Birleşmiş Milletler, tarihinde ilk defa eşcinseller, lezbiyenler ve cinsiyet değiştiren kişilerin haklarını tanıyan bir kararı kabul etti
Merkezi Cenevre’de bulunan BM İnsan Hakları Konseyi, Güney Afrika tarafından sunulan karar tasarısını 19 üyenin olumsuz oyuna karşı 23 üye ülkenin olumlu oyuyla kabul ederken, karar farklı tepkilerle karşılandı. ABD başta olmak üzere pek çok Batılı konsey üyesinin desteklediği karar, bazı Afrikalı ve Müslüman ülkeler tarafından eleştirildi.
Oylamanın ardından açıklama yayımlayan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, kararı, “eşcinsel, lezbiyen ve cinsiyet değiştiren kişilerin tamamen kim oldukları ve kimi sevdiklerinden dolayı dünya çapında karşılaştıkları engeller ve insan hakları ihlallerinin altını çizmek için tarihi bir an” olarak tanımladı.Tasarıyı destekleyenler arasında ABD’nin yanı sıra Brezilya ve diğer Latin Amerika ülkeleri yer alırken, tasarıya karşı çıkan ülkeler arasında Rusya, Suudi Arabistan, Nijerya ve Pakistan dikkat çekti. Çin, Burkina Faso ve Zambiya tasarıya çekimser kalırken, Kırgızistan oy kullanmadı, Libya ise 47 üyenin yer aldığı Konsey’deki hakları askıya alındığı için oylamaya katılmadı.
KARAR NE GETİRİYOR?
Karar, “dünyanın tüm bölgelerinde insanların cinsel eğilimleri ve cinsiyet tercihleri nedeniyle maruz kaldıkları şiddet eylemleri ve ayrımcılıktan derin endişe duyulduğunu” vurgularken, tüm dünyada eşcinsellere karşı ayrımcılığı ortaya koyan küresel bir rapor hazırlanması çağrısında bulundu. Kararla ayrıca eşcinsellere karşı ayrımcılık yapan yasalarla şiddet eylemlerinin de dâhil olduğu insan hakları ihlallerini belgelemek için resmi bir BM süreci başlatılacak.
KARARIN ARKASINDA OBAMA YÖNETİMİ VAR
Uluslararası Af Örgütü’ne göre, aynı cinsiyete sahip kişiler arasında karşılıklı rızaya dayalı birliktelik 76 ülkede yasadışı sayılıyor ve pek çok ülkede eşcinseller, taciz ve ayrımcılığa uğruyor. Kararı, BM’yi on yıllardır ikiye bölen bir konuda önemli bir değişiklik olarak nitelendiren eşcinsel hak savunucuları, atılan adımda Obama yönetiminin eşcinsel haklarının ABD’de ve dünyada tanınması için büyük çaba harcamasının etken olduğunu kaydettiler.