Ezana gereken değeri veriyor muyuz?

Ezan-ı Muhammedî, rüyalardan kalplere huzur bulması için nakşedildi ilkin.

Ezan-ı Muhammedî, rüyalardan kalplere huzur bulması için nakşedildi ilkin. Sonra Hazreti Bilal’in (ra) billur sesi duyulabilecek en güzel ses olarak kaydedildi zihinlere. Bu sırlı sesi duyan müminler kemal-i edeple dinlediler onu, yokluğunda ise hasretle yandı içleri, acı çekti yürekleri. Hele o sese âşık sevdalı yiğitler ondan uzak kalınca büsbütün hüzünlendi. Ezana karşı nekadar duyarlı olduğumuzu ezana hasret gönüllerin dillerinden dökülen hüzün ve hasret dolu şu kelimelkerle kıyaslıyarak iç muhasebemizi yapalım...”Turkiye’ye komşu ülkenın yaşlı teyzelerinin hiç olmasa haftada bir iki gün Türkiye’de okunacak ezanları işitme aşkı ve heyecanıyla en yakına kadar sokulup nabız atışlarını zor kontrol ederak hasret gidermeleri. “Ben burada ezan sesini duyamıyorum. Ne olur benim için, benim kulağımla, benim yüreğimle, huşu içinde dinle ezanı diye yakarmaları……
Şimdilerde ezana eskisi kadar önem verilmiyor. Belki çoğumuz ezan sesini bile duyamıyoruz. Doğumumuzda kulağımıza, ‘hayat boyunca ayrı kalmama’ duasıyla okunan ezanlarla buluşamıyor artık kulaklarımız. Ona değerini hissettirmiyoruz hal ve hareketlerimizle. Büyüklerimiz Ezan-ı Muhammedî okunurken ona nasıl hürmet edeceğimizi şöyle sıralıyorlar: “Ezan okunurken mümkünse konuşmayı kesin ve ezanın edebine uygun olmayan bir durumda iseniz bu durumdan çıkın. Müezzinin okuduklarını tekrar edin. ‘Hayyalessalah ve Hayyalelfelah’ bölümlerini tekrarlamayın, bu arada ‘La havle ve la kuvvete illa billah’ (Güç ve kuvvet yalnız Allah’tandır) duasını okuyun. Sabah ezanında ise ‘Essalatü hayrun mine’n-nevm’ (Namaz uykudan hayırlıdır) bölümünden sonra ‘Sadakte ve berirte’ (Doğru ve iyi söyledin) şeklinde tasdik ifadesini tekrarlayın.” Ecdadımız ezana o kadar ehemmiyet vermiş ki; her yöreye her vakite özel makamlar geliştirmiş. Bugün çocuklarımız ve gençlerimiz ezana verilmesi gereken değerin farkında değil. Boylu boyunca uzanan genç ezan okunduğu zaman Allah’ı ve Peygamber’i hatırına getirmiyor, kılını dahi kıpırdatmıyor, açtığı müzik kanalını bırakın kapatmayı sesini kısmayı bile düşünmüyor... Belli ki ailesindeki büyükler ezan okunduğu zaman bunların hiçbirini yapmamış... Gelin bu mübarek günlerde, hem kendimiz hem de eş ve çocuklarımızla Ezana gerektiği değeri vermeye çalışalım ve bu davranışımız hayat boyu sürsün. Mesela, ezanı duyduğumuz zaman televizyonu kapatalım, Allah’a, ezanların gürül gürül okunduğu böyle bir ülkede yaşadığımız için şükürler edelim. Minaresiz şehirlerde ezana hasret anlaşılabilir; fakat her gün 5 defa okunan bu ülkede ezana hasret kalmak gerçekten anlaşılamayan bir hasret... Bugün ezana göstereceğimiz ilginin yarın karşımıza çıkacak olan ilgi olacağını unutmayalım
Özgürlüğün simgesi ezan seslerimizin gök kubbede daim yankılanması,onu anlayabilme ve onunla anlaşılabilme niyazlarımla…
Bu haber 228 defa okunmuştur

:

:

:

: