Türkleri tecrit etmemiz büyük hataydı

Rum Yönetimi eski başkanlarından Glafkos Klerides: “Kıbrıslı Türkleri kantonlarda tecrit etmemiz büyük hataydı... Anlaşma için bazı fırsatları da değerlendiremedik. Akritas Planı Türkler silahlanacak diye hazırlandı”

Rum Yönetimi eski başkanlarından Glafkos Klerides: “Kıbrıslı Türkleri kantonlarda tecrit etmemiz büyük hataydı... Anlaşma için bazı fırsatları da değerlendiremedik. Akritas Planı Türkler silahlanacak diye hazırlandı”

Rum Yönetimi eski başkanlarından Glafkos Klerides; adeta günah çıkardı ve geçmişte Kıbrıslı Türkleri kantonlarda tecrit etmelerinin büyük hata olduğunu belirterek, anlaşma konusundaki bazı fırsatları değerlendiremediklerini ve Akritas Planı’nın da, Türkler silahlanacak diye hazırlandığını söyledi.
Fileleftheros Gazetesi’nde yer alan demecinde, iki toplumlu çatışmaların yaşandığı 1963-1968 arasında hiçbir şey yapmadıklarını kaydeden Klerides, Kıbrıslı Türkleri kantonlarda tecrit ederek boyun eğeceklerine inanmalarının çok büyük hata olduğunu söyledi.
EN TEHLİKELİ AN KIBRISLI TÜRKLERİN BOYUN EĞMESİYDİ

“Kıbrıs Cumhuriyeti için en tehlikeli olan an, Kıbrıslı Türklerin boyun eğmesiydi, çünkü o zaman Türkiye müdahalede bulunacaktı” diyen Klerides, 1963 olaylarının ardından 1968’de Kıbrıs sorununu görüşmeye başladıklarını, Türk tarafının o zamanlar iki devleti değil 1960 Anayasasında değişiklik yapılmasını tartıştığını vurguladı. Kıbrıs Türklerinin devlet talebinin 10 yıl sonra gündeme geldiğini belirten Klerides, 1974 öncesi 10 yıllık zamanı soruna çözüm için değerlendirmediklerine dikkat çekti.

1972’DE BİR ÇÖZÜM BULDUK AMA KİM İMZALAYACAKTI?

1972 yılında bir çözüm bulduklarını, Zürih ve Londra anlaşmalarında değişiklikler yapıldığını, fakat bu sefer de anlaşmayı ilk ve ikinci kimin imzalayacağına dair bir sorun ortaya çıktığını ifade eden Klerides, özetle şunları kaydetti:
“Makarios, enosisi ve taksimi engelleyecekleri taahhüdüyle Yunanistan ile Türkiye’nin imzalamaları gerektiğini söyledi. Makarios, Kıbrıs Hellenizmi’nin hedefinden ödün verdiği gerekçesiyle yargılanmamak amacıyla daha sonra imzalamak istedi” .
Klerides, bu şekilde, 1960 Anayasasını kendi lehlerine olacak şekilde düzeltecek ilk istikrarlı adımları atma fırsatını kaybettiklerini dile getirdi.

TÜRK TARAFININ İKİ DEVLET İSTEYECEĞİ HESABA KATILMADI

Hiç kimsenin Türk tarafının iki devlet talep edeceğini hesaba katmadığını söyleyen Klerides, 10 yıllık bir zaman geçtiğini ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatından sonra Türklerin bu konuyu gündeme getirdiklerini ifade etti.
Kamuoyunun bağımsızlık döneminin bir geçiş dönemi olduğunu düşündüğünü ve kendisinde böyle bir izlenim yaratıldığını ifade eden Klerides, belli bir zaman zarfını İngilizlerin adadan çıkıp gitmeleri için kullandıklarını belirtti.
İki eş başkan bulunduğunu ve ikisini de aynı yetkiye sahip olmalarına rağmen işbirliğinde bulunmadıklarını kaydeden Klerides, her birinin olayları kendi amaçlarına doğru hareket ettirdiğini, Türk tarafının taksim Rum tarafının ise enosise yönelik hareket ettiğini anımsattı.
Klerides, hiç kimsenin bunun Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dağılmasına yol açıp açmayacağıyla ilgilenmediğini ifade etti.

AKRİTAS PLANI TÜRKLER SİLAHLANIR DİYE HAZIRLANDI

Gazetecinin 1963 olaylarıyla ilgili soru yöneltmesi üzerine, Türk tarafının saldırı tehlikesini dile getirerek savunma birlikleri oluşturulduğunu, silahların Yunanistan’dan geldiğini ve plan tatbikatları yaptıklarını anlatan Klerides, kışın Trodos’ta bir Türk saldırısıyla nasıl baş edeceklerine dair genel bir tatbikat yaptıklarını, öte yandan saldırı için tarihlerin belirlendiğini fakat cephane getirecek olan geminin adaya varmakta gecikmesi yüzünden bunun ertelendiğini ekledi.
“Akritas Planına mı atıfta bulunuyorsunuz?” sorusu üzerine Kıbrıs Rum kesiminin “Türklerin silahlı birlikler oluşturması ve Türkiye’den silah getirmeleri” yüzünden hazırlandığını savunan Klerides, bunun Makarios’un bilgisinde olduğunu da ekledi.

“TÜMENİ GERİ ÇEKİN, YA DA MÜDAHALE EDECEĞİZ...”

O dönemde Yunanistan’ın adada bulunan tümenini geri çekmemesi halinde Türk ordusunun adaya geleceğine dair ciddi bir Türk tehdidi bulunduğunu söyleyen Klerides, bunun “istilaya ilişkin ilk tehdit olup olmadığının” sorulması üzerine şunları söyledi:
“Bildiğim kadarıyla bu ilk tehdit değildi. O dönemki durumu çok iyi hatırlıyorum: Makarios Atina’daydı ve başkan bendim. Yunanistan başkentinden bana telefon ettiler ve Yunan tümeninin adadan ayrılmasının talep edildiğine dair bir telgrafın Yunanistan Dışişleri Bakanlığına ulaştığını söylediler. Türkiye büyükelçisinin bana telefon edeceğine dair de beni uyardılar. Telefonum gece yarısı civarında çaldı. Telefondaki gerçekten de beni derhal görmek isteyen Türk büyükelçisiydi. Başkanlık konutuna gittim ve akabinde de o geldi. Korumalarım bana arka kapıdan girdiğini söylediler. Bana Yunan hükümetine verdiği mesajın aynısını verdi: ‘Tümeni çekiniz ya da müdahale edeceğiz’...”
Türklerin Rum Milli Muhafız Ordusu’nun dağılmasını da istediklerini fakat bunu Makarios’un kabul etmediğini dile getiren Klerides, Yunan hükümetinin tümenin geri çekilmesini ve Grivas’ın adadan uzaklaştırılmasını ise kabul ettiğini kaydetti.

AMERİKALILAR İNGİLİZLERDEN DAHA ÇOK ROL OYNADI

Amerikalıların bu olaylarda İngilizlerden daha çok rol oynadığını ifade eden Klerides, Amerikalıların hemfikir olduklarını ama NATO’nun Doğu Akdeniz kanadının ayrılmasını istemediklerini ifade etti.
Klerides, Amerikalıların bu tavrının nedenin, Sovyetler Birliği’ni güçlendirmekten korkmaları olduğunu ekledi.
“Tümenin geri çekilmesinin Kıbrıs için anlamının” sorulması üzerine ise Klerides, Yunanistan’ın Kıbrıs uğruna Türkiye’yle savaşa girme riskini göze alacağı konusunda kararlı olmadığının ortaya çıktığını söyledi.

GEÇMİŞTEN BUGÜNE KADAR KIBRIS MÜZAKERELERİ

Bugün iki toplum liderinin ilkeler üzerinde hem fikir olmaması halinde ilerlemelerinin çok zor olduğunu ifade eden Klerides, Hristofyas’ın “bir zemin var” sözlerinin anımsatılması üzerine “Madem bir zemin var, neden detaylı bir şekilde Ulusal Konseyi bilgilendirmedi” diye sordu.

Müzakerelerin ilk olarak Türkiye ve Yunanistan’ın rızasıyla başladığını, Ankara’nın Denktaş’ı Beyrut’a yolladığını, Makarios’un da kendisini oraya gönderdiğini anımsatan Klerides, ilk görüşmenin burada yapıldığını ve diyaloğun başlaması için Denktaş’ın Kıbrıs’a döneceği zamanın orada belirlendiğini ifade etti.
1968’de müzakerelere Makarios’un ortaya koyduğu ve Türklerin reddettiği 13 madde ile başladıklarını anlatan Klerides, Türklerin “13 madde temelinde Zürih ve Londra anlaşmalarındaki birtakım şeylerin iyileştirilmesi hususunda esneklik gösterdiklerini”, sonuçta da yerel yönetim verilmesi karşılığında 13 maddeyi kabul ettiklerini ifade etti.

Bu anlaşmayı kaybedilmiş bir fırsat olarak niteleyen Klerides, Türklerin “devlete katılımlarının yüzde 30’dan yüzde 20’ye gerilemesini, vetonun kaldırılmasını kabul ettiklerini” ileri sürdü.
“Bu anlaşma uygulansaydı istila olmaz mıydı” diye sorulunca da Klerides, “münakaşa olmayacaktı, çünkü Anayasa değişikliği Türklerin de rızasıyla olacaktı” dedi.
Bu haber 23 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER