Prof. Dr. Nüket Saracel… Toplumsal değişim, öz değerlerden uzaklaşma, yoğun ve stresli yaşam, maddiyatın ön plana çıkması, yalnızlaşmayla birlikte “çağdaş” dünyada “terapi” veya “tavsiye” niteliğindeki bir dizi uyarlanmış sözün yaratıcısı Mevlana’nın 21. kuşak torunlarından… Asırlardan beri “yol” gösteren, “ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” gibi veciz sözlerle herkesin dilinde rehber olan Mevlana felsefesinin temsilcilerinden biri… Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ)’de Rektör Yardımcısı ve 7 yıldan beri KKTC’de yaşıyor. “Bu ülke Mevlana felsefesine çok uygun” diyerek farkında olmayanlara da değerlerini fark ettirmeye çalışıyor.
Mevlana felsefesinin, Mevleviliğin simgesi hoşgörü, sakinlik, bilge tavırlarıyla dikkat çeken Saracel, 1207-1273 yılları arasında yaşayan Şair-Alim-Bilgin Mevlana Celaleddin Rumi’nin bir çok koldan dünyanın birçok yerine yayılmış torunlarından biri. Mevlana felsefesini, Mevleviliği “yol” kabul eden, yaymayı kendine misyon edinenlerden.
Torun olarak uluslararası literatürde yer alan ulusal ve uluslararası ilgili sempozyumlara davet edilen, KKTC’de de Yakın-Doğu Üniversitesi bünyesindeki Rumi Enstitüsü’nün faaliyetlerine katılan Prof. Saracel, torun olmanın yüklediği misyona, sorumluluğa dikkat çekiyor
MEVLEVİLİĞİN İKİNCİ MERKEZİNDE DOĞDU
Saracel, Konya’dan sona Mevleliğin ikinci merkezi sayılan Afyon-Karahisar doğumlu... Burada okudu, sonradan adı Afyon Kocatepe Üniversitesi adını alan Anadolu Üniversitesi’nden mezun oldu. İktisadi ve İdari Bilimler okudu, tez aşamasında sosyal politika ve endüstri ilişkilerine yoğunlaştı. Amerika ve İngiltere’de üniversitelerde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı, araştırmalar yaptı. 1997’de profesör oldu.
Müziğe ilgisi, iyi nota bilgisi nedeniyle alanıyla çok uygun olmamasına karşın konservatuar müdürlüğü de yaptı aynı üniversitede... Çok iyi mandolin çalan, piyano çalmayı seven, kanun kursları alan Prof. Saracel, bu konservatuarda bir ilke imza attı ve sema topluluğu ile “mutrip” heyeti kurdu. Yani tasavvuf müziği icra eden grup…Çin dahil dünyanın birçok yerinde gösteriler yaptılar bu grupla.
KIBRIS’A TESADÜFLE GELDİ
Türkiye’de emekliliğinin ardından, dönemin rektörünün davetiyle 2003 yılında Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’ne Rektör Yardımcısı olarak KKTC’ye gelen, o günden beri yaşamını adada sürdüren Prof. Dr. Nüket Saracel, üniversiteden ve adada bulunmaktan son derece memnun. “Ada, KKTC, üniversite huzur yeri. Türkiye ile kıyaslandığında hoşgörü, tolerans hakim. Şiddet eğilimi yok. Bu da Mevlana felsefesine çok uygun” diyen Saracel, hayatının geri kalan kısmını adada geçirmek niyetinde.
“HAMDIM, PİŞTİM, YANDIM…”
Din alimi, medreselerde dersler veren, günümüze kadar yaşayan ve hala çok satan birçok eseri bulunan Mevlana’yı, felsefesini, Sufi (Tanrı yolcusu) Şems ile tanışmasıyla kendini yeniden şekillendirmesini anlatırken bu felsefenin hala insanlara rehber olduğuna vurgu yaptı Saracel.
“Mevlana’yı en iyi anlatan ‘hamdım, piştim, yandım’ sözüdür. Özetidir felsefesinin. Bugün sadece hümanistliği, toleransı, hoşgörüsüyle kabul görmüş görünüyor. Oysa O, öyle çok sıfatı üzerinde taşıyor ki… Her şeyden önce bir alim. Arap edebiyatı, Fars edebiyatı ve Yunan mitolojisi konularında derin bilgi sahibi. Bu bilgiyi medreselerde ders vererek başkalarına aktarmakla kalmayıp, eserlerine de yansıtmış… Şairlik onun görünen bir yönü. Ancak onun esas amacı şiir yazmak değil aslında. Şiirler kanalıyla hakikat sırlarını gönül ehline sunmak. Hakikatın temel kaynağı ise Kuran-ı Kerim ve hadisler…”
DİN ODAKLI BİR FELSEFE Mİ?
“Bu, dinden yola çıkarak bir tanımlama. Din odaklı bir felsefe olarak mı algılamak lazım Mevlana felsefesini?” sorusuna ise, Mevlana’nın sözleriyle yanıt verdi Prof. Saracel…
“En fazla karşılaştığımız soru. Günümüzde insanlar, Batılılar, İslami ögelerden seyrelterek aşkla algılamayı tercih ediyor Mevlana’yı. Bizler de bu soruya Mevlana’nın sözleriyle karşılık veriyoruz: ‘Nasıl görmek isterseniz, öyle görün… Neyi arıyorsan, O’sun… Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır…’ Yani niye müdahale edelim, nasıl algılamak isterse insanlar, öyle algılasınlar. Nasıl olsa yanlış anlayan yok… Madem ki herkese faydası oluyor, herkes algısı kadar algılasın…”
BATIDA “BEST SELLER”
“Bu derin anlamların çoğu, çoğunluk tarafından bilinmiyor ama Mevlana, Mevlana felsefesi, sözleri, kitapları çok popüler. Her yaştan, her görüşten, din bilgisi olan/olmayan bilerek veya bilmeyerek O’nun sözlerini rehber gibi kullanıyor. Bunun sırrı nerde” diye sorulunca da Saracel, şunları söyledi:
“Evet, aynen öyle. Batı çok seviyor Mevlana’yı. Kitapları ‘best seller’, en fazla satanlar listesinde. Çünkü endüstrileşme beraberinde birçok sorun getirdi. Maddiyat ön plana çıktı, insanlar yalnızlaştı... Ve manevi rehber aramaya başladı insanoğlu. Manevi haz duyacak şeyler… Mevlana günümüzde uyarlanarak aşk odaklı, İslami ögeler seyreltilerek yaygınlaştı. Böylece tüm insanların ilgisini çekti, çekmeye devam ediyor. Bu uyarlamalarla dünyayla tanıştı. Psikolojik tedavilerde bile kullanıldı. Kişisel gelişim rehberi, yaşam koçu gibi… Bize göre bunun hiçbir sakıncası yok, nasıl görmek istiyorlarsa öyle görsün insanlar…”
ELİF ŞAFAK’IN AŞK’I
Mevlana’yı, Mevlana’nın Şems ile tanışmasını anlatan Elif Şafak’ın “AŞK” isimli ünlü kitabını da aynı yaklaşımla yorumladı Prof. Saracel… “Mevlana’yı, felsefesini belki hiç bilmeyen genç nesillere, geniş kitlelere tanıtılmasında, sevdirilmesinde büyük katkısı oldu…”
En ünlü eseri “Mesnevi” başta olmak üzere, “Dîvân-ı Kebîr”, sohbetlerinden oluşan 'Fîhi mâ-fîh', dost ve akrabalarına yazdığı 147 mektubu içeren “Mektubat”ın dünyada birçok dile çevrildiğine de dikkat çekti Prof. Saracel.
ŞÜKRETMEK ERDEMDİR
KKTC’de Osmanlı döneminden kalma tarihi Mevlevihane bulunmasının önemini de vurgulayan ve burada zaman zaman etkinlikler yaptıklarını anlatan Saracel, “Mevlana felsefesini benimseyerek yaşamak ne demek … Hoşgörü, toleransın sınırı yok mu… Siz melek misiniz mesela” diye de sorduk…
“Hayır melek değilim. Kızarım da, belki incitirim de. Ama hayata kurgu olarak bakarız biz. Bu kendi kendini eğitmekle ilgili. Kötü davranmamaya çalışırız, incitirsek pişman oluruz. İnsanları olduğu gibi kabul ederiz. Bu felsefe dünyaya hâkim olsa huzur olur. İnsan ilişkilerine ve dünyaya barış hâkim olur...”
Son yılların yaygın profili, her şeye sahip olmalarına karşın mutsuz insan topluluklarına atıf yaparken “Şükretmek çok önemlidir, erdemdir” diyen Prof. Saracel, Mevlana’nın “altın öğütleri” nden bazılarını anımsattı:
“Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol…Hiddet ve asabiyette ölü gibi… Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol… Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol…”
Kıyafetlerin anlamı… Ney, sembol
“Kainatın oluşumunu, insanın dirilişini, insanın kamil-e erişini” anlatan Sema gösterilerinin, ayinlerin, bu ayinlerde giyilen kıyafetlerin Mevlana felsefesindeki önemini de anlattı Saracel…
“Semazenin başındaki sikke, mezar taşı; üzerine giydiği tennure, kefen; sırtındaki hırka kabridir… En önemli enstrüman Ney ise, kâmil insandır. Ney, adeta Yüce Yaratıcı’nın ‘ben sizin Rabbiniz değil miyim’ sorusuna ‘evet’ cevabını veren ruhlar misali sazlıktan koparılmış, aşırı arzu ve isteklerinden arınması için içi oyulmuş, sonra üzerine ses çıkartabilmesi için delikler açılmış ve kendisine ait hiçbir sesi kalmayana dek fırında yakılarak sadece üfleyenin sesini veren bir musiki aleti olmuştur. Bu bakımdan ney, kendine ait bir isteği ve arzusu olmayan Allah’ın sesini veren kamil insanın sembolüdür. Hz. Mevlana’nın ‘hamdım, piştim, yandım’ ifadesi, hamlıktan kamil insan oluncaya kadarki manevi yolculuğu ya da dönüşümü anlatmaktadır…”