Rum Yönetimi’nin, bu çerçevede yürüttüğü en son “aydınlatma” çalışmalarına, şunları örnek verebiliriz:
6 Aralık tarihli Rum basını, Rum Basın Enformasyon Dairesi tarafından hazırlanan “Mağusa - Avrupa’nın Doğu Ucunda Türk İşgali Altında Bulunan Bir Şehir” isimli CD’nin ve yine Maraşla ilgili “Famagusta, a hostage ghost city of Europe” isimli belgeselin, bir gün önce düzenlenen basın toplantısında tanıtıldıklarını bildirdi. Sözde “Mağusa Belediye Başkanı” Aleksis Galanos ve Rum Basın ve Enformasyon Dairesi Müdürü Yannakis Solomu tarafından tanıtıldıkları belirtilen söz konusu “aydınlatma amaçlı” malzemenin, 5 dilde (Yunanca, İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca) hazırlandığı ve çoğaltılarak yabancı yetkililere dağıtılacağı kaydedildi.
Aynı tarihli Haravgi gazetesi, Galanos’un, tanıtımın gerçekleştirildiği basın toplantısında yaptığı açıklamada, söz konusu CD’nin, sözde “Mağusa Belediyesi heyetinin” ABD’ye gerçekleştirdiği son ziyarette Kongre üyelerine ve geçtiğimiz günlerde ise adaya gelen Avrupa Parlamentosu Dilekçe Komitesi üyelerine gösterildiğini söylediğini yazdı. Maraş’ın iadesi için toplandığı öne sürülen 30 bin imzaya atıfta bulunan bir de mektup hazırlandığını belirten gazete, bu malzemelerin, “aydınlatma” amacıyla, Avrupa Parlamentosu’nun tüm üyelerine, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyelerine ve ABD Kongresi üyelerine gönderileceğini kaydetti.
Ve yine aynı tarihte Rum basınında yer alan bir başka haberde, “Morfu Belediye Başkanı” Haralambos Pittas başkanlığındaki “Morfu Belediyesi” heyetinin, İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda ve Meclis’teki İşçi ve Muhafazakâr gurup milletvekilleriyle gerçekleştirdiği görüşmelerle, Londra’da sürdürdüğü temaslarını tamamladığı duyuruldu.
Habere göre, söz konusu heyet, ziyareti çerçevesinde, İngiliz Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Yunanistan-Türkiye-Kıbrıs Masası Şefi Simon Horner ile de bir araya geldi. Heyet, Horner’a, “sürmekte olan işgal konusunu” ve “İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan ve sözde devletin yükseltilmesini ve tanınmaya yol açacak ön koşulların oluşmasını gözetleyen stratejik ortaklık anlaşmasından duydukları hayal kırıklığını ve kırgınlığı” aktardı. Konuya ilişkin haberden, heyetin, özellikle “Kıbrıslı Türklerin sözde izolasyonları” konusunun üzerinde durduğunu da öğrendik. Habere göre, heyet, Horner’a, Rum hükümetinin, Kıbrıslı Türklere sunduğu “nimetler” hakkında geniş bilgi verdi. Heyet, “Kıbrıslı Türklere, hür bölgelerden yapacakları alışverişe getirilen kısıtlamalar” ve “işgal altındaki bölgelerde, özellikle de Morfu’da (Güzelyurt’ta) bulunan Rum mallarının gasp edilmeleri” konularını da aktarmayı elbette ki ihmal etmedi. Hani olur da Horner kendisine anlatılanları unutur diye, heyet, Horner’ın eline, dikkatine getirdikleri tüm bu konuları içeren bir de yazılı belge tutuşturdu. Horner ise, “dikkatle dinlediği” heyete, “Londra, sözde devleti tanımamaktadır, tanımayacaktır da”, dedi.
Bu iki örnekten anlaşıldığı üzere, komşularımız, “aydınlatma” çalışmalarında tam gaz ileri gidiyorlar. Peki, ya bizim “aydınlatma” çalışmalarımız? Kaçıncı viteste gidiyorlar?