‘3 çocuk’ siyaseti

Sayın Erdoğan’ın her aileye “en az 3 çocuk” yapın tavsiyesine ben katılmıyorum. Katılmamam, Başbakanla benim Türkiye’yi görmek istediğimiz yerin, yani istikbaldeki hedefimizin de aynı olmadığını gösteriyor.

Sayın Erdoğan’ın her aileye “en az 3 çocuk” yapın tavsiyesine ben katılmıyorum. Katılmamam, Başbakanla benim Türkiye’yi görmek istediğimiz yerin, yani istikbaldeki hedefimizin de aynı olmadığını gösteriyor.

19’uncu ve 20’inci asır dünyasında nüfus çok önemli bir faktördü; hele bazı ülkeler ve toplumlar için yaşamsal bir değer taşıyordu. Ama yüksek nüfus yine de belli bir “kalitede” değilse, toplumun bağımsız devlet olarak örgütlenmesi ve böyle kalabilmesi için maalesef yeterli olamıyordu: Hindistan’ın nüfusu ile Büyük Britanya’nınkini karşılaştırın, ne dediğimi anlarsınız.

Eğer salt nüfus çok büyük bir etken olsa idi 30 milyonluk İngiltere Hindistan’ı değil, 400 milyonluk Hindistan İngiltere’yi sömürgeleştirirdi. Aynı değerlendirme Osmanlı için de geçerlidir: nüfusu 120 milyondan fazla olan Osmanlı 19’uncu ve 20’inci asırlarda kendini tek başına doyurup, giydirmekten ve korumaktan acizdi.

El emeği yoğun sanayi devrimi sürecinde sanayi devrimini yapabilen toplumlarda, makineleşmenin yanında büyük sayıda el emeği kullanılmakta idi ve nüfusun büyüklüğü mekanize olmak içinde gerekli idi. Sanayi devriminin başındaki “makineler işimizi elimizden alacak” korkusu boş çıktı: en az iki asır, makineler otomasyon sayesinde hem daha kaliteli ve hem de tıpa tıp aynı üründen daha ucuza daha çok üretebilme imkanı sağladı; pazarlar genişledi, tüketici sayısı arttıkça daha fazla mal gerekti, bu da daha çok işçi demekti.

İstatistik olarak 35-40 milyonluk toplumların hem genç kalıp ve hem de nüfuslarının artması için her ailede ortalama 3 çocuk yapılması gerektiği hesaplanmıştır. Ancak bugünkü Türkiye toplumu için bu sayısal değerler ve insan gereksinimi geçerli değildir. Bugünkü resmi nüfusumuz 73 milyon kadardır. 4 Milyon kadar da yurt dışında vardır, ancak bunlar ülkemizde eğitim, sağlık, emeklilik gibi sosyal güvence ile istihdam problemi üretmemektedir. Biz hesabımız 73 milyon üzerinden yapalım.

Ülkemizin yıllık gayri safi hasılası 1 trilyon liradır. Bu rakam, hem tüm ihtiyaçlarımızın karşılanması ve hem de ileriye dönük eğitim, sağlık, emeklilik, savunma ve bilhassa istihdam gibi sorunlarımızı tam olarak karşılamaktan çok uzaktır. Dolayısı ile devamlı bir borçlanma ve bunun neticesinde de yüksek meblağda faiz girdilerimiz olmaktadır. Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki bugünkü bilgi ve teknoloji birikimimizle 45-50 milyonluk bir Türkiye en az bu kadar hasılayı yine yapardı. Bu demektir ki şu anda yurdumuzda “olmasa çok daha iyi olurdu” diyebileceğimiz 23-25 milyonluk bir nüfus fazlamız var. Bu nüfus olmasa idi adam başı gelirimiz de 14.250 TL yerine 20-22.000 TL olurdu.

İlk bakışta bu o kadar büyük bir fark olarak görünmese de % 50 müspet bir farktır ve bu günkü hesaplara göre de her şey istediğimiz şekilde gittiği takdirde an az 10 yıl daha gerektiren bir hedeftir. Elli milyonluk bir Türkiye, şimdiki okul, hastane, ev, yol ve benzeri alt yapı stoklarını önce sayısal olarak yeterli bulacak ve sonrada tüm bunlarla beraber yaşam kalitemizi de iyileştirebilecektir. Şu andaki durum tam tersidir ve nerede eldekini iyileştirmek, her yıl yeni doğan milyonlar için eldeki imkanların çok üstünde yatırımlarla sayısal yeterlilik sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu hedefler ne kalitatif ve nede kantitatif olarak tutturulamayacaktır.

Yapılacak olan “herkes en az 3 çocuk yapsın” tavsiyesi değil, en kısa sürede ve yaş gruplarının birbiri ile oranını çok fazla bozmadan nüfusu en az % 30 azaltmanın plan ve stratejilerini yapmaktır. Böylece Türkiyeli birey çok daha iyi yetişmiş, müreffeh ve mutlu olacak, hem devleti nezdinde, hem toplumda ve hem de dünyadaki değeri artacaktır. Tarihi rakibimiz olan ülkelerin bilgi ötesi toplum planları yaptıkları günümüzde bizim hâlâ daha çok montaj sanayi, daha çok ucuz tekstil fabrikası ve buraları ağzına kadar doldurup, boşalacak bir yer için kuyruklarda bekleyen yüzlerce vasıfsız işçi tavsiye ediyor olmamız akıllara zarar bir durumdur.
Bu haber 106 defa okunmuştur

:

:

:

: