Girne’nin en güzel yerinde denize sıfır konumda bulunan ancak yıllardır hak ettiği yere gelemeyen Liman Otel, yenilenen yüzüyle geçtiğimiz gün turizme yeniden ‘merhaba’ dedi. Baştan aşağı değişen görüntüsüyle Girne’nin gözdesi olma yolunda hızla ilerleyen Liman Otel’deki bu değişimin ardındaki isim ise şirket direktörü: Ayşegül Gültekin…
Mert ÖZDEŞ
Liman Otel&Gazino şirket direktörü ve başarılı iş kadını olan Ayşegül Gültekin, Liman Otel’i, geldiği noktayı ve yaşadıklarını gazetemize anlattı. Bir davet üzerine geldiği Kıbrıs’a ‘ilk görüşte aşık olduğunu’ söyleyen Gültekin, Liman Otel’in baştan yaratılma sürecinin de yaşadığı sıkıntıları ‘başkalarının yaşamaması’ için Star Kıbrıs okurlarıyla paylaştı.
‘ALLAHIM NASİP EDERSEN BEN BU OTELİ SATIN ALIRIM’ : Lise ve üniversiteyi Ankara’da okuyan Ayşegül Hanım’ın yolu bir gün bir davet üzerine Kıbrıs’a düşer. Uzun ve meşakatli bir yolculuğun ardından kara yoluyla önce Mersin’a ardından da Kıbrıs’a gelir. ‘Geldiğime geleceğime pişman oldum’ dediği anda Gazimağusa’ya adım atar. Kıbrıs’la ilk buluşmasını şöyle anlatıyor Ayşegül Hanım: “İlk gördüğümde burası ne kadar hoş bir yer dedim. Ardından Mağusa’dan Girne’ye geldik ve bu otele yerleştik. Herkesin söylediği gibi eski ve bakımsız bir hali vardı. Otele yerleştikten sonra lobide oturdum ve şöle bir etrafa bakındım. Gerçekten çok eski koltukları, küflü dolapları vardı, çok bakımsız bir oteldi. Ancak dışarıda gördüğüm denizin ortasındaki o kayalıkta oluşan dalgalar bana göz kırptı. Ve dedim ki Ey Allahım eğer nasip edersen ben bu oteli satın alırım...”
‘ADAYA İLK ÇAĞDAŞ OTELCİLİK ANLAYIŞINI GETİRDİK’: Liman Otel’in karşısındaki kayalıkların kendisine sunduğu davet ve kendisinin deyimiyle ‘nasip’i olmasıyla birlikte Ayşegül Hanım kolları sıvıyor ve abisi Ergun Berksoy ile zorlu bir sürecin ardından gazino açma hakkını elde ediyorlar. ‘Gerçekten o dönem adanın şartları çok zordu. Gazino açmaya imtiyaz hakkı yoktu. Kıbrıslı çok şeker insanlarla tanıştık. Onlarında fikirlerini aldık. Olurmu olmaz mı derken paçaları sıyırdık ve abimin büyük bir desteği ile baştan sona bir inşaata giriştik’diyen Ayşegül Hanım, adaya dönemin çağdaş otelcilik anlayışını kazandırdıklarını da vurguluyor.
‘BANA DELİ GÖZÜYLE BAKTILAR’: Dönemin ticaret ataşesi ile zaman zaman toplantılar yapan Ayşegül Hanım her seferinde sorgulayan sorular ve şaşkın gözlerle karşılaştığını anlatıyor. ‘Hiç unutmam o dönemin ticaret ateşesi Atilla bey bana “Neye güvenip buraya böyle bir yatırım yaptırıyorsunuz. Üstelik abinizi de bu işin içine soktunuz” demişti. Bende cevaben “siz ticaret ateşesi değilmisiniz, beni destekleyeceğinize moralimi neden bozuyorsunuz? ” sorusunu sormuştum. Düşünün ticaret ateşesinin bile güvenmediği, değil yatırımı kimsenin boya badana bile yapmaya cesaret edemediği bir dönemde biz yatırım kararı almıştık. Bana resmen deli gözüyle bakılmıştı... Ancak buna karşın burda bana çok yardımcı olan turizmci ve mimarlarda vardı’diyerek o zorlu koşullarda nasıl bir risk aldığını anlatıyor.
‘BURASI KISMETSİZ ELLERDE HOR KULLANILDI’: ‘Burası eskiden yaşlılar geldiği bir otelmiş. Bizden önce 3 defa sahip değiştiren bu otele kimse bir çivi bile çakmamış. Kısmetsiz ellerde hor kullanılmış diyen Ayşegül Hanım, Girne’nin şimdiki hali yerine 1982’deki halini daha çok özlediğini gerekçeleriyle şöyle anlatıyor: “Afrika haricinde dünyanın her yerine gitmiş biriyim. Mesela Marbella adasına gitmiştim. Çok meth edilmişti. Gitim ve gördüm. İnanın Kıbrıs’ın onda biri bile olamaz. Ama orda turizmden para kırmayı biliyorlar. Dünyaca ünlü zenginler oraya gidiyor. Gece gündüz cap canlı bir hayat var. Her yer ışıl ışıl her yer canlı. Bende burayı böyle görmek istiyorum. Ancak burası yasaklar ülkesi haline dönüştü. Hiç bir şey yapamıyorsunuz. Adaya ilk geldiğim zamanlarda bile liman daha güzel ve canlıydı. Limanda buzikiler çalınırdı. Yaz geceleri insanlar geceleri ikilere, üçlere kadar sohbet ederlerdi. Şimdi ise bambaşka... Bişey söyleyeyim mi... 1982 Girne’si 2011 Girne’sinden daha güzeldi. Belki bugün ilk defa buraya gelseydim, Kıbrıs’a aşık olmayabilirdim.”
‘DAHA İYİ BİR GİRNE İÇİN ELİMİ TAŞIN ALTINA KOYARIM’: Daha güzel bir Girne’ye kavuşabilmek için hala yapılabilecek bazı şeyler olduğunu söyleyen Ayşegül Hanım böyle bir projede memnuniyetle görev alabileceğini de ifade ediyor. ‘Her şeyi devletten bekleyemeyiz’ diyen Ayşegül Hanım, ‘Girne dünyanın en güzel kıyı şeridine sahip bir şehir. Bu şehrin hakkını vermek zorundayız. Lütfen Girne’ye borcumuz ödeyelim ve buraya sahip çıkalım’diyor.