Kıbrıs Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas’a, 26 Ocak 2011 de, Cenevre’de gerçekleşen BM Genel Sekreteri Ban ki Moon- Eroğlu-Hristofyas zirvesinden hemen sonra Star Kıbrıs Medya Grubu adına, İngilizce yazı göndererek özel mülakat istemiş ve bazı sorular sormuştum.
Rum Enformasyon Dairesi’ndeki, Türk İşlerinden Sorumlu Doxa Psillura’dan bir randevu ayarlanmasını, Sayın Hristofyas’ın işleri yoğunluğu nedeniyle görüşmemiz mümkün olmayacaksa, sorularımızı yazılı olarak cevaplamasını ve e-maille bize ulaştırmasını rica etmiştim. Cenevre görüşmesinden önce de bir randevu talebim olmuştu. Her seferinde Doxa Hanımdan, başvurunuz Cumhurbaşkanı’na ulaştırılmıştır, cevap gelirkenden sizi haberdar edeceğiz yanıtını almıştım.
Fakat her nedense, aradan haftalar geçmiş olmasına rağmen Sayın Hristofyas’tan olumlu bir cevap alamadım.
Hemen hemen her gün kendisinin veya sözcüsünün Rum meslektaşlarımız ile haberleştiği, görüştüğü, sorulan soruları cevaplandırdığı bilindiği halde, bizim sorularımızı neden yanıtlamadığı veya bizleri neden huzura kabul etmediği anlaşılır gibi değil. Halbuki,Dimitris Hristofyas AKEL Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı iken kendisi ile iki kez özel röportaj yapmıştım. Bu kez olumsuz yaklaşımının nedenini anlayamadım. Acaba, sorduğumuz soruların cevaplanması çok mu zordu? Kendi halkından, Ortodoks kilisesinden, siyasi parti liderlerinden gelecek tepkilerden mi korkmuş olabilirdi? Bilmiyorum. Haftalarca bekledikten sonra, e-maille kendisine ulaştırdığım ve cevapsız bıraktığı soruları yayınlamayı uygun gördüm. Arzu buyururlarsa yine de cevaplayabilirler. Aynen yayınlayacağımızı belirtirim.
GÖNDERİLEN E-MAİL
Sevgili Doxa,
Günaydın, iyi hafta ve iyi bir ay dileklerimle.
Hatırlayacaksınız, Sayın Cumhurbaşkanı Hristofyas ile özel mülakat talebinde bulunmuştum. Başvurumu tekrarlıyorum. Eğer işleri yoğunluğu nedeniyle görüşmemiz mümkün değilse, lütfen, ekteki sorularımızı yazı ile cevaplayıp e-maille bize ulaştırabilir. Yardımlarınız için şimdiden teşekkür eder, olumlu yanıt beklerim
Özcanhan
**
DOXA’DAN YANIT OLARAK GELEN:
Sayın Özcanhan,
Başvurunuz ve mailiniz Cumhurbaşkanına ulaştırılmıştır. Cevap alırkenden size haber vereceğim.
**
Ve bu güne kadar başka bir gelişme olmamıştır.
**
HRİSTOFYAS’A SORULANLAR
* Cenevre, New York görüşmesinin bir devamıydı, gerçekten. Herhangi bir gelişme olmuş mudur, olmuşsa hangi konularda?
* Cenevre toplantısı tamamıyla BM Genel Sekreterinin, Türk tarafına veya Rum tarafına veya her ikisine de baskı yapabilmek için, yeni bir inisiyatifi miydi?
* Tek bir kelime ile sonuçsuz, bir fiyasko muydu?
* Kıbrıs’ın halklarına Cumhurbaşkanının bir ipucu vermesi gerekmez mi, kalıcı bir bölünmüşlüğe-TAKSİM’e mi gidiyoruz?
* Sayın Eroğlu bir zamanlar, “bir çakıl taşı vermem” demişti. Şimdi TC Başbakanı Sayın Erdoğan , “Bir gram toprak vermem” diyor. Bu durumda, dikenli-çetrefilli toprak ve mülkiyet sorunları nasıl çözümlenebilecek?
* Yeniden birleştirilmiş Kıbrıs derken Sayın Hristofyas, halkınıza boş umutlar vermiş olmuyor musunuz?
* Katı duruşları ile tanınmış Klerides ve Denktaş müzakerecilik görevini onlarca yıl sürdürürken halklar çözüm umutlarını yitirmişti. Talat ve Hristofyas (siz) iktidara gelince umutlar yeniden yeşermişti. İki barışsever, daha mülayim, komrad (yoldaş) solcunun, sorunu çözemeyişi, hatta bir açılım sağlayamayışı, gerçekten Rum tarafının değişmeyen ve yumuşamayan tutumundan mı kaynaklanmıştı? Kıbrıslı Türk liderler kendi halkına öyle diyor da…
* Şu anda, sözü edilen 2010 yılı sonuna çözüm arayışında hiçbir anlamlı ilerleyiş ve uzlaşı kaydedilmemiş olduğuna göre, 2011 yılı sonundan önce, adil ve karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm şansı nedir?
* Türkiye’de ve Kıbrıs’ta seçimler öncesinde, BM Genel Sekreterinin veya AB’nin Kıbrıs’la ilgili yeni bir inisiyatifi ve girişimi olacak mı? Seçim arifesinde taraflardan herhangi birisinin önemli taviz verebilmesi mümkün mü?
* Tarafların politikalarında ve tutumlarında, köklü ve radikal değişimlere gitmeden, karşılıklı anlamlı ödünler vermeden, bir paket uzlaşısı çerçevesinde Kıbrıs sorununu çözebilmeleri mümkün mü?
* Kıbrıs’ın talihsiz halkları, tatmin edici bir formül üretmeye cesaretli ve vizyon sahibi liderleri bulunmadığından, yıllarca daha sürecek ezgi ve azap çekmeye mi mahkumdurlar?
* 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin ortakları Kıbrıslı Türklerin Cumhuriyetin anayasasına ve yasalarına göre, tekrardan yönetimdeki eski haklarına- kamu hizmetlerinde yüzde 70-30, orduda 60-40 dönmek talebi olduğunu varsayarsak, Kıbrıslı Rumlar böylesi bir sonucu kabule hazır mıdırlar?
* Yoksa, şimdiki de facto durum, bağımsız Kıbrıs Cumhuriyetine yaşam veren Zürih ve Londra anlaşmalarından, Kıbrıs’ın bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü feci şekilde korumayan üç garantörlük pozisyonundan daha iyidir, üç garantör de Afrodit’in adasının ırzına geçtiler mi diyecekler?
* Yeni bir anlaşma vukuunda üç garantörün pozisyonu sürdürülecek mi, yoksa daha değişik garanti sistemi- yani NATO veya AB veya her ikisinin de garantileri mi aranacak?
* Tunus, Mısır, Cezayir ve Orta Doğuda yaşananlar, Kıbrıs’ı İsrail’le daha sıkı ve güçlü ilişki içine girmeye mi cesaretlendiriyor?
* Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgelerindeki doğal gaz ve petrol kaynakları yeni bir tatsızlığa ve dıştan Kıbrıs sorununa yeni müdahillere neden olacak mı?
* AKEL ve Hristofyas, havada muğlakta kalan Kıbrıs sorunu bir yanda, diğer yanda adadaki hayat pahalılığının yükselişi ve hoşnutsuzluklar tırmanırken bir dönem daha iktidarda kalabilecekler mi?
* DIKO, EDEK ve DİSİ Hristofyas hükümetinden desteklerini çekerlerse ne olacak?
* BM, AB ve hatta ABD Kıbrıs sorununu kökten halletmek için daha sert ve sarsılmaz bir pozisyon alabilirler mi?
* Kıbrıs’taki halklar, dıştan empoze edilmiş bir çözüme mi boyun eğecekler, yoksa şimdiki durumun devamıyla mı tatmin olacaklar?
* Yoksa batmayan bir uçak gemisi-Kıbrıs, NATO’nun, ABD’nin, Britanya’nın ve bir de yeni gelecek olan Kanadalıların ebedi askeri bir üssüne mi dönüştürülecek. Kıbrıs adası ne zaman askerden arındırılacak, eğer arındırılma gibi bir durum varsa?
* Ve her şeyden daha önemlisi, Kıbrıs’ın iki halkı adada barış içinde, ortak bir vatanda, birbirlerinin haklarına saygılı olarak yaşamaya ne zaman karar verecekler? Her ikisi de dış müdahalelere maruz kalmadan, etki altına girmeden, güven içinde yaşayamazlar mı?
**
Sevgili Doxa,
Cumhurbaşkanı ile uygun vakti olursa, yapılması arzulanan mülakat bu sorular çerçevesinde olacaktır. Eğer, Ekselanslarının zamanı yoksa müsait değillerse, lütfen, en erken bir zamanda e-maille yanıt verebilirler.
Saygı ve selamlarımla…
Özcanhan.
**
Bu başvuru haftalar önce yapılmıştı.
Çok mu zordu bu soruları yanıtlamak?