatların katkıları, yargıçların ve savcıların katkılarından daha az değildir. Hatta birçok konuda daha çoktur.
Yargı bağımsızlığı, sadece yargıçların ve savcıların bağımsız olması ile sağlanamaz. Bağımsızlığı sağlanmış ve devlet otoritesi ile donanmış maaşlı yargıçlar ve savcılar karşısında, avukatlar ezik iseler, devamlı horlanmakta iseler, sürekli olarak ekmekleri ile oynanmakta ise, korku içerisinde iseler, her an tutuklanma tehdidi altındaysalar ve bu gibi benzeri durumlar varsa, yargı bağımsızlığından kesinlikle bahsedilemez.”
Avukatların, onurunu ve bağımsızlığını koruma ve bu konuda yasa önerilerinde bulunma görevinin Baro Konseyi’nde olduğunun bilinci içerisinde hareket edileceğini ve bu görev yerine getirilirken de, hiçbir organ, makam veya kişiden izin, icazet alınmayacağını; nezaket ve saygı kuralları içerisinde bilgilendirme dışında, hiçbir organ, makam veya kişiye danışılmayacağını anlatan Sözmener, Baro Konseyi Başkanı olarak bu görevlerini yerine getirmesinde avukatlar gerekli desteği sağlamazsa, bir gün dahi bu görevde kalmayacağının bilinmesini istedi.
Sözmener, Başsavcılık’tan, her tasarıya ilişkin görüş istenmesinin, gereksiz bir takım gecikmelere ve zaman zaman, Başsavcılığın kendisini, yasa koyucu gibi görmesine, hareket etmesine yol açtığını savundu.
Yargıçların maaşlarının artırılmasını da isteyen Sözmener, mahkemelerde toplanan paraların hazine yerine Yüksek Mahkeme veya Başkmukayyit adına açılacak bir banka hesabında yatırılması ve hak sahiplerine ödenmesi için yasa değişikliği çalışması yaptıklarını, yürütmenin Başsavcılık’tan görüş istediğini ancak Başsavcılık’ın görüş bildirmediği duyumu aldıklarını, bunu Baro Konseyi’ne saygısızlık olarak algıladıklarını kaydetti.
Sözmener, basına görüş ve düşüncelerini kamuoyuna yansıttığı için teşekkür ederek, bir kişinin yetkili mahkeme tarafından suçlu bulunup mahkum edilene kadar masum ve suçsuz olduğunu hatırlattı ve yayınlarda bu kurala uyulmasını istedi.
BASININ DİKKATİNE
Sözmener, “Basınımızın, kamuyu bilgilendirme görevi ile, kişilerin masumiyet ilkesi arasında makul ve adil bir denge kurmaları gerekmektedir. Çoğu zaman, basınımızın yargıdan önce vermiş olduğu mahkumiyet kararı, sonradan yargının verebileceği beraat kararını gölgede bırakabilmektedir” ifadelerine yer verdi.