Bir seçimi daha geride bıraktık. Dünkü seçimlerle ilgili bugünden başlayarak çeşitli yorumlar yapılacak. Biz de yorumlarımızı bu köşeden okurlarımızla paylaşacağız.
Seçimin sonuçlarından önce seçim kampanyası ve seçimin yapılış şeklini de yorumlamamız gerekiyor. Seçim kampanyasının son günlerinde yazmıştım, yinelemek durumundayım.
Bu seçim süreci Kıbrıs Türk demokrasisine olumlu anlamda hiçbir şey katmadı. Ama zarar bile verdi.
Bu seçimlerde programlar değil özellikle bir tarafın dayattığı hamasi söylem yarıştı. Seçmen doğru olmadığı bilinen iddialarla dolduruşa getirilmeye çalışıldı. Birey seçmen devletin gücü ile baskı altına alındı.
Tarihimizde ilk kez sandık başında oy kullanan bir seçmenin oyun gizliliği ilkesini ihlal ettiği saptanıp suçüstü yakalandı. Cep telefonu ile verdiği oyu kaydedip, istenen oyu verdiğini kendisine baskı yapanlara bir çeşit ispat etme olayı siyasal yaşamımıza dahil edilmiş oldu.
Zaten yarım yamalak olan demokrasi kültürümüz bu gelişmeyle artık yarım değil çeyrek pozisyona geriledi.
Seçimim gayrı resmi sonuçları ortaya çıktı. Bu sonuçlara göre, Derviş Eroğlu KKTC’nin üçüncü Cumhurbaşkanı oldu.
Bu sonuçların değişebileceğini sanmıyorum. O nedenle Sayın Eroğlu’nu kazandığı bu zafer nedeniyle tebrik ediyorum. Seçim süreci her ne kadar da demokrasimize katkı yapacak şekilde geçmedi ama seçim sonuçları YSK tarafından kesinleştirildiği noktadan itibaren Eroğlu KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanıdır. Her vatandaşın o makama saygı göstermesi esastır.
Sayın Eroğlu o makamda göreve başladığı andan itibaren anayasal zorunluluğu dikkate alıp artık sadece UBP’lilerin veya kendisine oy verenlerin değil tüm vatandaşların Cumhurbaşkanı olduğunu kabul edip ona göre hareket etmesi gerekecektir.
Belki bugün için çok erken ama, Kıbrıs Türk toplumu için vazgeçilmez bir gereklilik olan müzakere sürecinin devamı bakımından da hassasiyet göstermesi gerekecektir.
Kampanya süresince bu seçimlerin 24 Nisan referandumunun rövanşı olacağı propagandası yapıldı. Seçimleri bu propagandayı yapanlar kazandı. Bu durumda Kıbrıs Türk toplumunun Kıbrıs’ta çözümden ve Birleşik Kıbrıs’tan yana olan iradesinin değiştiği mi kabul edilecek bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
KKTC vatandaşlarının yüzde 72’si sandığa gitti ve bunların yüzde 50.38’i Sayın Eroğlu’na oy verdi. Bu sonuç onun cumhurbaşkanı seçilmesine yeterli bir sonuçtur. İşte bu noktada karar vermek Sayın Eroğlu’na kalacaktır. Kendisini seçen iradeyi Kıbrıs’ta birleşik Kıbrıs’a hayır diyen irade olarak mı sayacak yoksa başka bir şey mi sayacak onu hep birlikte göreceğiz.
Bu sonuçlarla, 24 Nisan referandumunun rövanşı alındı mı?
Bu sorunun cevabını birileri net olarak vermelidir. Bundan sonra Kıbrıs sorunu konusunda izlenecek politika bu sorunun cevabının verilmesiyle şekillenebilecektir.
Eğer Kıbrıs Türk toplumu Birleşik Kıbrıs hedefinden vazgeçmişse izlenecek politikalar da buna uygun olmalıdır. Yok eğer bu seçimin sonucu 24 Nisan referandumunda ortaya konan toplumsal iradeyi değiştirmemişse ve müzakerelere kaldığı yerden aynı temel ilkelerle devam edilecekse o zaman birilerinin çıkıp bu toplumdan “seçim meydanında söylenenler seçim meydanlarında kaldı” diyerek bir özür dilemesi gerekecektir.