Cumhuriyetçi Halk Partisi(CHP) Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, London School of Economics(LSE)’de verdiği konferansta Kıbrıs sorununa da değindi. Kıbrıs’ta çözüm için BM’nin daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, verilen sözlerinde yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Mihrişah SAFA
Temaslarda bulunmak üzere Londra’ya gelen CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün LSE’de “ Türkiye’de Siyasetin Ekonomiye Etkisi” başlıklı bir sunum yaptı. Oturum başkanlığını Prof. Şevket Pamuk’un yaptığı konuşmayı 400’e yakın kişi dinledi. Kılıçdaroğlu konuşmasında Kıbrıs’tan iç siyasete, parti içi demokrasiden etnik sorunlara dek geniş yelpazedeki konulara değindi ve Türkiye’nin iktidar partisinin başkanına da mesajlar gönderdi.
“KIBRIS TÜRKLERİ KENDİ SORUNLARINI OTURUP ÇÖZMELİ”
Konuşmasında Kıbrıs sorununa da değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıslı Türklere yönelik ‘besleme’ suçlamasının kabul edilemez olduğunu ve bunu şiddetle kınadıklarını söyledi. Kıbrıs Türklerinin kendi iç sorunları olduğunu ve bunu kendilerinin oturarak çözmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, adada iki liderin görüşmelerini desteklediklerini de ifade etti. ‘Sorunun uzlaşmayla çözülmesinden yanayız. AB'nin, KKTC'ye verdiği, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü yürürlüğe sokacağı sözünün arkasında olması gerekiyor. Hala bu sözün yerine getirilmesini bekliyoruz. Sorunun çözümünden yanayız ama bu çözüm tek taraflı olmamalı. Dayatmayla değil, uzlaşmayla bu sorunun çözülmesinden yanayız. BM'nin de biraz daha aktif olayların içerisine girmesini istiyoruz’ diyen Kılıçdaroğlu, Kıbrıs’ın sadece Türkiye’nin değil Yunanistan, İngiltere, AB ve BM açısından da bir sorun olduğunu söyledi.
‘YÖK’Ü ORTADAN KALDIRACAĞIZ’
Kendi partisinin yeni ekonomi politikalarına dair açıklamalarda da bulunan Kılıçdaroğlu, önceliklerinin Siyasi Ahlak Yasası çıkartmaları olduğunu söyledi. ‘Türkiye Cumhuriyeti'nde naylon fatura düzenleyen birinin Maliye Bakanı olmaması lazım. Alacağımız mesafe çok fazla’ diyen Kılıçdaroğlu aileleri ve emeklileri kapsayan projeleri olduğunu da bildirdi. KOBİ’lere verecekleri sıfır faizli kredilerle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da bazı projeleri hayata geçirmek istediklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, YÖK’ü de ortadan kaldırmak istediğini dile getirdi.
‘İNANÇ SİYASET KONUSU DEĞİLDİR, OLMAMALIDIR’
Türkiye’nin laik bir devlet olup olmadığı yönündeki bir soruyu da cevaplandıran Kılıçdaroğlu şunları ifade etti: Bana Türkiye’nin laik ve sosyal bir devlet olup olmadığını sorsanız, sosyal devlet konusunda endişelerim olduğunu söylerdim. Laiklik konusunda da bazı endişelerim var. Endişelerim şundan kaynaklanıyor: Biz kuralları ihlal ediyoruz zaman zaman. İnançları, etnik kimlikleri siyasetin odağına koyuyoruz. İnanç, siyaset konusu değildir, olmamalıdır. Kişi ile tanrı arasındaki ilişkiye, manevi duyguya aradan birisinin girmesi mümkün mü? Hayır. Kimsenin elinde böyle bir terazi de yok, yetki de yok. O halde, herkesin inancına saygı gösterdiğimiz ölçüde, herkesin inancını siyasetin odağına taşımadığımız ölçüde Türkiye laik bir devlettir. Ama laiklik kuralı zaman zaman ihlal ediliyor, tıpkı sosyal devlet kuralı ve hukuk devleti kuralı ihlal edildiği gibi.”
CHP’NİN OY PROFİLİ…
Kılıçdaroğlu, bir dinleyicinin CHP'ye oy veren kişilerin profiliyle ilgili değerlendirmede bulunması üzerine, “Zenginlerden oy aldığımız konusunda, samimi söyleyeyim benim ciddi endişelerim var. Biz orta kesimden ve beyaz yakalılardan oy alıyoruz. Zengin kesimlerin son seçimlerde oylarını ağırlıklı olarak AKP'ye verdiğini, herkes biliyor” dedi. Kendilerini yeterince anlatamadıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu tabloyu değiştirmek için her yere gideceğini ve herkesle konuşacağını söyledi. “Sizce faşizmin kriterleri nedir” diye sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, ' Bu zor bir soru. Türkiye'de henüz, o bizim anladığımız anlamda bir faşizmin geldiğine inanmıyorum. Baskıların artması en ciddi verici olandır. Ama henüz dedim bak' ifadesini kullandı.
‘SİYASETİ EKONOMİ YÖNLENDİRİYOR’
LSE’de “ Türkiye’de Siyasetin Ekonomiye Etkisi” konulu sunumunda siyasetin ekonomiyi yönlendirdiğine vurgu yapan Kılıçdaroğlu, bunun günlük hayatta sürekli işleyişe müdahale edilerek ekonomiyi işgal eder bir pozisyonda olmaması gerektiğini söyledi. Gelişmişlik düzeyi farklı olsa da hemen tüm ülkelerde, halkın hükümetlere, yargıya, finansal sisteme ve medyaya olan güveninin geçmişte olduğundan daha az olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, 'Çağımız ekonomistlerinin topluma hizmet açısından çok önemli bir görevi vardır; siyasileri sınava tutmak ve toplumları aydınlatmak' diye konuştu.
‘BİZİM EKONOMİMİZ Ü OMURGA ÜZERİNE İNŞA EDİLDİ’
Konuşmasında CHP'nin ekonomiye bakış açısından da bahseden Kılıçdaroğlu, CHP'nin ekonomi politikalarını 'üç ana omurga' üzerine inşa ettiğini belirtti. Bunları sosyal devletin yeniden inşası ve ayağa kaldırılması, Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü artırmak ve ekonomide kalıcı istikrarı perçinlemek olarak sıralayan Kılıçdaroğlu, Türkiye’de siyasi iktidarın giderek otoriter bir yapıya kaydığını belirtti. ‘İktidar, iş dünyasını vergi ve diğer kamusal denetim mekanizmaları ile daha sonra da medyayı baskı altına almıştır’ diyen Kılıçdaroğlu, bugün en temel hak olan mülkiyetin bile Başbakan’ın iki dudağı arasında olduğunu söyledi.