KKTC şampiyonluğu ve unvanı için çok iddialı iki pehlivan, bu ara, birbirlerine uzaktan meydan okuyorlar.
Bahis tutanlar, taraftarlar, destekleyiciler ve halk merakla izliyor, tartışıyor, heyecanla bekliyor.
Yalnız onlar mı?
Medyamız, gazetecilerimiz, spor yazarlarımız ha bre tahminler yapıyor.
“A” daha güçlü, tekniği üstün,
“B” daha deneyimli, daha dayanıklı, taktiği eksik
O nedenle , “A” kazanır, “B” kaybeder.
Uzayıp gider.... En iyisi, bir an önce, bu iki pehlivanın güreş minderine çıkartılması değil mi?
Herkes görsün, kim güçlü ve kim kimi tuşa getirecek. Beraberlik sonucu yok. Galibiyet ve mağlubiyet söz konusudur. Daha fazla tartışmaya, iddiaya gerek yok.
Şu an, pehlivana benzettiğimiz, çok güçlü ve deneyimli, başa güreşeceği tahmin edilen iki pehlivanımız Talat Çelikbilek ve Derviş Demirkol, birbirlerine, uzaktan, meydan okuyor, atıp tutuyor.
İkisini de ringe, güreş minderine çıkartmak için uğraşanlardan biri, bir gazeteci olarak, günlerdir çalışıyorum. Menajerleri ile temas halindeyim.
Çelikbilek, “nerede olursa güreşmeye hazırım, şampiyonluk unvanı ve kemeri benim olacaktır, ilk rauntta rakibimi yerle bir edeceğim” diyor.
Demirkol ise, nazlanıyor. Mindere çıkmadan Çelikbileği eleştiriyor, eksiklerini, dezavantajlarını sıralıyor.
Çelikbilek, “karşıma çıkamaz, çıkacak gücü yok, mağlup olacağını biliyor” diye tahrik ediyor.
Demirkoldan bir türlü, “buyur mindere sana çeliğin nasıl eğilip büküleceğini göstereyim” diyemiyor.
Durum bu sayın sporseverler.
Fakat peşini bırakmaya niyetim yok.
İki ünlü ve iddialı pehlivanı ADA TV ekranlarında ve Star Medya Gurubu kalemşorlarının önünde güreşe çıkarabilme gayretlerimi sürdüreceğim. Son çağrımı yapmadan önce uyarıyorum:
Mindere, ekrana çıkmamakta ısrar eden pehlivanı da, hakem heyetinin, “hükmen mağlup” sayacağını da duyuruyorum, belki son anda, nazlanan Demirkol da , “haydi Bismillah, gel de boyunun ölçüsünü al” der.
**
SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI
Paskalya münasebetiyle, başta Hristofyas, diğer Rum siyasi liderleri ve Başpiskopos Hrisostomos II, katıldıkları ayinlerde ve verdikleri demeçlerde ipin ucunu kaçırdılar.
Bu dini günlerinde bile Türk tarafına saldırıyorlar, aşağılıyorlar, Kıbrıs’ı yeniden birleştirinceye kadar, eski mallarına, topraklarına dönünceye kadar mücadeleyi sürdüreceklerini ilan ediyorlar.
Dualar da ediyorlar. “İsa’dan ve Yüce Allahtan gelecek yortu, paskalya gününe kadar vatanlarının birleştirilmesini, eski yerlerine dönmelerini, yerleşiklerin gitmelerini, işgalci Türk askerlerinin Kıbrıs’tan çıkmalarını” dileyiyorlar.
Ortodoks kilisesinin başı daha da ileri gidiyor, gençleri, halkı ve ona göre yanlış yolda olan siyasi liderlerini, azimli mücadeleye davet ediyor.
Kıbrıs Türkleri de KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için yarışan adayların peşlerinden koşuyorlar.
Ey ahali, izliyor musunuz?
Seçim, oy, para, mangal faslı, Galatasaray, Fenerbahçe, Bursa Spor, Gönyeli, Kçük Kaymaklı şampiyonlukları mıdır yegâne ilgilendiren sizleri?
Yoksa ne münasebet mi diyorsunuz?
Araba, ev, okul ve diğer taksitler, geçim derdi midir düşündüklerinizin başında gelenler?
Evet derseniz, çok doğaldır. Kabul ediyorum, ancak, biraz da çevrenizle, etrafınızda olup bitenlerle ilgilenseniz olmaz mı....
Örneğin Kıbrıs’ın ve halklarının geleceği, Kıbrıs Türklerinin güvenliği, refahı, mutluluğu...
Baksanıza,
Mehmet Ali Talat, Derviş Eroğlu, Tahsin Ertuğruloğlu, Zeki Beşiktepe ve diğerleri başka bir şey düşünmüyorlar, başka herhangi bir konu ile ilgilenmiyorlar.
Varsa da yoksa da Kıbrıs sorununun çözümü, KKTC, vatan, bayrak, egemenlik, özgürlük, demokrasi! Ve de Cumhurbaşkanlığı sarayı ile koltuğu…