Geleceğe karamsar olarak bakıyoruz!

Ada TV’de Hasan Hastürer’in hazırlayıp sunduğu ‘Taşlar Dökülürken’ programına gençler konuk oldu. Volkan Nami, Tümay Mertekçi ve Barış Varoğlu’nun konuk olduğu programda, gençler, ‘ülkeye ve ülke politikasına nasıl bakıyor’ sorularına cevaplar arandı.

Esra TÜRKEL

Ada TV’de Hasan Hastürer’in hazırlayıp sunduğu ‘Taşlar Dökülürken’ programına gençler konuk oldu. Volkan Nami, Tümay Mertekçi ve Barış Varoğlu’nun konuk olduğu programda, gençler, ‘ülkeye ve ülke politikasına nasıl bakıyor’ sorularına cevaplar arandı. Gelecekten umutlu olmadıklarını belirten konuklar, gençlerin geleceğe karamsar baktığını söylediler. Kendi yaşıtları arasında en yaygın olan alışkanlığın sigara içmek olduğunu söyleyen gençler, siyasette beğendikleri isimleri ve idollerini de anlattılar. İşte gençlerin gözüyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti….

NAMİ: MECLİSİN CİDDİ OLMASI LAZIM: “Memleketimde çok farklı şeyler gördüğümü söyleyebilirim. Birçok ortamda bulunuyorum ev, okul ortam, siyaset ortamı çok karışık. Sanal ortamda meclisteki kavga, dövüş görüntülerini politik dengesizlikler ve kararsızlıklara. Bu toplumun yanlışları da var ama herkes gibi genelleme yapmak istemiyorum parlak fikirli insanlar olduğunu biliyorum. Bunların hiçbirinin tepedeki insanların söylediğini duymuyorum. Beş yüz kelime limitiyle sanki önlerinde tüzük varmış gibi konuşuyorlar. Meclise bu tarz şovları yakıştırmıyorum çok popülist gibi geliyor. Mecliste meclis gibi ciddi bir yer şov yeri değildir. Ciddi olması lazım.

‘ÖZDİL NAMİ’Yİ TAKDİR EDERİM’: İdol alma tanımlamasını genelde destekleyen biri değilimdir. Takdir edebileceğim kişiler olarak Özdil Nami’yi takdir ederim. Kendi açık düşünceleri korkusuz eleştirileriyle açık sözlülüğüyle takdir ederim. Eleştirim bazen, fazla işin üstüne çıkmaya çalışıyor olabilir, bazen fazla radikal davranabilir ama açık sözlülüğünü takdir etmişimdir. Kendisi müzakerecidir. Hayat biçimi olarak ara yol bulmaya çalışması etkilemiştir. Sol anahtarı albümü beni etkilemiştir toplumsal olaylara değinerek değişik medyayı kullanarak bize ulaşmaya çalışmıştır.

‘GÜNEY’DEKİ OKULUMDA YABANCILIK ÇEKMİYORUM’: Rutine bağlandığında yabancılık hissetmezsin ayak uydurursunuz ortama. Bir sorun yok. Geçmiştekiler abartılıydı, dışarıdan duyduklarımda; ‘hakikaten böyle değil’ deme ihtiyacı duyuyordum. Dil farklığı büyük rol oynuyor dil farklı onluca gençler kolay iletişim ararlar. Okulda öğrenci cep telefonunu gayet derste sıranın üstüne kadar taşıyabilirler sesini kapatarak.

‘SİGARA KOLAY ULAŞILABİLEN BİR ARAÇ’: Bizim yaşımızdaki insan sigara içme amacı sadece hava atmak olabilir. Sadece okul içi değil dışına çıktığımda da yaşıtımdan içenler var ve öyle bir tavırla içiyorlar ki bir tanesinin ardından diğeri resmen aksesuar gibi takıyorlar özellikle kızlarda var yaşını daha büyük gösterme çabasından dolayı yapıyorlar bence. Sigara içmeyen arkadaşlar içenler ne yapıyorsunuz, ayıptır demiyorlar. İçmediği zaman teklif edenler de olur. Uyuşturucuda her zaman yapma etme sonucu kötü olur bilinci var bunu fark etti gençler. Bir kere uyuşturucuya ulaşmak sigaraya ulaşmak kadar kolay değil.

‘RUM DİN ADAMLARI İYİ İNSANLAR’: İngiliz okulunda grev ya da protesto görmedim. Öğretmenlerin çalışma koşullarını mukayese etme fırsatını bulamadım başka okulu gözlemleyemedim. Bildiğim kadarıyla normal İngiliz Okulu öğretmeninin çalışma standardı daha iyidir. Ortam açısından. Güney’deki topluma göre biz din ve devlet işlerini daha iyi ayırabiliyoruz fakat Rum tarafının din adamları çok iyi. Kendi dinlerini öğreten bir hoca Piskopos Hrisostomos diye bir adam geçenlerde Girne’nin piskoposu oldu. Çok tatlı bir adam. En son konuştuğumuz konu çiçek dolmalarıydı. Din çok konuşamazdık. Bana Rumca ben de ona Türkçe öğretirdim. Din adamları çok iyi. Açık fikirliler benim gördüğüm kadarıyla. Rum öğrenciler de nasıl biz onların bayramlarında gelmeyiz onlar da bizim bayramlarımızı kutlar. Geçit törenleri veya eylemeler olur ‘ohi’ gününde okulun kendi hazırladığı takım var ama o takım gider. O takımda Türk yoktur isteseler girebilir ama genelde girmezler.

‘İNSANLAR RAHATA ALIŞTI’: İnsanlar rahata alıştı 74 döneminden beri Türkiye’den para gelir rahatım niye şikayet edeyim duruşu var. Bir ülkede tamamıyla demokrasi olması için kendi ayakları üzerinde durabilmesi lazım bunu da biz yapamıyoruz. Karpaz’da yapılan yeni bir marina var mükemmel bir kompleks yat turizmi getirir para akışı sağlanır ve bir sürü problem çıkarılır. Biz kendi ayaklarımızın üstünde durmaya çalışmıyoruz diye bir şey yok ama önümüz de kesilmiyor değil.”

MERTEKÇİ: GENÇLER GELECEĞE KARAMSAR BAKIYOR: Gençler açısından geleceğe karamsar bakan bir gençlik görüyorum. Buradan lise olmamıza rağmen bizden büyük arkadaşlarımız yurtdışına okumaya gittiler ve Kıbrıs’a dönüp iş bulabilecek miyim diye gençlerde bir göç vardır diye görüyorum. Siyasi lider olarak Mustafa Akıncı’yı söyleyebilirim. Yanlış bulduğu her şeye karşı durabilme ve liderlik özelliğinden dolayı olabilir.

‘SENDİKALARIN EYLEMLERİNİ DESTEKLİYORUM’: Okulda dersin dışında müzik faaliyetleri gurupları var. Voleybol sahasında vakit geçiriyoruz kafeteryada arkadaşlarla. Bilgisayar odası var bir tane dokuzuncu sınıfta bilgisayar dersinde girilebilir. Herkesin cep telefonu var. Sendikaların eylemlerini ben de destekliyorum.

‘OKULDAN ÇOK CAMİ OLAN BİR YER İLERİ GİDEMEZ’: Din işleri zaten okuldan fazla cami var ülkemizde bence böyle bir durumda ileri gitmez. Kıbrıs Türk toplumu olarak dinine çok bağlı değiliz diye düşünüyorum. Demokrasi ise bence hiçbir ülkede tam olarak yerleşmiş değil. Bizde daha da az. Biz kendi kendimiz yöneten bir ülke olmadığımız için tam anlamıyla yerleşmiş olamaz.”

VAROĞLU: MUHALEFET İKNA EDER OLABİLMELİ: Ülkedeki politikada bana göre politika olması için iki tane tarafın olması lazım. Çok taraflı olması lazım ama iki taraf dediğimizde muhalif ve karar veren kesim. Bir ülkeyi düşünü ki hükümet ettiğinden kendi de şüphelidir, muhalefet düşünün ki muhalefet ettiğinden muhalefet etsem mi etmesem mi edersem başkaları ne der. Bütün muhalefet partileri bu gün KKTC içinde muhalefet yapmaktan korkuyorlar. Her şeye muhalefet değil elbette ama gerektiği yerde korkmadan elini masaya vurabilmelidir. Hükümet partileri veya karar veren organlar. Elini masaya vursun derken ikna eder pozisyonda kararlı bir muhalefet sergilesin. Ülkeyi tehdit eden birçok yasa her şeye rağmen geçerken öneri yapan muhalefet yoktur eleştiren çoktur ama yapılan eleştirileri de dinleyen yoktur. Kullandığımız dil öyle bir dildir belki susarak söylersiniz karşınızdaki adama. Mecliste yaşanan olaylar inen de indirilen de meclis aslında cumhuriyet meclisi halkın kendi kendisini yönettiği irade biçimi halkı yönetmediği için halkın iradesini kişi bazında temsil etiği için mecliste tartışmaların yaşandığını düşünüyorum.

‘İDOLÜM MÜZİK ÖĞRETMENİM’: İdol kelimesini ben de çok sevmem ama siyasileri idol alamam ülkemin siyasilerini lider tanımadım. Lider gibi gözükenler de pencereden bakıp kaçanlar da şu anda siyaset yapmıyor demek ki lider değiller. Bu ülkede lider olmadığı için siyasileri idol olarak almam. Ancak, her zaman için çok takdir ettiğim bir öğretmenim var her zaman için bütün meslek dalları benim için başkadır öğretmenliğin hayatımda önemli bir yeri var. Ailemin birçoğu öğretmen olduğu için ve her öğretmenin sınıfa geldiğinde başka bir gözle bakarım ona. Öğretmen de vardır öğretmencik de vardır bunun ayrımını yapmak lazım. Benim için idol diyebileceğim Yeşim Ünkan müzik öğretmenim takdir ettiğim kişidir. Örnek alınacak biridir. Ben öğretmen olmak istiyorum, görüyorum ki tüm öğretmenlerim özveriyle çalışıyor ama özellikle Branş hocalarının haftada bir ikiyle geçiştirirler. Ancak yeşim hoca haftada bir sınıfa girer 35-36 dakika içerisinde hem gerekli müfredatı en iyi bir şekilde öğretmeye çalışan kitaptan tek tek sıraların arsında dolaşarak daima öğüt vererek bunun yanında dersi de gerçek anlamda yapıyor. Onun gibiler de mutlaka vardır ama öğretmen olmayı isteyen biri olarak onu her zaman kendime örnek alırım.

‘SOSYAL FAALİYETLERE GENÇLER İLGİ GÖSTERMEYE BAŞLADI’: Dersin dışında aslında Türk maarif kolejinde bir değişim gözlemledim. Annem orada çalıştığı için gezgin gibi oraya yürüyerek giderdim. Hep sakin daha asosyal derslerine bağlı bir nesildi ama öyle bir şey oldu ki gençlik değişti ve hiç kitap okumayan gençler derdik ya sosyal faaliyetlere katılan kitap okuyan sayısız müzik gurubu olan, eskiden başarısız öğrenciler sözele giderdi ama gerçek anlamada sevenler var.

‘YENİ POPÜLARİTE SİGARA İÇMEK’: Eskiden depresyon modası vardı, ‘canım sıkkın’ tarzı popülarite kazandırırdı öğrenciye. Saçı başı darmadağınık kız öğrenciler, ama artık sigara içen popüler oluyor. İçilmemesi yönünde bir telkin görmedim. Öğretmenlerin öyle bir derdi olduğunu düşünmüyorum. Öğretmenin okul bahçesinde dahi sigara içtiği ortam varsa, çete gibi aynı yerde aynı ağacın altında 15 öğretmen sigara içiyorsa ne olmuş 5 ayak ötede de 3 öğrenci sigara içmesin.

‘BIÇAK KEMİĞİ DELDİ GEÇTİ’: Sendikaların yemlini desteklerim artık, ‘efendim, nasılsınız, iyiyiz, siz şunu da şöyle yapalım’ ülküsü kalmamıştır diye düşünüyorum. Efendilikle sorun çözme vakti değildir özellikle KKTC sınırları içerisinde. Saygı hoşgörü 37 senede bıçak kemiği deldi geçti.

‘İNANANIN İNANMAYANA SAYGI GÖSTERDİĞİ BİR KÜLTÜR OLMALI’: Din konusu Kıbrıslı Türklerin tartışma konusu olamaz. Ansızın Kıbrıslı Türklerin maneviyatı düşüktür dendi. 1571’den beri akıllarına gelmedi de 2007-2008’de kuran kurslarıyla mı akılarına geldi. Benim uygun gördüğüm din eğitimi ‘inananın inanmayana saygı duyacağı bir kültürdür’ bu kültüre bağlı kaldığımız sürece ne çatışma yaşarız özgürlüğe bağlı olsun diyorum. Biz tartışıyoruz çünkü Rum toplumunda vardı ama bizde Kıbrıslı Türkler ayrı devlet çatısı altına geldiği anda dini Müslüman’dır diye yazarsın.”
Bu haber 109 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER