Mevleviliğin Kıbrıs’taki beşiği: Mevlevi Tekkesi

Geçmişten günümüze kültür miraslarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için hazırladığımız bu haftaki yazımızda Lefkoşa Surlariçi’nde yer alan Mevlevi Tekkesi’ni sizlere tanıtacağız.

Murat Bodur

Geçmişten günümüze kültür miraslarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için hazırladığımız bu haftaki yazımızda Lefkoşa Surlariçi’nde yer alan Mevlevi Tekkesi’ni sizlere tanıtacağız.

 

 

 

 

 

 

 

 

Lefkoşa Surlariçi Girne Caddesi’nde bulunan Mevlevi Tekkesi ilk biçimi
ile 15.yüzyılın sonlarında yapıldı ardından 19’uncu yüzyılda onarıma alınarak günümüze kadar geldi. Mevlevilik adada nasıl başladı dersek; 1571 yılında adanın fethi ile Anadolu'dan adaya gelenler beraberlerinde Mevleviliği de getirdiler. Mevlevi Tekkesi’nin günümüze kadar gelen başlıca eserleri Derviş Paşa Konağı’nda bir kısmı da Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nce korumaya alındı. Bir çalışma sonucu Konya Mevlevi Müzesi’ne gönderilen teknik elamanların hazırladığı tasarı çerçevesinde iç düzenleme çalışmaları sonucu 17 Aralık 2002 tarihinde Mevlevi Müzesi olarak tekrar hizmete açıldı. Mevlevi Tekkesi’nin bulunduğu arazi Emine Hatun tarafından bağışlanmıştır. Tekke ilk yapıldığı dönemlerde semahane derviş odaları konuk odalarından oluşuyordu ancak bu küllüyeden günümüze özelliklerinden çok şey yitirerek gelebildi.

ŞEYH SELİM DEDE’NİN ÖLÜMÜYLE ADADA MEVLEVİLİK TARİH OLDU: 30 Kasım 1925 yılında çıkan bir yasayla Türkiye'de tekkelerin kapatılmasının ardından Kıbrıs Türkleri İngiliz yönetiminden tekkenin kapatılmasını istediler ancak tekkeyi kapatmadılar. Yönetimini Halep’ten gelen şeyhe bıraktılar. Son Şeyh Selim Dede, 1954 yılında ölümüyle Kıbrıs’ta Mevlevilik tarihe karıştı. 1956 yılında Mevlevi Tekkesi’nin bir kısmı çocuk yuvası yapılarak kullanılmaya başlandı. Semahaneyle türbe iyi korunarak basık kemerli kapısı üzerindeki “Ya Hazreti Mevlana”ibaresi bırakıldı.

TEKKE’DE 16 ŞEYH MEZARI VAR: Mevlevi Tekkesi’ne girdiğinizde sizi l biçiminde bir koridordan avluya çıkartır ardından basık kemerli giriş kapısından içeri girersiniz. Semahane eğimli ahşap tavanı bunları birbirine duvarlara bağlayan kemerlerle iki bölüme ayrılır. Birinci bölüm giriş kapısının önünde olup enine dikdörtgen biçimde bağlanmıştır. İkinci bölümse kare ayaklardan sonra başlamakta güney yönüne doğru bir kemerle uzanmakta burada bir mihrap dervişlerin dans yeri şarkı ilahi okuyan kişilerin yerleri vardır. Ahşap balkonda ise Mevlevi Müzizyenleri tarafından ayin için gerekli müzik icra edilmekteydi. Mevlevihanenin içersinde Mevlevi şeyhlerine ait 16 mezar vardır mezarlar girişin güneybatısındadır. Birinci mezar 1932-1953 yıllarında tekke de şeyh olan Selim Dede’ye; 2.mezar Ahmet Paşa’ya; üçüncü mezar ise Kıbrıslı olan Şeyh Celaleddin Efendi’ye aittir. Bir inanışa göre Şeyh Fevzi Dede burada eşiyle birlikte gömülüdür. Mevlevihane’ye arazi bağışlayan Saraylı Emine Hatun’un mezarı türbenin dışında tekke bahçesindedir. Mezar basit yapılı olup kimileri bu mezarın mevlevihaneye büyük oranda arazi bağışladığından Hırıstiyan mezarlığına gömülmesine izin verilmez. Ancak mezarın bir rivayete göre de şimdiki adıyla Mevlevi köyünden bir Rum kadına ait olduğu da söylenir.

TARİHE MEYDAN OKUYAN ÇEŞME: Mevlevi Tekkesi’nin giriş kapısının solunda bir çeşme vardır. Bu kare tasarlı çeşme sivri kemerinin oluşturduğu niş içersinde bir de yazıt vardır. Bu yazıt iyi korunmadığından okunamamaktadır. Niş içersinde bir muslukla yalak vardır çeşme bugün kullanılmamaktadır.

Bu haber 14 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER