Avrupa Konseyi 2011 yılı 3. Dönem toplantıları için Strasbourg’tayım ancak aklım, yüreğim ve ruhum Kıbrıs Türk toplumunun mücadelesi için sizlerin yanındadır.
20-24 Haziran tarihlerinde yapılmakta olan AKPA Genel Kurulunda biz parlamenterlere hitap edecek olan siyasi kişiler aşağıdaki gibidir:
Avrupa Konseyi Dönem Başkanı olarak Ukrayna Dışişleri Bakanı (20 Haziran Pazartesi)
Fas Meclis Başkanı (21 Haziran Salı)
Ukrayna Devlet Başkanı (21 Haziran Salı)
Tunus Dışişleri Bakanı (21 Haziran Salı)
Ermenistan Devlet Başkanı (22 Haziran Çarşamba)
Bulgaristan Devlet Başkanı (22 Haziran Çarşamba)
Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas (23 Haziran Perşembe).
23 Haziran Perşembe günü Genel Kurul gündeminde önemli bir konu ele alınacak: “Ulusal Egemenlik-Avrupa’da İnsan Hakları ve Garantör Ülkeler”. Bu konu Nisan ayında yapılan genel kurulda Hukuk komitesinde görüşülmüş ve genel kurula havale edilmişti.
Konunun bizimle ve Türkiye ile doğrudan ilgisi, 1974 yılında Kıbrıs’ta gelişen olaylar neticesinde garantörlük hakkını kullanan ve adaya müdahale ederek adada yaşayan Kıbrıslı Türk ve Rumların 2 bölgede toplanmalarını sağlayan Türkiye’nin bu garantörlük hakkını kullanırken diğer bazı temel insan haklarının ihlal edilmesini önleyememesi, çözmek için geldiği sorunu çözememesi, anayasal nizamı koruyamaması, insanların mülklerinden ayrılmalarının önüne geçememesi, adada demografik dengelerin bozulmasına mani olamaması ve kısaca tek taraflı garantörlük hakkının kullanılması sonucu hem o dönemki sorunun gerçek anlamda çözülmemesi hem de yeni sorunlar yaratılmasından dolayı bu tür garantörlüklerin sorgulanmasını ortaya koymaktadır.
Türkiye’nin yanı sıra Çeçenistan’da Rusya’nın, Kosova’da kullanılan garantörlüğün ve benzerlerinin de sorgulandığı rapor aslında en temelde insan hakları ile ilgili bir rapordur ve ilk kez tek taraflı garantörlüklerin çözüm olamadığı gibi bir karar üretiliyor.
Bu raporun raportörlüğünü ise DİSİ milletvekili Pourgorides yapmaktadır. Ancak bilindiği üzere Sayın Pourgorides 22 Mayıs’ta Kıbrıs’ın güneyinde yapılan seçimlerde yeniden milletvekili seçilememiş ancak heyetin yenileneceği ekim 2011 veya 2011 sonuna kadar AKPA’daki 30 yıldır sürdürdüğü görevine devam edebilmesi söz konusudur. Pourgorides yeniden milletvekili seçilmiş olabilseydi Sayın Çavuşoğlu’ndan sonra Ocak 2012’de AKPA Başkanlığı’na seçilmesi en muhtemel kişiydi.
Bu konu ile ilgili gelişmeleri gerek basına açıklayacak gerekse de önümüzdeki günlerde köşemde de yazacağım.
Ben AKPA toplantılarına devam ederken, son günlerde özellikle DAK, DAİ ve Kreşin Türkiye’den bir koleje devredilmesi ile birlikte yükselen toplumsal mücadele ve duyarlılık daha da artmakta ve yarın sabah 9.30’da DAÜ’de tüm sivil toplum, sendika ve siyasal partilerin katılımı ile bir eylem gerçekleştirilecek ve UBP hükümetinin DAÜ-VYK ile birlikte yürüttükleri “özelleştirme” politikaları protesto edilecektir.
Sorunun ekonomik olmadığı, yönetimlerin yanlış uygulamalarından doğan bütçe açığını bahane göstererek üniversite öncesi kurumların peşkeş çekilmeye çalışıldığı ve bunun da arkasında yatan esas nedenin Kıbrıslı Türklerin öz değerlerinin giderek tamamının Türkiye sermayesine aktarılması olduğu gün gibi ortadadır ve Kıbrıs Türk toplumu buna izin vermeyecektir.
Gün mücadele günüdür ve mücadeleden vazgeçmeyecek ve yenilmeyeceğiz.
Not: Yazım dün yayınlanacaktı ancak bugüne kaldı…