Ülkenin gerçek kahramanları

Zor olan, özveri gösterip, fedakarlık yapmaktır. Nerelerden eksik fedakarlık yaparsan, arkandan, ya da ailenden bir şeyler kesmişsindir.

Zor olan, özveri gösterip, fedakarlık yapmaktır. Nerelerden eksik fedakarlık yaparsan, arkandan, ya da ailenden bir şeyler kesmişsindir. Tam tersi olduğunda ise, zamanının ve gençliğinin güzelliklerinden kendin için değil de, yaşadığın ülken için bir şeylere katlanmışsındır. Gizli kahramanlar onların içindendir. Kimseye belli etmezler, kaybetme korkusu yoktur onlarda. Kendileri için çok az şey yapmışlardır. Bütün dertleri, yaşadıkları ülkeyi daha ileriye götürmektir, ya da çalıştıkları kurumun daha güzel işler yapması amacıyla, vatandaşa hizmeti görev bilerek, bir şeyleri göze almaktır.
Bunlar kimdir, nedir, bizden midir, fark etmez. İnsana ve ülkeye hizmet etmek, onlar için asli görevdir. Genel anlamda onların yaptığı, sahiplenmedir. Özveri hep onlardan beklenir, çünkü halkın hizmetkarıdır onlar. Fazla şeylerde gözleri yoktur. Tek istedikleri huzurlu bir yaşamdır. Çocuğunu okutmak, evlendirmek, torun sahibi olmak gibi sıradan istekleri vardır.

Doğru yaşayan, kendi ülkesinin bayrağı dalgalandığında gözleri dolan, boğazları düğümlenen insanlardır onlar. Gururlu ve şerefli olmak, onların ilkeleridir. Vatan denince, bayrak denince, halk denince, eşitlik denince, hep bir şeyleri vardır onların söyleyecek. Boş laflarla zaman harcamak ise, onların defterinde yoktur. Okuduğu kitabının sayfalarını çevirince, hayatı yorumlamaktır onun yaptığı. Bugün öğretmendir, yarın asker, daha sonra polistir, bekçidir, doktordur, subaydır, işçidir … Bunlardır ülkenin sahipleri. Haram lokmayı bilenler, Allahtan korkanlardır ülkenin sahipleri.

Soğukta 3 – 6 nöbetinde titreyerek bekleyendir ülkenin sahipleri. Çocuğu hastanede yatarken, o görevinin başında nöbet tutan subaydır, polistir ülkenin sahipleri. Parası olmadığı için evlenemeyen üniversiteli, ektiğini pazarda satan ve evine helal para getiren, esnafa aldığını ödeyen, dürüst olan, aşırı sıcakta yel yapan kişidir ülkenin gerçek sahibi. Üç kuruş maaşıyla çocuğunu okutmak için çabalayan, devletini ve milletini seven, gerçek, çıkarsız ve hilesiz kişilerdir ülkenin gerçek sahipleri.
Bir de sahte sevgiyle ülkesini sevenler vardır. Onlar devletten ve ihalelerden hep haberdar olurlar. Birbirlerinin arkasından kuyularını kazarlar. Geceleri harcadıkları paraların haddini hesabını bilmezler. Hem Rum tarafına giderler, hem de “sahte milliyetçiler düşmanımızdır” derler. İşçinin ve emekçinin hakkını ipotek altına alanlar da vardır ve onlar da bazı solculardır. Seçilince tam tersini yaparlar. Düzene ayak uydururlar. Son model arabalarına binip, fakirlikten, fukaralıktan edebiyat yapanlar mıdır sizce bu ülkenin gerçek sahipleri? Yoksa gerekirse gözünü kırpmadan canını ülkesi için veren şehitlerimiz midir? Gazilerimiz midir, yoksa seçtiğimiz, bizleri yönetenler midir bu ülkenin gerçek sahipleri? Kararı siz verin sevgili okurlar.
Sonuna gidemediğimiz bir yapı var ve birileri bizi sürekli kandırıp duruyor. Bilmem farkında mısınız? Çıkar ve menfaat olunca, ülkeyi düşünen yoktur. Kimsenin de umurunda değildir çözüm bulmak, çaba harcamak. Hep koltuk sevdası, hep menfaat ve çıkar sarmış ülkenin her bir yanını. Birileri bunu görüp de söylemiyorsa, yazamıyorsa, file getiremiyorsa, buna ortak oluyor demektir. Bunun da partisi yoktur, sadece ülke sevgisi ile sınırlıdır. Yapılacak küçük işler, büyük mutluluklar getirir. Birileri vaat ve umut satıyor ve bu da prim getiriyor. Elle tutulur şeyler mutluluk getirmelidir. Suya imza atmak, insanların umutlarıyla oynamak, ülkesini sevmek anlamına gelmez. Hizmet halk için yapılmalıdır siyasette, devlet için yapılmalıdır. Bilmem anlatabildim mi?
Bu haber 534 defa okunmuştur

:

:

:

: