David Cameron’a sağlı sollu eleştiri

Geçen yıl yapılan seçimlerin hemen ardından kurulan Muhafazakar - Liberal koalisyon hükümeti bir yılı geride bırakalı çok olmadı.

Geçen yıl yapılan seçimlerin hemen ardından kurulan Muhafazakar - Liberal koalisyon hükümeti bir yılı geride bırakalı çok olmadı.
Ama güçlü bir koalisyon olmasına rağmen bir yıl gibi kısa sürede Westminister’de yorgun bir hükümet görüntüsü mevcut.

İç borç gerekçesiyle hayata geçirilen tasarruf önlemleri hemen her kesimde bir tepki patlamasını beraberinde getirdi.

Yüksek üniversite harçları ve sosyal kesintilerin sokağa döktüğü öğrencilerin ardından geçtiğimiz hafta eğitimciler ve diğer kamu çalışanlarının grevi işlerin daha da kötüye gideceğini gösterdi.

İşlerin iyi gitmediği bir ülkede eleştiri okları doğal olarak başbakana yöneliyor. Başbakan David Cameron’un başbakanlık koltuğunu doldurup doldurmadığı ve liderliği tartışılıyor bu günlerde.
Oysa 2005 yılında Muhafazakar Parti’nin liderliğine pek de kolay seçilmemişti Cameron.

Kenneth Clarke, David Davis, Dr Liam Fox ve Sir Malcolm Rifkind gibi partinin ağır toplarına karşı verdiği mücadeleden galip çıkarak 39 yaşında Muhafazakar Parti’nin başına geçmişti.

Dört adaylı Muhafazakar Parti’nin liderlik koşusunda yaşanan “sağ” ve “sol kanat” kutuplaşmasından, “sol kanadın” favorisi olarak Kenneth Calarke’ı da devre dışı bırakarak ipi göğüslemişti.
Böylelikle, geçmişi 1830’lara kadar uzanan ve Britanya’nın en köklü siyasi partilerinden olan Muhafazakar Parti’de son yıllarda yaşanan karizmatik lider boşluğu, David Cameron ile aşılmıştı.
Kimilerine göre, muhafazakar bir yapılanma içerisinde “sol kanat” tartışmaları anlamsız gelse de, Britanya ana muhalefet partisinin çekişmeli geçen liderlik yarışı bu kavramları da gündeme taşıdı o günlerde.

Hatta yine o günlerde medya Muhafazakarların yeni lideri olarak David Cameron’u şanslı göstermesine rağmen, “sağ kanat” adayı David Davis’in Cameron’u geride bırakacağı beklentisine girenlerin sayısı da az değildi.

Kanat kutuplaşmalarıyla birlikte “Sağ kanat” olarak tanımlanan “Muhafazakar” kesimin, liderlik yarışı öncesi, David Cameron’u İşçi Partisi’nin o dönemdeki lideri Tony Blair’e benzeterek eleştirilerinin hedefi yaptığını da hatırlatalım.
Tony Blair’in “Yeni İşçi Partisi” hareketi ile “sol”u liberalleştirdiğini savunan bu kesim, David Cameron’un da “Muhafazakar Parti’yi ikinci bir İşçi Partisi haline getireceği”nden endişe duyduklarını dile getirmişlerdi uzunca bir süre.

İşte bu endişelerden dolayı “Muhafazakar” delegeler partiyi “sola” çekmek isteyen Cameron’a fırsat vermeyip, David Davis’i partinin yeni lideri olarak seçmek için mücadele verdi o dönemde.

Biraz şaka gibi gelse de, Muhafazakar Parti’nin “Sol kanadı” 18 yıllık bir iktidar dönemi sonrası partinin iktidardan uzaklaşmasından Muhafazakar kesimi sorumlu tutuyor ve yeni açılımların zamanının geldiğini savunarak değişim istiyordu.
Bunu da o zaman henüz 39 yaşında olan David Cameron’un gerçekleştireceğine inanıyordu.

Cameron, partisini iki dönem iktidara taşıyan Blair’e de benzetiliyordu özellikle gençliğinden ötürü.
Muhafazakar delegeler 2005 yılının Aralık ayı başında dört adaylı liderlik yarışının bitiş düdüğünü çaldığında, bugün partisini iktidara taşıyan “sol kanat” adayı David Cameron’u, bu koltuğa uygun buldu.
Bu uzun hatırlatmaları yapmamın nedeni, bugünlerde Başbakan Cameron’un “kapasitesi”nin tartışılıyor olması.
Parti liderliğinde altı, başbakanlık koltuğunda ise bir yıllık bir geçmişi olan David Cameron ciddi eleştirilerin hedefinde.

Liderlerin muhalifleri tarafından eleştirilmesi doğal karşılanır ancak bu eleştirilerin kamuoyunun genelinde de destek bulması siyasette işlerin iyi gitmediğinin işareti sayılır.

Bugüne kadar hep sol kesimlerin hedefi olan Cameron’u artık sağ ve muhafazakar çevreler de sorgulamaya başladılar.
Bunların en sertini hafta başında Financial Times Gazetesi yazarı Philip Stephens dile getirdi.
Yazar, İngiliz siyasetinde hızla yükselip, kısa sürede başbakanlık koltuğuna oturan Cameron’un görevini hakkıyla yerine getirme kapasitesini tartışmaya açıyor.
Hem de “iyi bir başbakan izlenimi vermekle, iyi bir başbakan olmak aynı şey değil” türü pek de yenilir yutulur olmayan ifadelerle.
Hatta Başbakan David Cameron’u reformlar konusunda “kuru sıkı atmakla” itham ediyor.

Financial Times gibi sermayenin tepkilerini yansıtmasıyla bilinen bir gazetenin hedefi olması genç başbakanın işini zorlaştıracağa benziyor.
Koalisyon ömrünü tamamlar tamamlamasına da Cameron için siyasi ikbal kapıları çok kısa sürede kapanabilir.

İcraatına bakarlar bu tür ülkelerde kişinin, karizmasına ya da etkileme gücüne değil.
Örneği Cameron’dur.
Bu haber 96 defa okunmuştur

:

:

:

: