Takdir etmek!

Pek çok şeyi kaybettik bugüne kadar. Saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü, dayanışmayı, paylaşmayı… Ancak bu aralar tamamen kaybettiğimize inandığım çok önemli bir nokta daha var

Pek çok şeyi kaybettik bugüne kadar. Saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü, dayanışmayı, paylaşmayı… Ancak bu aralar tamamen kaybettiğimize inandığım çok önemli bir nokta daha var: Takdir… Yıllarca kendimizi paraladık derslerimizde en iyi notları alalım, ortalamayı tutturalım da karnemizin üstüne o ‘takdir belgesini’ zımbalasınlar diye… Teşekkürü yeterli görmedik takdir edilmek istedik… Kendimizi paraladık durduk. Ancak bir süre sonra o bile rutine döndü. Ailemizin ilk karnemizi aldığımız zamanki tebessümü, gururu; yıllar sonra yerini sadece bir tebrik öpücüğüne ve baş okşanmasına bıraktı… Hep takdir edilmek için paraladık ya kendimizi bir süre sonra o da alışkanlık oldu. Hep takdir ala ala o da önemini yitirdi iyiden iyiye…

Okul bitti bu sefer işe başladık. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Gün geldi fazla mesaiye kaldık, işler yoluna girsin diye maksimum kapasite ile çalıştık. Her gidenin arkasında bıraktığı enkazdan tekrar sağ salim ayağa kalkmaya çalıştık. Bu arada beklentilerinde eksiksiz olarak karşılanması için çabaladık. ‘Senden biraz fedakarlık bekliyoruz’diye gelen talepleri hiç geri çevirmedik. ‘Daha, daha, daha da fazla’ diyen zihniyetlere hep daha fazlasını verdik. Sonuç mu? Tabii ki de takdir edilmedik.

İşten çıktık, eve gittik… İş yorgunluğunun ardından başladık evde de işlemeye… Yeri geldi yorgun argın gecenin bir köründe süpürge tuttuk evin dört bir yanına… Bir elimiz yerleri moplarken öbürüyle de toz almaya çalıştık. Tam bir işkolik olduk anlayacağınız. Ama o da yetmedi. ‘Ne yaptın, ne yapıyorsun ki?’ dediler. Anlayacağınız yine takdir edilmedik…

Çok mu zor o bir çift kelimeyi dilinizin ucuna getirip de: ‘Allah razı olsun’ demek… Çok mu zor, ‘sende epey yoruldun, hakkını, emeğini nasıl ödeyeceğim demek’… Hiç sanmıyorum bu kadar zor olsun…

Son olarak sitemkar yazımı şu cümlelerle tamamlamak istiyorum: Takdir edin. Her ne olursa olsun, kim ne yaparsa yapsın takdir edin. Yoksa sevdiklerinizi kırar, üzer ve onlarla yol ayrımına gelirsiniz.

İki bin yüz yıllık kanalizasyon!
Geçtiğimiz gün Mersin’in Tarsus ilçesinde bulunan 2 bin 100 yıllık kanalizasyon sistemi görenleri hayrete düşürdü. Onca zamana meydan okuyan ve günümüz teknolojisine inatla tıkır tıkır işleyen bu kanalizasyon sistemi, ülkemizdeki alt yapıları getirdi aklıma.

Belediyelerimiz yılın yarısında ha babam sokakları kazıp, boruları ardı ardına yollara döşerken, elin adamları 2 bin yıl dayanan ve hiç tıkanmayan sistemler yapmışlar. Teknoloji gelişti gelişmesine ama bizim zekalar mı geriledi acaba?

Malumunuz bol yağışlı günler tekrardan geri geldi. 15 dakika boyunca aralıksız yağan bir yağmur canım Girne’nin sokaklarını anında göle çeviriyor. Beşparmaklar’dan gelen çamur, çakıl da cabası…

Her neyse teknolojiyi ya da zekaları çok fazla deşmeye gerek yok sanırım. İşin ucunda birilerine ‘yağlı kuyruk’ vermek olduktan sonra adama patlak boru da satarlar, yolları üst üste 4-5 kere de kazarlar.
Bu haber 148 defa okunmuştur

:

:

:

: