“Eğer konut, emlak sektöründe hayat bu yanlış uygulamalar nedeniyle durursa bu ülkenin ekonomisi durur. Bir ülkenin taşınmaz malla ilgili ekonomik hareketliliği ekonominin vazgeçilmezidir.”
“Annan Planı ile birlikte konuk ve inşaat sektöründe patlama yaşandı. Ve o patlamayla beraber sanıyorum herkes bir sarhoşluk yaşadı. Çünkü kazanılan para kimsenin cüzdanına cebine hatta torbasına sığmadı.”
Hasan Hastürer Ada TV’de konuştu; “İNSANLIĞIN başlangıcından bu güne kadar geçen sürenin zaman olarak net söylemem,iz çok mümkün değil. Doğanın değişiminden, Kıbrıs adası için 7 kez battı çıktı denir ama hayat devam ediyor. Bu hayatın devam edişi içerisinde çok önemli unsur sorunlara barışçıl yöntemlerle çözüm bulmaktır. Kavga etmek çatışmak çok kolaydır. Bütün mesele sorunlara barışçıl yöntemlerle çözmektir ama ne halse olimpiyatların öncesine gittiğimiz zaman insanların güce dayalı bir mukayeseyi tercih ettiklerini görüyoruz. Hâlbuki güce adaletin yere gelemeyeceği zaman güçlü olan daha fazla bir şeyler elde etmek ister. Ne zamanki her şey adaletin önünde bir sonuç yaratacak gücün üzerine bina edilir işte orada barış tehdit altındadır. Bu adanın 3tebirlik kısmında yaşıyoruz. En azından benim yaş gurubumda olanlar da olabilir hep bir gerginlikle yaşıyoruz. Hep bir ne olacakla, kurşun sesleriyle, çatışmayla büyüdük ama bundan yeterince bir ders almadık. Ders aldığımız söylüyoruz ama almadık. Güney Kıbrıs’ta stratejik araştırmalar merkezi bir kamuoyu araştırması yapmış ve Türkiye doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da güç dengelerini ele almış ve şöyle bir başlığı Güney’den bir gazete şöyle öne çıkardı Türkiye havlar ama ısırmaz. Barışı tercih eden bir gazeteci olarak bundan çok ciddi anlamda rahatsızlık duydum en azından benzetme hoş bir şey değil. En zor koşullarda bile barışı savundum. En zor koşullarda neredeyse barut kokularının burunlarda durduğu, sokaklarda kan izleri olduğu dönemde de yine aynı şekilde barışın çok önemli olduğunun altını çizdim ama gel görünüz ki bu pratikte çok işe yaramadı ve hala da bunlar yaşanıyor.”
BEKLENMEDİĞİ ANDA TÜRKİYE GELDİ
“Taksim sahası var Lefkoşa’da sınırın çok yakın olduğu bir yerde ve burada bir zamanlar Rumların Türklere bir şarkı dinlettiği konuşulurdu bekledim ve gelmedi. Ama gel görünüz ki hiçte gelmeyeceği tahmin edildiği bir dönemde Türkiye 1974’de geldi ve yeni bir durum yarattı. Rumlar bunu çok ağır bedelini ödedi ama bakıyorsunuz ki özellikle doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aramaları çalışmalarıyla beraber güç dengeleri de gündeme geldiğinde Rum tarafı hala daha güç kıyaslaması yapıyor. İran’ın asker, Suriye’nin tank sayısı bakımından Türkiye’den üstün olduğunu işret ediyor. Yani burada doğu Akdeniz’de Kıbrıslı Rumlarla Türkiye karşı karşıya gelirse İran Kıbrıs’ın yanında mı yer alacak ya da Suriye mi yer alacak bu nedenle bu yaklaşımla sorunlar mı halledilecek bu nedenle bu yaklaşım barışı savunan bir Kıbrıslı Türk gazeteci olarak beni rahatsız etti ve bu günün ortasında buna değinmek istedim.”
KTHY’Yİ SİYASİLER BATIRDI
“Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’dan charter uçakla turistler geldi, onları karşıladık. Tabi baktığımızda bu çözümsüzlük aklıma geldi. KTHY’yi çalışanlar batırmadı, KTHY’yi orayı siyasi bir çiftlik gibi gören siyasetçilerin icraatları batırdı ve tabi sonrasında pek çok hava yolu şirketinin KKTC’ye uçmasıyla beraber Kıbrıs türkünün yurtdışına ulaşımıyla ilgili sorunun çözüldüğünü varsayabiliriz. Ama acaba öylemidir yoksa bunca havayolu şirketinin uçmasına rağmen fiyatlar önemlidir. Fiyatlar aşağı düştü mü hayır düşmedi, kampanyalara baktığınız zaman şu kadar fiyattan başlayan kampanyalardan bahsediliyor ama o biletleri hiçbir zaman bulamazsınız. Örneğin İngiltere’ye gidiş dönüş 600 paundan söz edilebiliyor halbuki orta Avrupa ülkelerinden Güney Kıbrıs’a 300-350 Euro’ya bir hafta otel içerisinde insanlar kalabiliyor eğer turizm bizim için önemliyse ulaşım da bizim için önemlidir. Ve ben şuna inanıyorum ki arz ve talep dengesine dayalı değil. Maliyet hesaplamasını yaptıktan sonra gerçek anlamda hizmetle beraber bayrak taşıyıcı bir hava yolu şirketine ihtiyacımız vardır. Yani piyasayı denetleyecek ve uçuk fiyatlarla buraya gelecek veya uçmak zorunda olacak insanlarımıza çok pahalı bilet empoze etmeyecek havayolu şirketine ihtiyacımız vardır. Bugünkü hükümet bu konuda birçok girişimler yaptı, tarih işaret kondu, şu tarihte uçacak denildi, iş adamlarıyla birlikte bir araya gelindi ama mutlu sona ulaşılmadı. Ben dün Prag’dan gelen yolcular ve onların karşılanması haberini okurken KTHY’yi düşündüm ve tabi ki bir dramatik haber daha akla geldi.”
CAS ÇALIŞANLARINA KAPI GÖSTERİLDİ
“CAS çalışanları ki Kıbrıs Türk hava yollarından aktarılmıştı, onları da ücretsiz izin diye onlara da bir anlamda kapı gösterildi. KTHY çalışanları işsizdir, çadırları oradadır, onlar hala daha evlerine ekmek götürme bakımından sıkıntılıdır. İçlerinden bazı isimler öne çıkarılarak sanki bütün hava yolu çalışanlarının bir eli yağda bir eli balda. Çeşmeleri sağa döndürürlerse zeytinyağı sola döndürürlerse bilmem ne akar gibi bir hayat yaşadıkları düşünülüyorsa yok öyle bir şey. KTHY çalışanlarının bir an önce ekmek tutması birinci sorunlarından bir tanesidir.”
GÜNEY KIBRIS’TA NELER OLUYOR?
“Güney Kıbrıs’ta önemli gelişmeler oluyor. Patlama sonrasına Hristofyas suçlu bulundu. Şimdi bu suçlu bulunmasının sonunda Hrsitofyas’ın tavrının ne olacağı önemlidir. Bu sadece dünya açısından mı önemlidir. Hayır, Hrsitofyas’ın takınacağı tavır, Hristofyas’a gösterilecek muhalefet veya destek görüşme sürecini de etkileyecek. Özellikle BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki ekibinin bu konuda ciddi endişeleri olduğunu biliyorum. Aslında Hristofyas bu noktada ne yapar sorusuna baktığımız zaman belki suçlamadır bir dava dosyası değil, hukuk bakımından bir süreç tamamlanmıştır ama sonuç itibariyle Hristofyas hem kurumsal olarak başkanlık ve hükümet hem de şahıs olarak deniz üssündeki patlamadan suçlu bulundu. Gerek siyasi gerekse toplumsal muhalefet karşısında ne kadar direnebilecek bu belirsizlik Kıbrıs sorununun çözüm süreci ve bu New York’da yapılacak görüşmeleri de etkileyebilecek gibi görülüyor. Ama dileyelim ki bu iç politika sınırları içersinde olsun, görüşmeleri etkilemesin. Çünkü Annan planından sonra sanıyorum ki Kıbrıs sorunu çok önemli tarihi bir kilometre taşına daha geliyor. Umalım ki bu kilometre taşını elimiz boş geçmeyiz.”
HERKES SARHOŞLUK YAŞADI
“Annan planıyla birlikte toprak ve mülkiyet konularının şekillenmesi üzerine yatırım yapılan arazilerle ilgili yapılan yatırımın bağlı olarak bir öncelik elde edecek olması konut sektöründe, inşaat sektöründe bir patlama getirdi. Ve o patlamayla beraber sanıyorum herkes bir sarhoşluk yaşadı. Çünkü kazanılan parayı kimsenin cüzdanı cebi hatta torbası sığmadı. Bir sarhoşluk içersinde inşaat sektörünün en önemli sektörlerinden bir tanesi müteahhitlik sektörüdür. İnşaat sektörü patlayana kadar yaklaşık 800 tane müteahhit vardı. Bu sayı 450 550-600’le başladı ve hani neredeyse hiç bilgi gerektirmeyen bir sektör olarak algıladılar. Herkes müteahhit oldu. İpini koparanı bilmem ama işini bırakan müteahhitliğe koştu. O zamanlarda aman dikkat edelim dedik, bu toplumun finans sektöründe 2000li yıllarda yaşadığı korkunç felaketin benzerini yaşayacağımızı işaret etti kimse dinlemedi, kontrol etmedi. Bu sektöre kimlerin girip çıkacağını kontrol etmediler ve finans sektöründe günlük hayatı da siyaseti de etkileyecek bir süreç yaşansı. Müteahhitler kazandıkları paralarla sarhoşluk yaşadılar. Hâlbuki inşaat sektöründe müşterilere konutu inşaat aşamasında satabilirsiniz. Dünyanın her yerinde bu var. Ama kazancınız ne zaman ortaya çıkar. İnşaat sonuçlar, anahtarı teslim edersiniz tapuyu teslim ederseniz o zaman paranın avucunuzda kalan para sizindir. Eğer oraya kadar parayı idare edemezseniz iş bittiği zaman elde avuçta bir şey yoksa o zaman hapı yuttunuz demektir. Ama bu hap genelde tek başına yutulmuyor toplum hapı yutuyor ve konut sektöründe patlama olduğunda yabancılar da ilgi gösterdi bundan memnun olmamız gerekir ama gerek Kıbrıs Türk insanı gerekse yurtdışından gelip konut satın alanlar ne bilsinler ki aslında yer satın alıyorlardı. Ve bu sektörde finans cümlesiyle bağlantı olur çok tuhaf. Olması gereken de bu ama b,ir ipotek ilişkisi ortaya çıktı ki ipotek almada vermede yaşananlar öyle vahim tablolarla bizleri ve bizim ülkemizde konut sahibi olanları yüzleştirdi ki kendi adımıza utandık suçumuz olmasa da ama yaşananlar Kıbrıs türkünün imajını yaralamanın ötesinde dağıttı.”