İngiliz siyasi tarihinde çok bilinen ve pek çok kişinin karşılaştığı bir soru vardır. Bu soru da bir İngiliz sömürgesinin özgürlüğünü ne zaman alacağına dair cevaplar aranır. Yıllar boyu yapılan araştırmalar sonucunda bu soruya pek çok farklı cevap verilmiş olsa da İngiliz siyaset ve tarih bilimciler tarafından yanıtlar iki boyutta ele alınmış.
İngiliz siyasi tarihinde çok bilinen ve pek çok kişinin karşılaştığı bir soru vardır. Bu soru da bir İngiliz sömürgesinin özgürlüğünü ne zaman alacağına dair cevaplar aranır. Yıllar boyu yapılan araştırmalar sonucunda bu soruya pek çok farklı cevap verilmiş olsa da İngiliz siyaset ve tarih bilimciler tarafından yanıtlar iki boyutta ele alınmış. Birinci yanıtta halkın seçebilme yetisinin gelişmiş olması, hesap sorması, kişileri ve ihtiyaçları iyi analiz edebilme ihtiyacının olduğu ve belirli bir bilgi birikimine sahip olması gerektiğinde görüş birliğine varılmış. İkinci yanıtta da halkı yönetecek olanların yeterli derecede insani duygulara, eğitime, bilgiye, gözlem ve sorumluluk alabilme ve hesap verebilme yeteneğine sahip olması gerektiği anlatılmış. Bunlar doğru şekilde yapıldığı takdirde de sömürgelerin özgürlüklerine kavuşabileceği doğrulanmış.
Bu sömürgeden kurtulabilmek adına yapılan girişimler yıllar boyunca sadece İngiltere’de değil dünyanın pek çok yerinde de uygulandı. Peki, bu teoriyi ülkemizde uygulamaya kalksak yani mevcut olan ekonomimize ve siyasetimize baksak sizce ülkemiz İngiliz sömürge teorisinden kaç puan alırdı hiç düşündünüz mü? Ben düşündüm ve işte sonuç…
Ülkemiz bu yıl iki seçimi geride bıraktı. Seçmenler kendilerine en yaşanabilir Kıbrıs’ı vaat edenleri başa getirdiler ancak gelinen noktaya baktığımız zaman seçmenlerimizin doğru tercihler yapamadığını görüyoruz. Demek ki sömürge teorisindeki madde de yani halkın seçebilme yetisinin gelişmiş olması, ihtiyaçları ve olayları analiz edebilme yeteneği maalesef bizlerde gelişmemiş. Bu sonuca nasıl mı vardık? KTHY’nin bulunduğu durumdan yola çıkalım. 35 yıllık köklü kuruluşumuz, bayrak taşıyan, milli havayolumuz olan KTHY’den… Gelinen noktada artık kendimizi kandırmayalım çünkü artık KTHY yok. Atlas’la birleşebilir, yarın onunla ayrılıp başkasıyla birleşebilir. Sorun bu değil. Sorun şu ki artık bizim olan bizden olan bir havayolumuz yok. 1975 yılında kurulan ve 1994 yılında hisselerinin bir kısmı THY’e dahil olan ve Türkiye’nin desteği ile ayakta kalan KTHY, devlet tarafından 2005 yılında hisseleri geri alındığı zaman kasasında 30 milyon dolarlık bir parayla da geri alınmıştı. Yani kaba tabiriyle KTHY ölmüş eşek değildi. 2005’ten bu yana gelinen noktaya baktığımız zaman 30 milyon dolar artıda olan şirket 120 milyon doların üstünde bir borca ulaştı. Üstüne üstlük yüz bin kadar da yolcusu mağdur oldu. Peki, bu aşamaya gelinmesinde mesul kimdi? Devletti. Neden? Çünkü KTHY’yi yöneten devletti. Demek ki İngiliz teorisine dönecek olursak halkı yönetecek olanlar da yönetme kabiliyeti yok. Halka dönecek olursak, halk hesap sormuyor. Bunu da ötesinde olanları alkışlıyor. Teoriye göre halk da seçme ve hesap sorma kabiliyeti yok. Demokrasinin gereği olan otorite verilmesi, mesuliyet verilmesi, halka açıklama yapılması ve halkın hesap sorması gibi gereklilikler maalesef bizde yok. Ne hesap sorarız ne de o hakkı bize verirler. Demem o ki sınıfta kaldık dostlar…
Zerin Özal