Nüfus artışı ile birlikte cürümün de arttığını itiraf etmişti bana kendisi ile mülakat yaptığım en üst düzeydeki bir yetkili.
Trafik suçlarından tutunuz da çek-belge sahteleme, hırsızlık, dolandırıcılık, sirkat, darp, katillik, insan kaçırmak, tecavüz, ırza geçmek, uyuşturucu, fuhuş, akıllara ne gelirse, gırla gitsin.
Suç işleyenlerin bazıları yakalanabiliyor, bazıları serbest aramızda dolaşıyor.
Mahkemeler, yargıçlar bunalmış durumda.
Ya Merkezi Ceza evindeki dram mı, komedimi ne demeli bilmiyorum, almış başını gidiyor.
Mahkûmlar perişan, ceza evi çalışanları kat kat perişan.
Ne düzendir bu Yarabbi!!
Gardiyanından memnun olmayan mahkum, hapisane koşullarından şikayetci, cezalılardan şikayetci ceza evi görevlileri.... Suç işlemiş kişi cezalandırılıyor.
Islah edilmesi ve cürümlerin önlenmesi nedeniyle duvarlar ve parmaklıklar arkasına kapatılıyor... Herkes şikayetci..
İlgili bakanlıkla temas kuran sendika temsilcileri de herkesden daha fazla huzursuz ve isyanlar halinde.
Nereye varacak bu işin sonu diye ciddiyetle ve sorumlulukla ilgilenen var mıdır?
Resmi ünüformaları devlet tarafından karşılanmayan gardiyanlar, ceza evi personeli, çalışma koşullarından, ezilmekten, yorulmaktan, tehdit ve korku altında olmaktan bıktık usandık diyor.
Yok, mu bu insanları dinleyecek, yaralarına merhem olacak?
Her milletvekili seçiminden ve hükümet oluşumundan sonra, Cumhurbaşkanı seçiminden sonra yapılan yeni istihdamlar, kızağa alınan üst düzey görevlileri: Müdürler, müsteşarlar, müşavirler, yeni müdürler, danışmanlar ve sair
Milyarlarca lira ödenirken, bol keseden harcamalar yapılırken, savurganlık tavana vururken;
Ceza evi koşullarını, binasını, kapasitesini, çalışanlarını, gardiyanlarını unutan bir hükümet, bir devlet tasavvur edebilir misiniz?
Bu nasıl devlettir, ne biçim yönetimdir?
Bu gün 1 Mayıs, dünya çalışanları günü. Mitingler, gösteriler, kutlamalar yaşanacak.
Sendikalar, sendikacılar, emekciler binbir slogan haykıracak, posterler, afişler taşıyacak.
İlgili makamlar ve emniyet güçleri olaysız kutlamalar ve mitingler yaşanması için üstün gayret sarfedecek.
Gün geçip gidecek ve ertesi yıla kadar olanlar unutulacak. Eğer, çok ciddi şiddet olayları yaratılmazsa, tabii!!
Yaşam devam edecek.
Suçlar işlenecek, cürüm tırmanacak, mahkemelerde ve yargıçlarla savcılar önündeki dosyalara yenileri eklenecek, raflarda bekleyen davalar daha da artacak.
Sizce, yaşamımızda herhangi bir değişiklik olacak mı?
Herşey düzene girecek mi, asayiş berkemal mı olacak, yoksa masum insanlar yollarımızda yürüyemeyecek hallere mi düşürülecek? Kimin evi, villası, iş yeri soyulacak. Kim taciz edilecek, kim silahlı ve buçaklı saldırıye uğrayacak, tehdit ve terör yaşayacak?
Bunları düşünmek ve önlem almak zamanı mı şimdi? Yoook. Ne münasebet!!
Haziranda yerel seçim, ara seçim, halk oylaması var. Herkes, siyasi parti liderleri, hükümet edenler oturup da bunları mı düşünecek, hesaplayacak, programlayacak, yoksa asayişle, cürümle, ceza evleri ve gardiyanlarla, mahkûmlarla mı uğraşacak?
Deli mi oldular, ne!!
İşleri başlarından aşkın. Siz kendi işinize bakınız, fazla şikayetci olmayınız, cürüm, düzensizlik her yerde yaşanır, yalnız KKTC de değil.
Gördünüz mü, cevapları da hazır. Bunlar olağandır, en çağdaş ülkelerde dahi olur.
Olsun bakalım.
Ne ala, Herşey yolunda. Değil mi yani? Daha ne yapsın gariplerim bizler, sizler, gençler, güvenli geleceğimiz için?
Allah onların da bizlerin de yardımcısı olsun,
Büyüklerimizi başımızdan eksik etmesin.
Amiiin.