Star Kıbrıs Medya Grubu’nun Genel Merkezi Girne’de Karaoğlanoğlu’nun girişindedir. Önceki akşam işyerimden çıkıp 1987 model Renault 9 Broadway arabamla evimin yolunu tuttum. Limasol Serdarlı ve TKP milletvekilliği gibi birçok önemli görevde bulunmuş olan rahmetli Ziya Rızkı’nın büstünün bulunduğu çemberi geçerken arkadan gelen bir araç önüme geçti.
Araç deyip de geçmeyin, gözlerimi önümdeki araçtan alamadım. Ama ne araç! Normal 3 araç uzunluğunda dev gibi bir araç! Her yanında ışıkları var. Yüksekliği ona ayrı bir çekicilik katıyor. O bildik limuzinlerden değil. Bu araç daha çok HUMMER’lara benziyordu. Henüz plakası yoktu. Yani yepyeniydi diyebilirim.
Araç önde ben arkasında Hirondel Kavşağı’ndaki çembere kadar gittik. Araç oradan geri Girne’nin içine döndü. Ben de Lefkoşa yönüne saptım.
Yol boyunca aklım o araçta takılı kaldı. Öyle bir arabayı kim satın almış olabilir diye düşündüm. Gerçekten o büyüklükte ve muhtemelen dudak uçuklatan fiyatta bir arabayı kim almış olabilir?
Araç bir otomobil olmaktan çok yürüyen poli lüks bir otel odası gibi. Çemberi dönerken sayabildiğim kadarıyla sadece bir tarafında 6 tane penceresi var.
Yol boyunca aklıma takıldı. Gün içinde haber merkezimize akan haberlerde ülkemizde, özellikle de kamu maliyesinde ekonomik sıkıntılar olduğu belirtiliyordu. Yeni hükümetin programını görüşen Cumhuriyet Meclisi’nde siyasi partilerimiz liderleri yaptıkları konuşmalarda bu krize ve kriz karşısında alınması düşünülen önlemlere değiniyorlardı.
Mecliste yapılan konuşmalardan anlaşılan, yeni hükümetin gündeminde, çalışanların özlük haklarında bir takım kısıntılar getirecek önlemler söz konusuydu. Bunlardan bazılarının kamu çalışanlarının emekli maaşlarının üçte bir oranında azaltılacağı, bundan sonraki dönemde ne kadar çalışırsa çalışsın ikramiyesinin 50 bin TL’yi aşamayacağı, halen emekli olanların emekli maaşlarından vergi kesileceği gibi önlemler söyleniyor.
Yani?
Deniyor ki memlekette ekonomik sıkıntı var ve bu nedenle bazı önlemler alınması lazım. Alınacak önlemler de toplumun orta ve alt kesimlerini oluşturan çalışanların ve emeklilerin gelir seviyelerini olduğundan daha da aşağıya çekmeyi getirecek. Memleketi yönettiği iddiasında olan siyasetçiler buna “özveri” diyorlar. İşçi, memur ve emeklilerden bu özveriye memleket çıkarları adına katlanmalarını istiyorlar.
Aynı siyasetçiler ülkedeki vergi kaçağının toplam ekonominin yüzde kırkına denk geldiğini de söylüyorlar. Başka bir anlatımla bu ülkedeki kazançların yüzde kırkı vergilendirilemiyormuş. Bunu maliye bakanları söylüyor. KKTC dünyanın gelir dengesi en bozum ülkeler listesinde en tepelere doğru koşan ülkesi durumunda. Çalışan kesimler hızla fakirleşirken vergi kaçakçıları da ters yönde akıl almaz bir hızla zenginleşmektedir. Devleti yönettiğini zannedenler de buna çanak tutmaktadır. KKTC’de, sabah şafak atmadan yatağından kalıp güneş doğarken işbaşı yapan, akşam da gece karanlık basmadan paydos etmesine müsaade edilmeyen işçi bir baba günde en az 10–12 saat çalışması karşılığında bir ayın sonunda evine, asgari ücretin neti olan 1,079.5 Türk Lirası götürebilmektedir. İşveren örgütleri bu ücreti bile çok buluyor ve ödemekte zorlandıklarından şikayetçi oluyor!
Aynı KKTC’de, 18 yaşına geldi diye çocuğuna doğum günü hediyesi olarak HAMMER alan “işadamları” da var.
Kimdir bunlar? O “işadamları” ve şirketleri vergi veriyorlar mı? Ne kadar kazandılar ve ne kadar vergi verdiler? Bunlara bakan bir devlet kurumu yok mu?
Bu soruları boş yere sorduğumun bilincindeyim. Aslında cevaplarını da biliyorum. Kimsenin umurunda olmadığını da biliyorum. Ama huyum kurusun. Oldum olası kendimi illa ki fakirin fukaranın derdine yanmak, işçinin, emeklinin yaşam zorluklarıyla ilgilenmek, onların hak ve çıkarlarını savunmak zorunda hissediyorum.
Buradan hükümet etme iddiasında olanlara çağrı yapıyorum; çalışanların ve emeklilerin ekmeğini küçültmeye kalkışmadan önce kaçırdığı vergilerle aldıkları poli lüks arabalar etrafta fing atan ve saray yavrusu havuzlu villalarında verdikleri partilerde tafra savuranların peşine düşsün. Kayıt dışında duran % 40 kazancın vergisini toplamayı başardığınız gün ekonomik sıkıntılarınız da bitecek. İşte o zaman Kuzey Kıbrıs insanca yaşanabilecek bir memleket olma yoluna girecek.