Âlemleri yaratan, mevsimleri bir yelpaze gibi etrafımızda döndürüp ruhlarımızı ferahlatan Rabb’imize şükürler olsun ki, yine Ramazan’a eriştikve son günlerine doğrugidiyoruz. Nice dostumuz, akrabamız Ramazan’a ulaşamadan Rab’lerine kavuştular. Onlara sorsak belki, “Keşke şu Ramazan’ı da ihya etseydim, feyizleriyle ruhumu yıkasaydım da ebedi iklime o doygunlukla göçseydim” derlerdi. Ama onlara kısmet olmadı. Biz Ramazan’a kavuştuk; fakat acaba bayramı göreceğimizin garantisi var mı? Tabii ki yok. O halde Ramazan ayının gecelerini de, gündüzlerini de çok iyi değerlendirmeli, elden geldiğince ibadete, hayır ve hasenata ağırlık vermeliyiz. Bir mü’mine tebessümümüz bile ahiret yurdunda karşımıza zenginlikler olarak çıkacak. Çünkü, Ramazan ayı çok kârlı bir uhrevî kazanç mevsimidir. Sevgili Peygamberimiz, Ramazan’ın önemi hakkında şöyle buyurmuştur: “Kim inanarak ve mükafatını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ın gecelerini ihya ederse, onun geçmiş günahları bağışlanır.” (Nesai, İman, Bab 22, V, 117)
Yine Kutlu Önderimiz, “Ramazan’ın evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Her kim, bu ayda idaresi altında bulunanların iş yükünü hafifletirse, Allah ona mağfiret eder ve cehennem azabından kurtarır”. “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhari, Savm, 5) buyuruyor.
Ey para! Ruhumu batırma!
Para ile imtihan olmak zordur. Onunla imtihan olup kazanmak da büyük bir babayiğitliktir. Bu konuya parmak basan Hz. Ömer bir keresinde şöyle demiştir: “Kişinin namazda inleyip durması sizi aldatmasın! Siz onun parasını nasıl değerlendirdiğine, parasıyla olan imtihanına bakın!” Benzeri bir gerçeğe işaret eden şu hadiseyi de nakledelim: Yunan filozof ve ahlakçısı Sokrat’ın hayranı olan zengin bir tüccar, bütün serveti olan bir çuval altını bu filozofa bağışlamıştı. Sokrat da tüccarın ölümünden sonra, onun vasiyeti gereği bir çuval altını almıştı. Ama bu bir çuval altını bir kayığa yükletip, denizin ortasına teker teker atmıştı. Atarken de ağzından şu hikmetli sözler dökülüyordu: “Ey para! İşte seni batırıyorum ki, benim ruhumu batırmayasın!”
Anneden kızına nasihatler
Bir annenin kızına yazdığı şu mektupta ifade edilen hususlar çok önemli prensipleri ifade etmektedir: “Yavrum! Şimdi sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayanarak bazı nasihatlerde bulunacağım. Bu
nasihatlerime uyarsan dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi, ahirette de ebedî saâdete ulaşırsın. 1- Kanaatkâr ol! Yâni, kocan tarafından getirilen yiyecek ve giyecek her şeyi memnuniyetle kabul et! Çünkü,
kanaat, kalbi huzûra kavuşturur. 2- Söylenenleri dâima iyi dinle ve kocanın meşrû emirlerine itaat et! 3- Evin ve her şeyin devamlı temiz, muntazam ve düzenli olsun! 4- Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin! Açlık insanı huysuz eder, uykusuzluk ise öfkelendirir.5- Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru! Yaptığın işleri, iyilikleri başa kakma! İyiliğe karşı iyilik çabuk unutulur, fakat kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz. 6- Eşinin yakınlarına güzel muâmelede bulun! Kocanın hatâlarını, yalnız iken, yumuşak bir şekilde söyle! 7- Kocanın sırlarını hiç kimseye söyleme! Karı–koca arasındaki sırlar kabre berâberlerinde gömülmelidir. 8- Eşinin üzüntüsünü ve neşesini paylaş! Ona her yönüyle iyi bir hayat arkadaşı ol! Yalan, yuvayı içten içe yıkan bir kurttur. 9- Aranızdaki problemleri kendiniz hâlledin! Sakın bunları, bize ve başkasına taşıma! 10- Kocandan, almakta zorlanacağı, gücünün yetmeyeceği şeyleri isteme! 11- Kadının güzel huylusu, eşine cennet nîmetidir. Sen kocana cennet nîmeti ol! Azap çektirme! Bunları yapabilmen, ancak, onun isteklerini kendi isteklerine, onun rızâsını kendi arzularına tercih etmenle mümkün olabilir. Hep kendi istek ve arzularını ön plâna çıkartırsan, bu nasihatleri tutman mümkün olmaz.”
5- Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru! Yaptığın işleri, iyilikleri başa kakma! İyiliğe karşı iyilik çabuk unutulur, fakat kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz. 6- Eşinin yakınlarına güzel muâmelede bulun! Kocanın hatâlarını, yalnız iken, yumuşak bir şekilde söyle! 7- Kocanın sırlarını hiç kimseye söyleme! Karı–koca arasındaki sırlar kabre berâberlerinde gömülmelidir. 8- Eşinin üzüntüsünü ve neşesini paylaş! Ona her yönüyle iyi bir hayat arkadaşı ol! Yalan, yuvayı içten içe yıkan bir kurttur. 9- Aranızdaki problemleri kendiniz hâlledin! Sakın bunları, bize ve başkasına taşıma! 10- Kocandan, almakta zorlanacağı, gücünün yetmeyeceği şeyleri isteme! 11- Kadının güzel huylusu, eşine cennet nîmetidir. Sen kocana cennet nîmeti ol! Azap çektirme! Bunları yapabilmen, ancak, onun isteklerini kendi isteklerine, onun rızâsını kendi arzularına tercih etmenle mümkün olabilir. Hep kendi istek ve arzularını ön plâna çıkartırsan, bu nasihatleri tutman mümkün olmaz.”
Günün Ayeti
Şüphesiz ki, müslüman olan (Allah'ın emirlerine teslim olan) erkeklerle, müslüman kadınlar; îman eden erkeklerle, îman eden kadınlar itaat (ve ibâdet)e devam eden erkeklerle; itaat (ve ibâdet)e devâm eden kadınlar; doğru erkeklerle, doğru kadınlar; sabreden erkeklerle, sabreden kadınlar; alçak gönüllü (ve saygılı) erkeklerle, alçak gönüllü (ve saygılı) kadınlar; sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar; mahrem yerlerini (haramdan) koruyan/hayâlı erkeklerle, mahrem yerlerini (ve görünümlerini haramdan) koruyan/iffetli kadınlar; Allah'ı çok anan erkeklerle (Allah'ı çok) anan kadınlar (var ya, işte) Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfât hazırlamıştır. (Ahzab – 35)
Günün Hadisi
'Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır.' (Tirmizi, Zekât, 26)
Günün Duası
Dua hakkında:İnsanın Hz. Allah ile olan irtibatının sağlanması ibadetle gerçekleşir.İbadetin özü ise DUADIR.Dua,sınırlı,sonlu,ve aciz olan varlığın,sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu bir köprüdür.’’Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var.Dua ediniz ki karşılık vereyim.’’
Günün Sözü
Edeb hudûda, sınırlara riâyet etmek onu taşmamaktır. En büyük edeb ise ilâhi hudûdu muhâfazadır, gözetmektir.* (Abdülhakim Arvâsi)
*İstediklerini vermediğiniz zaman kızan ve küsen hakiki dost değildir. )İmam-ı Ahmed bin Hanbel )
SORU-CEVAP
SORU: Abdest alırken hata ile boğazına su kaçan, orucu bozulduğu için yiyip içse, kefaret mi gerekir?
CEVAP: Orucu kasten bozmadığı için, yalnız kaza gerekir.
SORU: Oruçlu olduğunu unutarak yiyen, sonra bilerek yiyip içmeye devam ederse, kefaret gerekir mi?
CEVAP: Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içen kimse, orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içmeye devam ederse kaza lazım olur, kefaret lazım olmaz. Eğer unutarak yiyip içmenin orucu bozmadığını bildiği halde, kasten yiyip içmeye devam ederse, hem kaza, hem de kefaret lazım olur.
SORU: Ramazanda birkaç gün oruç tutmadım. Kefaret gerekir mi?
CEVAP: Ramazanda mazeretsiz oruç tutmamak büyük günahtır. Önce tutulmayan oruçlar için tevbe edilir. Sonra gününe gün yani kaç gün tutulmamışsa o kadar gün kaza orucu tutulur. Bir kimse, Ramazan ayında 30 gün oruç tutamasa, tutamadığı gün kadar kaza gerekir, kefaret gerekmez. Kefaret, oruç tutmamanın değil, niyetli iken Ramazan orucunu mazeretsiz bozmanın cezasıdır.