Şu trafikte gün geçmiyor ki felaket boyutlarındaki kaza haberleri gelmesin, birileri ölmesin, birileri dövülmesin…
Son gelen haber de Genç TV kameramanı Erdal Erek’in uyardığı şahıs tarafından darp edilmesi…
Memlekette trafik o halde ki denk geldiğinde magandayı uyarmayacaksın kardeşim!
Bırakacaksın istediği gibi at oynatsın trafikte, vursun, ezsin, geçsin…
Devlet nasılsa ona bu ayrıcalığı tanımış…
Aksi takdirde hergün trafik kurallarını ihlal edenlerin onlarcasını, hatta yüzlercesini görmezdik.
Erdal Erek’in başına gelenin benzeri benim de başıma gelmişti, üzerime aracını göz göre göre süren manyağın birine “ne yapıyorsun” dememle çıkan tartışma sonucunda attığı taş yüzünden gözlüğüm kırılmış, gözüm ciddi şekilde yaralanmış, burun kemiğim çatlamıştı, arkasından da vurmaya kalkışınca ben de bir sağlam karşılık vermiştim…
Olay polise yansıyınca mesele “karşılıklı darp” meselesine dönüşmüştü, yasaya göre ben bana saldırana karşılık verince kendimi savunmuş değil, karşımdakini darp etmiş oluyormuşum…
Hay sizin yasanıza…
Böyle olacağını bilseydim o herifi elimden almaya çalıştıklarında bırakmaz, salamura haline getirene kadar hesabını görürdüm…
Bir başka olayda trafikte uyardığım birinin o an için tasladığı kabadayılığına aldırmayarak polis karakoluna şikayet için gittim, kendisine de gideceğimi söyledim, arabasına adam alıp peşime takıldı, polis karakolunun kapsında önümü kesti, küfrederek yumruk atmaya kalkıştı, karşılığını vermekte tereddüt etmedim, durum böyle olunca beni pek sevmediği her halinden belli olan karakol amiri beni hücreye attırmaya kalktı, ötekine de bir kahve ısmarlayıp yoluna gönderdi, ben işin peşini bırakmayınca da o amir o karakoldan sürüldü ve kızağa alındı, kabadayı şöförümüz de gereken cezayı aldı…
Yüz yıllık saçma sapan yasalarla, alakeyfi iş yapan memurlarla devlet yönetirseniz, her Allah’ın günü yollardan ölüleri toplarsınız, magandaların altlarındaki araçlarla manyakça işler yaptıklarını da an be an görürsünüz…
Memleketteki trafik görüntüsü resmen bir açık hava tımarhanesi görüntüsünü andırıyor.
Egsozu uçak motorundan daha fazla gürültü yapan motorlar, arabalar mı istersiniz, yolda arabanın sürat göstergesi 200 kilometreye dayanmadıkça sapık ruhu rahat etmeyen sürücüler mi istersiniz, arabaların pencerelerinden savrulan içki şişeleri mi istersiniz, frenleri tutmayan, lastikleri kabak arabalar mı istersiniz…
İsteyin istediğiniz kadar, her türlüsünü bulursunuz.
Polis sadece köşe başlarında durup evrak ve sürat kontrolü yapıyor, o da diğer araçların uyarı mahiyetinde selektor yapmasıyla herkes tedbirini alıyor…
Memleketteki trafik sorununu çözmenin yolu basittir de, hayatının her saniyesini entrika ve yalan dolanla geçiren hükümet yetkililerinin kafası belli ki buna basmıyor.
Partizanlığa ve dolandırıcılığa para yetiştiren devlet yönetenlerimiz trafiği kontrol altına alacak mobese kameralarına para bulamıyor, trafik denetimlerini artıracak ve etkin hale getirecek trafik polisi sayısında artışa gidemiyor, polisin teknik imkanlarını artıramıyor, fi tarihinden kalmış başıbozuk yasaların trafik suçlarında öngördüğü cezaları düzenleyemiyor, kısacası caydırıcı tedbirler getiremiyor…
Hoş, işini dört dörtlük yapmaya uğraşan idealist polislerimiz de var, haklarını yemeyelim, fakat öyle polislerimiz de var ki gözünün önünde işlenen trafik suçunu görmezden geliyor ve peşine düşüp de hesabını sormuyor!!!
Bu gibilerine ne tür imkan sağlarsanız sağlayın onların derdi salla başını al maaşını derdidir.
Tam şu anda yoldan geçen bir manyağın egsozunu bol bol gürültü çıkarsın diye belli ki modifiye ettirdiği motosikletini bas bas bağırttığını ve köy içinde delicesine sürat
yaptığını duyuyorum…
Trafikteki bütün bu rezillikler en ultra şekliyle yaşanırken Başbakan ise trafikte ölen oğlunun heykelini açıyor…
Bu kafalarla gide gide daha çok heykeller dikilecek, mezarlıklar doldurulacak, kafalar kırılacak, gözler çıkacak…
Şu trafikteki manyakların kaç dostumu, sevgili insanımı katlettiğini ve saçma sapan yasalar ve adam kayırmacılık sistemi yüzünden basit cezalar alarak, elini kolunu sallaya sallaya sokakta dolaştığını unuttum artık…
Herbirine bir heykel dikseydik memleketin her tarafı heykellerle dolardı.
Şu açık hava tımarhanesinde bu kadar çok manyak ruhlu insan müsveddesiyle yaşarken ve trafikte köşe kapmaca oynarken memleketteki devlet düzeninin de neden hababam yebabam düzeni olduğuna da fazla kafa yormamak gerek…
Biri ötekinin diğer yüzü…