‘BİZ DE PROTOKOL HABERCİLİĞİ VARDIR’

Ada TV’de Bulut Akacan’nın hazırlayıp sunduğu “Sil Baştan”ın gazeteci Harun Denizkan, Dilek Kırıcı ve Avukat Boysan Boyra’ydı. İşte o programdan çarpıcı ayrıntılar;

Esra TÜRKEL
Ada TV’de Bulut Akacan’nın hazırlayıp sunduğu “Sil Baştan”ın gazeteci Harun Denizkan, Dilek Kırıcı ve Avukat Boysan Boyra’ydı. İşte o programdan çarpıcı ayrıntılar;

DENİZKAN: TOPLUM OLARAK İLK KEZ ÇARESİZ BİR DURUMDAYIZ: Geçmişte bu gitsin de o gelsin diye bir heyecan vardı ve bunlar denendikten sonra halk kim gelirse gelsin aynıdır demeye başladı ve ona inandı. Bu nedenle çaresizdir. Hükümet edemeyen bir iktidar, muhalefet edemeyen bir muhalefet var ve ilk kez toplum bu kadar çaresizdir. Geçmişte erken seçim olsun diye bir umut vardı atık o umut yok. Olmayacak da çünkü halk işin gerçeğini kavradı. Bu ülkede siyasetin değerinin, siyasilerin değerli olmadığı ve başkaları tarafından yönlendirdiği bilincine vardır. Ben de şahsen bu konuları yaşam tarzı haline getirmedim. Bunlar artık insanlara heyecan vermiyor. Bu işin çözümü bu ülkede yeni bir zihniyet ve anlayışla bir oluşum olmasıdır.

KIRICI: TOPLUMUN İÇERİSİNDEKİ RUH HALİ NE İSE HEPİMİZİN Kİ BİRBİRİNE YAKIN DURUMDA: Bu durumun gazetecilere malzeme olsun konusunda taraftar değilim, hatta artık memlekette işler yolunda gitsin ve bizim yaptığımız tartışma programları ne kadar aza indirilebilirse indirilsin, sadece tartışma programı değil, kendi ülkelerinin güzelliklerini paylaşabilecek görüntüler paylaşılmalı. Şu kadar adanın içinde yaşayana insanlar olarak orta doğuda neler oluyor, dünyadaki siyasi, sağlık, coğrafi durumlarla ilgilenme pozisyonumuz yok. Bizim bir tek sorunumuz kendi içimizdeki sorunları çözebilmek ama bunları çözebilecek de net bir durum yok. Olayları net göremeyeceğimiz bulutlu bir ortam var ülkede. Kimse de ne olduğunu göremiyor. Sorun vatandaşta mı derdim ama sorun asıl yukarıda. Sorun İlkeli, prensipli siyasilerimizi meclise göndermememizden kaynaklanan sorunları yaşıyoruz.

BOYRA: POLİTİKACILAR İYİ DEĞİLSE BENCE BUNUN SEBEBİ BİRAZ DA HALKIN KENDİSİNDEDİR: Yukarıdan aşağı gelen değişimler hiçbir zaman tutmamıştır. Aşağıdan yukarı gelecek değişim ancak mümkün olabilir. Politikacılar iyi değilse bence bunun sebebi biraz da halkın kendisindedir. Biz seçiyoruz. Halk isterse yeni oluşum oluşturabilir. Özellikle çevre konusunda partilerin ne yaptığı belli değil. Peki, çevreye önem vermeyen hiçbir hükümete oy vermeyeceğim diye ayak direten birini hatırlıyor musunuz? Faizler konusu on yıldır konuşuluyor. Faizler kat kat, insanlar ödeyemiyor. Evine haciz girmeyen insan kalmadı. Bizler de bunları dile getiriyoruz programlarımızda ne iş yarıyor? Faizlerini düşürmeyen politikacılara halk ne tepki gösteriyor?

DİLEK: HALKIN TEKRAR SİYASETÇİYE GÜVEN DUYMASI ZAMAN İSTER: Annan planı dönemine kadar halk çözüm noktasında çok fazla aldatılmamıştı, ilk kez çok yaklaştığını hisseti ve “evet” diyerek çözüme dokunuyorum dedi ve ilk defa bir hayal kırıklığı yaşadı. Tekrar güvene dönüştürebilir mi siyasetçiye güven duyabilir mi o biraz zaman ister.

DENİZKAN: HALKA MUTLULUK VEREN PROGRAMLAR SUNMAMIZ GEREK: Halk ilk kez ciddi anlamda kandırıldı, aldatıldı. O dönemde yakın değildi. Biz programcılara çok büyük bir görev düşüyor. Türkiye programlarının 1980lerin televizyonlarına döndük. Siyasileri aktör yaptık, eğer aktörseler onlar biz de iş yok demektir. Sabahın erken saatlerinde televizyon açmaya alıştık ve hangi sendikacı, siyasi birilerini eleştirsin, bana mutsuzluk versin ve bende bundan mutlu olayım. Türkiye televizyonlarında olduğu gibi insanlara güzel şeyler vermek lazım, kişiselliklerini geliştirmek, pozitif enerji vermek lazım. Ne verirseniz onu alırsınız. İnsanları düşünmememiz gerekir.

KIRICI: GAZETE OKUMUYOR GAZETEYE BAKIYORUZ: Sabah kalktığımda ülkenin ne denizi görüyorum ne yeşili görüyorum bu senin yaşadığın yere alışmış olduğunun bir göstergesidir. Bu sorunları basında yazılıp çizilmesiyle sorunlara çözüm bulunmuyor. Bu tartışmalar verimlilikten çıkıp sürekli bir çatışma, kavga sorgulama ve suçlama haline dönüştü. Gazete okumuyor gazeteye bakıyor dedi, biri. Bir haber başlığı görüyorum ve detayına girince habere ulaşamıyorum birinci, ikinci paragrafta. Habere ulaşmaya çalışıyorum, hiçbir gazetemizde havadan, sudan, yaşama güzelliğe dair bir köşe yazısı yok.

DENİZKAN: POLİTİKACILAR HALKI KANDIRMAMALI: Seyrüsefer harçlarını geri alacağım dersin, seçimlerde söz veriyorsun, hükümete gelince bu harçları geri alacağım dersin, mecliste karar verisin ama karşı adam yapamazsın, mutfağın kapısını kapatmayacaksın der. Ben halkı kandıramam. Halk bunu biliyor.

BOYRA: POLİTİKACILAR ÖDEVLERİNİ YAPMASA DA GÜNLÜK HAYAT DEVAM EDİYOR: Politikacılar çalışmıyor ve ödevlerini yapmıyorlar fakat günlük hayatımız devam ediyor. En azından meclis kürsüsünde milletvekili görmüyorum halkın sorunlarını tartışan, elektrik ücretleri, işsizlik, pahalılık, faizler konusu. En azından halkın nefes alacağı şeyleri yapmıyorlar.

KIRICI: BELLİ YAŞI AŞMIŞ SİYASETÇİLERDEN FAZLA BİR ŞEY BEKLEMEMEK GEREK: Hükümetin başında Sayın, İrsen Küçük var. Ben, İrsen Bey kadar dinamik olayım, kafam çalışsın, yüzüm gülsün daha ne isterim. Hükümetin başında 35 yıldır aktif siyasetin içinde yer almış. Bana bir kişi desin ki dünyada şu lider vardır ki 70 yaşında riski de aldı, çeşitli reformlar da yerine getirdi ve memleketini şuradan aldı ve şuraya götürdü desin. Bu saatten sonra bekleyemezsiniz.

BOYRA: FAİZLERLE İLGİLİ YENİ YASA TASARISI BENCE İŞE YARAMAZ: Bana göre sınıfta kalmış bir tasarıdır. Sayın Mustafa Yektaoğlu ve Hasan Bozer, yasa tasarınızı beğenmedim. Çünkü eski borçlara hiç temas etmiyorsunuz, bu günden sonra borçlanacak olanları, mahkemede olan borçları da kapsamıyor. Sayın Maliye Bakanının tasarladığı bir yasa var, Sayın Maliye Bakanının taslağı bana göre tam ilaç olabilecek olan bir yasa. Maliye bakanının da yasa tasarısı biraz daha düzetilip yasalaşırsa Sayın Maliye Bakanı bir numaralı politikacı olacak bana göre.

DENİZKAN: KKTC’DEKİ PROTOKOL HABERCİLİĞİNİ DEĞİŞTİRMELİYİZ: Türkiye’deki haber programlarını izlediğiniz zaman habercilik farklıdır. Biz de protokol haberciliği vardır. Kanallarda çevirdiğiniz zaman ya aynı anda söyler haberleri ya da biraz sonra söyler. Biz insanlarımıza burada yanlış enformasyon veriyoruz çünkü başbakanın konuşmasında farklı yönlerini getirmeyiz ekrana. Türkiye ve ya Avrupa kanallarındaki gibi detaylar yoktur. Ortak malzememiz var. Al o malzemeyi önünden hiçbiri program yapamayacaklar. Dilek, arşivlerimiz olsa, belgesellerimizi arşivleyebileceğimiz arşivlerimiz programlar olsa. Güney’deki insanların sosyal ve kültürel yapılarını, tercümesini yaparak ortaya koysak talep olmaz mı? Bizim bu tür programlara ihtiyacımız vardır ama yapamıyoruz.”
Bu haber 180 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER