Sevgili Cemil Garip ile geçtiğimiz Cuma akşamı Ada TV’de gerçekleştirdiğimiz Ada’da Futbol programında masaya yatırdığımız. Star Kıbrıs’ta da sayfalara taşıdığımız uzun süre KKTC’de ikamet eden ancak vatandaş olamadıkları için yabancı statüsünde tutulan, Türkiye kökenli futbolculara, ‘Onay’ veren KTFF Başkanı Ömer Adal ile Kulüpler Birliği Başkanı Özel Tahsin’e, öncelikle ‘Teşekkür ederiz’
Evet, spordan siyasete döndüğümüz zaman, UBP tabanının TDP ile koalisyon istemesine karşın, parti önde gelenlerinin ‘Yerim dar’ diyerek naza çekilmesi, TDP gençliğini ve bazı parti önde gelenlerin tepkisine neden olmaya başladı.
Aslında UBP, TDP ile koalisyon kurmak isterken, hem sol göstertip sağ vurmak hemde bir taş ile iki değil beklide üç kuş vurmak istiyor. UBP birinci taşta ÖRP ile koalisyon istemeyen tabanını memnun etmeyi hedefliyor.. İkinci taşta, bağımsız milletvekillerine bakın TDP hazır kıta bekliyor. Gelin bir seçimde seçilme şansınız yok. Bize katılın ancak bakanlık istemeyin. Size bir seçimde ilk sıralara koyarak seçilme garantisi vereyim diyerek verilecek olan ‘Meclis Başkanlığı’ ile küstüreceği bir Hasan Bozer’i ve koltuktan olduktan sonra buruklaşacak olan iki milletvekilini kazanmayı hedefliyor. UBP üçüncü taş ile TDP’nin bir bakanlığı kabul etmemesi durumunda Kurultaya kadar işi sallayarak sonrasında da bağımsızları içerisine alarak yeter sayıya ulaşınca tek bir parti olarak ülkeyi yönetmeyi hedeflemekte..
TDP’nin hükümet ortağı olmasını istemeyenler, Mehmet Çakıcı’nın hükümete girmek istemesini Başbakan Yardımcılığı ile bağdaştıranlar var. Çakıcı bir Doçent. TDP’yi bir milletvekilliğinden 3 milletvekilliğine taşımış yani bu konuda başarılı olmuş bir parti başkanı. Ehhhh, Allah versin işleri de iyi. Dünyalığını yapmış ve para sıkıntısının olmadığı da biliniyor. Ben Çakıcı’nın partisini daha fazla güçlendirmek istediği için hükümete girmek istediğini tahmin edenlerdenim. Sol bir parti ile sağ bir parti hükümet ortağı olur mu diyenler var. İsterseniz olaya biraz bilimsel yaklaşalım ve Stalin zamanında bu tezin geçerli olduğunu söyleyelim. Ancak Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Sol ve Sağ partilerin birlikte hükümet kurdukları bir gerçek. Bunun bir örneği, ülkemizde kurulan bir CTP-DP hükümetinde de görülebilir.
Evet parmağımızın arkasına saklanmadan söyleyeyim. UBP – TDP koalisyonunu, CTP istemiyor. İstememesinin sebebi de bir zamanlar TKP’nin tabanının CTP’ye kayması örneğinde olduğu gibi kendi tabanının güçlenen bir TDP’ye kaymasından korktuğundandır. UBP – TDP koalisyonunu istemeyen bir başka kesim daha var. O kesimde TDP’nin fonksiyonu nedeni ile çözüm görüşmelerini sürdüren Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun elinin güçleneceğinden korkanlardır. Ayrıca Eroğlu’nun yanı sıra, Eroğlu’nun partisi UBP’nin de bu yöndeki görüntüsünün değişeceğini ve puan toplayacağını düşünenlerdir. 2004 seçimlerden büyük bir başarı ile çıkan ve 25 Milletvekiline sahip olup da, biz hiçbir bakanlık istemeyiz. Gelin sağ bir parti olan DP ile koalisyon kurmayın. Biz sizden hiçbir bakanlık istemeyiz ve sizin istediğiniz şartlarda koalisyon kurarız diyen BDH’ya yüz çevirip kapıdan çıktıktan sonra DP ile hemen koalisyon kuran o CTP değil miydi?
Hade CTP’yi boş verdik. TDP Başkanı Çakıcı’nın sözünde durması ve sivilleşme yönünde önemli adımlar atmaya başlaması. Bilemedin, Polisin İçişleri Bakanlığına bağlanmasındaki ısrarının sürmesi. Hatta Anayasa’nın meşhur geçici 10. Maddesi, artık geçerliliğini yitirdi ve kalkması gerekir demesi, birilerini memnun eder mi? Bence etmez. İşte bunun için bazı kalemler çarp, böl ve ‘Kördüğüm’ yap misyonunu üstlenmiş durumda.
Haaa, birileri bana TDP, UBP ile yatağa girerken dikkatli olsun yine bir parmak muhabbeti olmasın derse orada onlarla hemfikirim. DMP adı altında kurulan ortaklıkta, meclise girilmemesi konusunun yanı sıra, 1986-87 yılında devam eden UBP – TDP koalisyonu sırasında Özal’ın meşhur ‘Esenlendirme Paketinin’ geçirilmesinde karşı duruş sergileyen TKP’ye atılan birinci parmaktan ve 2000 yılında yine UBP tarafından atılan ikinci parmaktan sonra TDP’nin 3. Parmağı yemekten korunması gerektiği kanaatindeyim.
Ve TDP, UBP’nin Ali Çetin Amcaoğlu örneğinde olduğu gibi bizim TDP’ye ihtiyacımız yok. Bizim alternatifimiz çok söylemlerine de kanmamalı. Basın danışmanlığını cebe koymak için UBP –ÖRP koalisyonuna destek atanlara ise hiç aldanmamalı. UBP tabanı ÖRP ile kurulacak bir ortaklığa sıcak bakmazzzzzz.Bu partide parçalanmaya bile yol açabilir.