Hükümet, muhalefet, basın, terelelli!

“Siyasette dünyanın en kolay işi muhalefette kalmaktır” sözünü önce kim söylemişse, hayâlinde bizim memleketi canlandırmış olmalı.

 “Siyasette dünyanın en kolay işi muhalefette kalmaktır” sözünü önce kim söylemişse, hayâlinde bizim memleketi canlandırmış olmalı.

“Gazeteciysen salla gitsin, doğru da, yanlış da yazsan sayfalar dolar” sözünü söyleyen de ondan kopya çekmiş.

Keşke çekmeseymiş.

***

Hükümetin hâli mâlum, para yok, pul yok, ihracat hak getire, kuraklık yağmurlar getire, herkes kendisinden bir şey bekliyor ama Mevlâm rast getire.

Onun için önce muhalefetimize bir bakalım ve “Böyle muhalefet Corc Dublive Buş’un başına” diye dua edelim. İnşallah tutar da dünyanın kaç bucak olduğunu görür. Hanyayı Konya’yı anlama ihtimâli de var.

Çünkü, bizde muhalefet dediğin, sabahtan akşama kadar vara yoğa konuşmak, “Birileri bir yerlerde eylem yapıyor mu” diye tetikte haber beklemek, haber olumluysa gidip desteklemek (?).

İşittiğime göre, bizim muhalefet teleskopla 24 saat Mars’ı da gözetliyormuş. Eylem ya da grev varsa, sebep-sepet dinlemeden oraya da otobüs kaldırıp desteklemek (!?) için tayakkuzdalar.

Öyle ki; önce sendikayla (!) kol kola girip, “Ankara dışarı” diye bağırıyor, sonra aynı sendika hükümete “Nereden bulursan bul ama bize para ver, Ankara’dan iste” dediğinde alkışlıyor.

Üstelik bunların elinden CTP bile gına getirmiştir. Hükümet bir yere bir paslı çivi çakmaya kalksa, “Memleket elden gittiiiiiiiiiiiiiiii.... Peşkeş çekildiiiiiik....” diye yırtınır dururlar. Oysa görevleri durduk yerde yırtınmak değil, “Doğrusu budur, onu yapın” diyebilmektir.

Keşke diyebilseler!

***

Gelelim bizim cenaha ve hiç kıvırtmadan söyleyelim. Bu memlekette bir yerlere gebe olmayan, haksızın yanında asla yer almayan, doğru bildiğini yazabilen tek yayın organı, star kıbrıs Gazetesidir.

Bize benzemeye çalışan bir-ikisi de, şimdilik “Benzemeye çalışmakla” yetiniyor. Geriye kalanlar, partilerinden de keskin muhalefet yapıyor ki, parti başkanları bile okuduğunda iki gün dertli dertli sazın tellerine vurup, muhalefette gazetesini geçmenin çarelerini arıyor.

Mesela, örneğin ve de misal olarak, DAÜ’nün İskandinav ülkelerine göç etmesini sayabiliriz. Bir gazetemiz bunu bir bakışta ve şıp diye anlayıverdi.

Keşke hiç anlamasaydı.

***

Bilindiği gibi DAÜ maalesef hükümetlerin şamar oğlanı olduğundan, gelen vurur, giden vurur. Bu gidişle adı “Vurun kahpeye” kalacak.

Peki muhalefetin ve sahip oldukları gazetelerin görevi hükümetlerin vurduğu DAÜ’nün, öğrencilerinin yanında yer almak değil midir?

Bizde değildir. Görev, hükümetler DAÜ’nün de bir fırsatını bulup kendisine omuz verirken, arada kendi nafakalarını çıkaranlara vurmasını beklemektir. Ondan sonra, “DAÜ elden gittiiiii... Tahin helvaaaaaaa” diye yırtınmaktır. Haklının değil, haksız DAÜ yönetiminin yanında yer almaktır.

Keşke almasalar!

SON SÖZ : DAÜ ile  iş yapan Erdinç Uzunoğlu, haksız ve bir o kadar da çirkin saldırılara maruz kaldı. Saldıran muhalif gazetenin, Uzunoğlu’nun gönderdiği açıklamaya yer vermemesi bir yana, yok sayması akıl alacak işlerden değil. Bu acayip durum, meslektaşlarımızın teleskopla Mars’ı seyretmekten açıklamayı okumaya fırsat bulamadığına yoranlar da var ama bana göre ORTAM müsait değil.

SON SÖZ: Yayımlanan yalanlara DAÜ yönetimi de sessiz kalır insanları nâ hak yere mağdur etmeyi sürdürürse, elimdeki belgeleri yayımlayacağım.

O zaman göreceğiz muhalefet nedir, muhalif basın nedir.

Ve DAÜ kuş mu, yoksa deve midir!

 

 

 

KÜPE

 

İnsanlar gittikleri bir yerde görünüşüyle karşılanır, kişiliği ile uğurlanır!

 

                                                                                              (Anonim)

 

 

 

DUVAR

 

Bazen öyle münasebetsizlikler yaparım ki, sonunda cezası o kadar büyük olur. Pazar günü de aynı durum vuku buldu ve nereden icap ettiyse, Konfüçyüs’ün

“ELDE EDİLECEK BİR ÇIKARI OLDUĞU HALDE ADALETİ DÜŞÜNEN, TEHLİKE KARŞISINDA HAYATINI HİÇE SAYAN, VERDİĞİ SÖZÜ UNUTMAYAN, TAM İNSANDIR”

dediğini okudum bir yerden ve keşke okumaz olaydım. Günümüz insanoğlunun bu sözleri okuduktan sora geceleri rahat uyuyup uyuyamadığını düşünmekten iki günden beri gözüme uyku girmiyor!

 

 

Arabalarıyla güzel güzel bir yerden bir yere giden insanları “Aha yakaladım, araba sürerken telefonla konuşuyordun' diye durdurup ceza yazan polisler var ya... İşte onlara “Etme eyleme, yanlış yapıyorsunuz, Araba sürerken telefonla konuşmayanlara ceza yazın” diye çıppana çalalım.

 

Neçün da den...

 

Çünkü araba sürerken telefonla konuşmayanlar hem genel kuralı bozuyor, hem de polislerimiz onlarla uğraşırsa daha az yorulur!

Bu haber 84 defa okunmuştur

:

:

:

: