Cumartesi günü (dün) Star Gazetesindeki “Vizyon” adlı köşemde eğitimde yaratıcılık konusunda yazdığım yazıdan sonra epeyce dönüt aldım siz değerli okuyucularımdan ve buna çok memnun oldum. Birçok kişi bu konuda eğer mümkünse biraz daha detaylı yazılar yazmam konusunda beni cesaretlendirdi. Yaratıcılığı felsefi ve sosyolojik boyutlarından tutun da yaratıcı bir öğrenci için yaratıcı öğretmenlere olan gereksinime ve hangi yöntemlerin yaratıcılığı geliştirirken hangilerinin buna engel olduğuna kadar birçok konuda yazmam konusunda özendirildim. Bu nedenle önümüzdeki gün ve haftalarda bu konularda yazmaya çalışacağım gündemin bana müsadesi çerçevesinde.
Gerçekten de toplumumuz birçok açıdan kalkınma gereksinimi duyarken bunun için ihtiyacımız olan birçok değişkenin yanı sıra yaratıcı insana olan ihtiyacımız hiç de göz ardı edilemez. Yaratıcı bir toplum için yaratıcı bireylere oldukça ihtiyacımız vardır. Bu da eğitim sisteminde yaratıcılığı başat duruma almakla mümkün olabilir. Eğitimin birçok boyutunda yaratıcılığı tartışmaya başlayalım bugün…
EĞİTİMDE YARATICI DÜŞÜNME YETENEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Yaratıcı düşünme, bilgi çağının öne çıkan kavramlarından biridir. 1950'li yıllarda eğitimbilimcilerin akademik düzlemde tartışmaya başladıkları bu kavram ekonomiden, siyasete, askerlikten, teknolojiye kadar çeşitli disiplinlerin henüz içeriği tam olarak anlaşılamamış olmasından kaynaklanan gizemli iki sözcüğü haline gelmiştir. Oysa düşünme ve yaratıcı düşünme, insanlık tarihi kadar köklü bir gelişim sürecinden bugüne gelmektedir. Ancak günümüze kadar insanlığın ürettiği bilgi birikiminin, gelecek yirmi yıl içinde bin katının üretileceği tahminleri, bugün için yaratıcı düşünmeye atfedilen önemin büyüklüğünü de kanıtlamaktadır. Yaratıcı düşünme, bilgi çağının bilgiden yeni bilgiler üretilen; bilginin stratejik bir araç gibi kullanıldığı, yepyeni bir üretim biçiminin temel gücü olarak algılanmaktadır. Alvin Toffler'in tanımladığı gibi, tarım ve sanayi odaklı birinci ve ikinci dalganın geleneksel üretim biçimindeki hammaddeleri, yerini bilgiye bırakmaktadır. Bilgi, bugün hem hammaddenin, hem de üretilen yeni ürünlerin yerini almaktadır. Yaratıcı düşünme, klasik gerçeklik olgusunu aşarak; sanal gerçeklik, sanal ürün gibi yepyeni açılımlarla, hızlı bir değişimin mimarisinde önemli rol oynamaktadır. Fikri, tasarımı ve üretimi; birlikte çalışan ekiplerin akıllarında, sezgi güçlerinde, bilgisayarlarında ve esnek üretim hatlarında saklı olan sanal gerçekler veya sanal ürünler, yaratıcı düşünmenin ürünleridir. Gelecekte, en çok ve en kaliteli bilgiyi elinde bulunduranlar ve onu kullananlar; ona sahip olmayanlara karşı bir güç potansiyeli ve bir güç merkezi haline gelecektir. Aklın yolu birdir geleneksel yaklaşımı, yaratıcı düşünmenin hızlı değişimi ve zorlayıcı yeni açılımlarında Aklın yolunun birden çok olduğu biçimine dönüşmektedir. Aklın kullanımında, özelleştirilmiş fonksiyonel bilgi tabanına dayalı olarak kişisel özgün yollar, paradigmalar, aklın yolunun birden çok olduğunu göstermektedir. Farklı bir söylemle, bilgi, yaratıcı düşünmenin temel ham maddesi; bilginin işlenmesiyle oluşturulan yeni yaratım ürünler ise aklın gerçek bir erk ve yeteneğe dönüşen zenginlikleri olmaktadır.
YARATICI DÜŞÜNMENİN BOYUTLARI
Bir eğitim çevresi, özel bir eğitim felsefesine ve eğitim stratejilerine sahip bir eğitim-öğretim kurumudur. Bu kurum, okul örgütü olarak düşünüldüğünde, sosyo-teknik sistemlerden oluştuğu sonucu bilinmektedir. Sistemin genel ve özel amaçları, kurum ve alt sistemlerinin teknik çabalarıyla gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Yaratıcı düşünmeyi bu çerçevede; felsefî ve stratejik, sosyo-teknik ve operatif, uygulamaya yönelik ve teknik boyutlarda ele almak, sağlayacağı geniş bakış açısıyla, aynı zamanda bir sistem yaklaşımı ile konu alanının bütüncül kavranmasını olanaklı kılabilir. Yaratıcı düşünme kişisel bağlamda, eylemsel bir tutumdur; iç görülere ve deneyimlere göre biçimlendiği söylenebilir. Yaratıcı düşünme, rutin bir düşünce eylemi midir? Yoksa sanıldığından daha çok değerler dizgesine mi sahiptir? Eğitimde yaratıcı düşünme yeteneği ve tasarım becerisi nasıl geliştirilebilir? Bu soruların yanıtları nasıl bir toplum yapısı istendiği ile de ilgilidir; bu sorular yanıtlanmadan önce, yaratıcı düşünmenin boyutlarının tanımlanabileceği bir eğitim çevresi içinde veya problem uzayında çözümlemeler yapılması yararlı olacaktır.
YARATICI DÜŞÜNMENİN EĞİTİMSEL-FELSEFİ ve STRATEJİK BOYUTU
Geleceğin yaratıcı tasarımı ve eğitimsel öngörüsü, geçmişi ve bugünü anlamak ve geleceği tasarlayarak algılamakla olanaklıdır. Varsayılan potansiyel gelecek, dünün ve bugünün dünyasından kaynaklanacaktır. Geçmişin eğilim ve olayları ile oluşum halindeki eğilimler, uzun vadeli geleceğin biçimlenmesinde önemli rol oynamaktadırlar. Bu bağlamda, geleceğin yaratıcı tasarımı ve eğitimsel öngörüsü, tutarlı bütüncül bir sistem yaklaşımı ile geçmişin jeopolitik gerçeklik, siyasal gerçeklik gibi olgularını, verilerini gözlemlemek, bunlar arasında ilişki kurmak, bunlardan nitelikli fikir ve kavramlar, hipotetik açılımlar elde etmek ve bunları sorgulamak suretiyle olanaklı olacaktır. Geleceğin yaratıcı tasarım ve eğitimsel öngörüsü, olabilirliği kesinliğe yakın düşünülmüş olasılıklara dayalı; gerçeği ve gerçeklik olgularını araştıran bilimsel bir disiplindir. Bilgi çağının bu önemli boyutu, doğal olarak eğitime de doğrudan yansımakta ve geleneksel eğitim felsefesini ve bu felsefeye dayalı eğitim stratejisini de değişime zorlamaktadır. Yaratıcı düşünme, bilgide problemleri ve boşlukları görme, düşünce ve hipotezler geliştirme; özgün düşünce üretimi; düşünceler arasındaki ilişkiyi görme; düşünce parametrelerini geliştirerek yeni bileşimler elde etme; sonuç olarak bir yaratıcı tasarım ve eğitimsel öngörü yaklaşımıdır. Yaratıcı düşünme bazında tasarım ve eğitimsel öngörü, her türlü koşullandırmanın ötesinde özgür bir bakış, kalıplardan sıyrılmak, bilinenden bilinmeyene doğru bir arayışı simgelemektedir. Yaratıcı düşünme bağlamında, tasarım ve eğitimsel öngörü odaklı eğitim felsefesi ilkeleri şöyle özetlenebilir:
• Düşünmenin ve öğrenmeyi öğrenmenin; bu işlevlerin, bilimsel, sistematik örgüsünde tasarım ve eğitimsel öngörüye egemen kılınması,
• Kalıcı, özgün ve özelleştirilmiş, işlevsel bilgi yapılanmasının sağlanması,
• Eğitim ortamlarının ve eğitim sistemlerinin yaratıcı düşünmenin, tasarım ve eğitimsel öngörü yeteneğinin oluşumuna ve gelişimine olanak verecek şekilde düzenlenmesi,
• Bireysel düşünce parametrelerinin geliştirilmesinde, bireyin öğrenme gereksinim ve isteminin öne çıktığı düşünülmektedir.
Yaratıcı düşünme süreçleri kapsamında, eğitim stratejisi; hedefi, sisteme yaratıcı düşünme, tasarım ve eğitimsel öngörü yeteneği kazandırmak olan eğitim felsefesine dayalı olarak; nasıl gerçekleştirilebileceğini, ilkeleri, yöntemleri ve uygulama konseptini içeren; eğitim kaynaklarının en verimli ve etkin kullanımını sağlayan bir yapı geliştirme ve onu kullanma düşüncesine dayanmaktadır. Burada önemle vurgulanması gereken, eğitimin odağında sistemin ve öğrenimin bulunmasıdır. Çünkü günümüzde, yönetim, öğretmen, öğrenen odaklı bir öğrenme stratejisi ile öğreneni eğitim süreçlerine çekebilme ve aktif katılımını sağlayabilme olanaklıdır.
Bugüne dek yaygın biçimde uygulanan, öğretmeni merkez alan öğretim stratejilerinin, yaratıcı düşünceyi açığa çıkarmayı başaramadığı yolundaki savlar, kuşkusuz ki incelenmeye değer bulunmaktadır. Öğretim stratejilerinin, etkin öğretim yöntemlerinin, etkin öğrenmeye dönüşmesiyle, esnek ve ufuklu düşünce açılımına olanak verilebileceği; kalıplara bağlı düşünen ve ön yargılı zihinsel duvarların ötesine geçilebileceği düşünülmelidir. Bu bağlamda, yaratıcı düşünme becerileri edinme süreçleri tek başına değil, sistemin tüm unsurlarıyla nasıl daha iyi öğrenebilecekleri sorusuna yanıt aramalıdır.
Söz konusu konuyla ilgili yapılan çeşitli araştırmalardan özetlenerek aktarıldığında, yüksek düzeyde öğrenme aşağıdaki koşullar çerçevesinde gerçekleşmektedir:
• Problem çözme sürecinde;
• Öğrenenlerin ve sistemin tüm unsurlarının, kendi öğrenmelerinden sorumlu olmaları ve bunu kontrol edebilmeleriyle;
• Yönetim, öğretmen ve öğrenenlerin, yaratıcılık, içgörü kazanma (introspection) ve araştırma becerilerini kullanabilmeleriyle;
• Öğrenme süresince kavram, kuram ve uygulamanın bütünleştirilmesiyle,
• Başkalarıyla paylaşım içinde görüş alışverişinde bulunulmasıyla;
• Geçmiş deneyimlerin kullanılması ve bilgi transferiyle;
• Verimli öğrenme ortamının sağlanmasıyla biçiminde sıralanabilir.
Eğitim felsefesi olarak düşünmeyi ve öğrenmeyi öğrenmek, dayanıklı, özelleştirilmiş işlevsel bilgi yapılanmasının sağlanması, yaratıcı düşünmenin, yaratıcı tasarım ve eğitsel öngörü yeteneğinin geliştirilmesi için eğitim sisteminin düzenlenmesi, sistem yaklaşımı içerisinde bütüncül bir vizyonun oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Eğitim stratejisi olarak, hedefin, sisteme yaratıcı düşünme ve yaratıcı tasarım ve eğitsel öngörü yeteneği kazandırmak olan eğitim felsefesine dayalı olarak, nasıl gerçekleştirilebileceğini, ilkeleri, yöntemleri ve uygulama kavramını içeren, eğitim kaynaklarının en üst düzeyde verimli ve etkin kullanımını sağlayan bir güç geliştirme ve onu kullanma düşüncesine dayanmalıdır. Bu stratejinin uygulama kavramı, sistemin yüksek düzeyde öğrenmeyi ve hedeflerini gerçekleştirecek şekilde, kaynakların verimli kullanımını motive edici dinamik bir yaklaşımı esas almalıdır…
Devam edecek…