Ferhat Atik
Kıbrıs Ada’sının en güzel zamanlarını yaşıyoruz. Hava ısındığını hissettirir bir hal alırken, akşama kayan zaman hafif esintili bir rüzgar eşiğinde, bu Ada’da yaşadığımızı hissettiriyor bize. Bir çok diyarda kışın ve soğuğun hala kol gezdiğini düşünürsek, yaşadığımız mevsimin bir Kıbrıs mevsimi olmasından mutluluk duymalıyız. Bugün İngiltere’deki okuyucularımıza da merhaba demek için bu girişi seçtim. En çok oralarda Ada özleminin olduğunu bilerek. Bahar geldi. Bu yaz da gözleri yolda aileler yurtdışındaki yakınlarını bekler oldu. Kıbrıs’a gelme zamanı geldi.
***
Genel bir kanı olarak bahar medyaya düştüğünde, her mevsimde olduğu gibi kendine özgü değişimleri de beraberinde getiriyor. Başta reklamlar olmak üzere hemen her içerik değişirken yaza kaydıkça içeriklerin en azından radyo ve televizyonlar anlamında azaldığını ve tekrara girildiğini görmemiz mümkün. Reklamlar, dönemin ürünlerine kayıyor. Mayolar, yazlık eğlence alanları ve benzeri yaz ihtiyaç ve argümanları medyadan halka ulaşmak için neredeyse birbirleri ile yarışıyor. Gerçi son yıllarda bazı dönemsel kavramlar anlamlarını yitirdi. Örneğin dondurma reklamları eskiden yaz başı, bahar sonu tanıtıma çıkarken, şimdilerde 12 ay karşımızdalar. Son yıllarda ülkemizde değişen bir başka ürün ve üretim ise inşaat. Eskiden inşaat sektörü de iklim şartları gereği yaz başına doğru ve içinde bulunduğumuz günlerde tanıtıma çıkardı. Çünkü yaz aylarında hava şartları inşaatların ilerlemesine daha müsaitti. Oysa bu sektör de artık 12 ay. Kendisiyle doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulunan yüzlerce sektörle üstelik. Düşünün 12 ay sürekli devam eden bir sektör. Üstelik beraberinde bir çok sektöre lokomotiflik yaparak. Önceleri hatırlayacaksınız, özellikle İngiltere’de yaşayan yakınlarımız yaz aylarında çok sıkışık zaman dilimlerinde Kıbrıs’a gelebiliyor ve 1-2 hafta kalıp gidiyorlardı. Özlemlerini dahi gideremeden. Şimdilerde, fiyat ve alternatiflerle gelişen inşaat sektörü sayesinde bir çok gurbetçimizin ev yatırımları gerçekleştirmelerine imkan sağlandı. Tabi sadece ülke içerisinde bu sektörün geliştirdiği fonksiyonlardan bahsetmeye bile gerek yok. Gelişen ülkemizin gurbete gidiş yolu bu vesile ile tek şeride inerken, dönüş yolu otoban büyüklüğünde artık.
***
Ailelerin kendi imkanları, telefon görüşmeleri ve benzeri sıkıntılar içerisinde haber aldıkları, ülkeler arası bilgi akışının zor olduğu dönemler geride kaldı. Artık çağ bilgi ve iletişim çağı. Artık herkes dilediği her bilgiye kolayca ulaşıyor. Hatta daha siz istemeden bilgi gelip size ulaşıyor. Bazen bu akışın içerisinde doğru olmayanları da bulmak mümkün. Bu nedenle bilgi edinmeye çalıştığımız konuda resmi tam görmek için medyayı dikkatli okumamız şart. Örneğin yabancıların inşaat almaları konusunda yapılan küçük eylemin medyaya ilk yansıyan şekliyle yanlış anlaşılabileceği gibi. O resmi okumak, haberin ve bilginin gerçeğine ulaşmak ve kolaylıkla bu tür bir eylemin fazlaca duygusal ve hatalar içerdiğini görmek için, inşaat sektörünün gelişimindeki başarıyı, ülkemizde iç içe yaşadığımız yabancıların ne denli huzur ortamında KKTC’de bulunduklarını da görmek gerekir. Her iyi anlamda hızla gelişen KKTC’de çok sayıda yabancı yaşamaktadır ve hepsi de bu ülkede olmayı kendi gözlemleri ve deneyimleri ile tercih eden ve sürdüren değerli insanlardır. Bundan sonra tercih edecek olanlar gibi. Bu örnekte olduğu üzere, medya yolunu kullanarak kitlelere ulaşmaya çalışanlar, elbette kendilerini haklı gösterme eğiliminde olacaklardır. Ama hedef kitle, okuduğunu, izlediğini ve dinlediğini algılarken resmin tamamına bakmayı da bilir. Bilmelidir. Çeşitli kaynaklardan ulaşan bilginin doğruluğu, tüm yaratacağı olumsuz sonuçlar ve manipülasyon gibi değerler içerisinden çıkarıldıktan sonra kalan kadardır. Ama örneğimizde olduğu gibi bazen o kadar bile değildir. Tıpkı medyaya ulaştı diye doğru olduğuna inanma zorunluluğumuzun olmadığı gibi.