Güzelyurt ve tarihi demiryolu hattı

Geçmişten günümüze kültür mirasalarımızı geleçek kuşaklara aktarmak için hazırladığımız bu haftaki yazımızda Güzelyurt ve tarihi demiryolu hattının tarihçesini sizlere anlatmaya çalışacağız...

Geçmişten günümüze kültür mirasalarımızı geleçek kuşaklara aktarmak için hazırladığımız bu haftaki yazımızda Güzelyurt ve tarihi demiryolu hattının tarihçesini sizlere anlatmaya çalışacağız...
Güzelyurt'a geçmeden önce isterseniz kısaca Kıbrıs tarihine bir göz atmaya nedersiniz. Çünkü nerden nereye geldiğimizi görmemiz açısından önemli bir unsur olduğu düşüncesi içersindeyim.
Bazi tarihçilere göre adaya ilk ayak basanların Avrupalı bazılarına göre de Asya’dan gelen insanlar oldugu söylenir. Milattan önce 8. yüzyılda Asur İmparatorlugunun bir parçasi olan ada, daha sonrasında sırayla Babilliler’in, Mısırlıların ve Perslerin egemenligi altına girmistir.
Milattan önce 58 yılında Kıbrıs Romalıların yönetimine geçmis. Aslan Yürekli Richard 1191 yılında, haçlı seferleri sırasında adaya yerlesmis, sonrasında ada yı Templar Şövalyelerine satmış ve daha sonra Guy de Lusignan’in adayı satın almasına izin vermistir. Ada 1489’da Venediklilerin adayı alışına kadar Lusinyan’ların yönetimi altında kalmıştır.1571-1888 yılları arasında Ada’da hüküm süren Osmanlılar daha sonra Ada’yı İngiliz yönetimine kiralamıştır. Ada 1960 yılında bagımsızlığını ilan etmis. Ancak Ada’da yaşayan mevcut iki toplumun anlasmazlığı nedeniyle 1974 yılında Türkiye'nin Ada'ya çıkmasıyla ikiye ayrılarak 1983 yılında KKTC kurulmustur.



TARİH BOYUNCA “THEOMORPHOU” GÜZELYURT

Güzelyurt'un tarihçesine gelince ilk Spartalılar tarafından kurulmuştur. Ortaçağ'da, şehir Güzelyurt olarak adlandırılır, ama aynı zamanda Theomorphou olarakta bilinirdi. Tarih boyunca değişik uygarlıklara ev sahipliği yapan Güzelyurt ortaçağın en güzel şehirlerindendi.
Güzelyurt antik dönemde Yunanistan’dan göç eden Spartalılar tarafından Tanrıça Afrodit için kurulduğu söylenen bir şehirdir. Girne, Lefke ve Lefkoşa şehirlerinin ortasında yer alan Güzelyurt, aynı zamanda Soli Antik Kenti, Vuni Sarayı, Tumba Tu Skuru, Aziz Mamas Kilisesi gibi ada tarihi açısından önemli eserlere ev sahipliği yapar.
1950 yıllarına gelindiğinde Güzelyurt'ta neredeyse tamamen Kıbrıs Rum toplumu yaşardı.
1960 nüfus sayımına göre (6480) Rum (123) Kıbrıslı Türk ve (32) Maronit tarafından iskan edilmişti.
1907 ve 1948 yılları arasında, ada daki ulaşımı ve taşımacılığı demiryolundan sağlanıyordu Güzelyurt,da bu demiryolu ağının önde gelen istasyonlarından biriydi.
Kıbrıs'ta tren ilk seferini 1904 yılında Lefkoşa-Mağusa arasında yaptı. Hattın ilk ayağı olan Lefkoşa-Mağusa bölümünün açılışı İngiliz Yüksek Komiseri Sir Charles Anthony King-Harman tarafından yapıldıktan sonra resmi ilk seferinini 21 ekim 1905 günü Mağusa'dan Lefkoşa'ya yaptı. aynı yıl içerisinde Lefkoşa-Güzelyurt hattının çalışmaları başladı ve iki yıl içerisinde bu bölüm de tamamlandı. Son olarak 1913 yılında Güzelyurt-Evrihu hattının çalışmaları başladı ve 1915 yılında da bu bölümün faaliyete geçmesiyle hat tamamlanmış oldu.
Lefkoşa-Mağusa ve sonraları Güzelyurt ve Lefke'ye kadar yapılmaya başlanan tren, Lefkoşa-Mağusa arasını iki saatte gerçekleştiriyordu.
Bugün Lefkoşa'da Peyak ambarlarının bulunduğu yer tren istasyonu, karşısındaki kesme taştan kemerli bina da istasyon müdürünün ikametgahı idi.
Özellikle tren hattının Güzelyurt, Lefke ve Trodos dağlarının yamaçlarına kadar uzatılması, Trodos'da turistik nitelikli otellerin yapılmasına neden oldu. Ancak kara ulaşımının gelişmesiyle trene duyulan talep yavaş yavaş yok oldu ve 1951 yılında alınan kararla Kıbrıs’ın 48 yıllık demiryolu macerası sona ermiş oldu.
Şimdilerde Lefkoşa-Güzelyurt girişindeki anyolun her iki tarafında yer alan tren istasyonu binaları, İngiliz döneminde, Mağusa-Lefkoşa-Güzelyurt-Lefke güzergahında çalışan tren hattının, Güzelyurt istasyon binaları olarak hizmet vermekteydi.
Günümüzde festival parkında bulunan lokomatif ile birlikte bizlere kalmış olan önemli birer tarihi eser durumundadır. Bu tarihi mirası gelecek kuşaklara taşımak için, en kısa zamanda tren istasyonu binalarını restore edip turizm amaçlı kullanılması gerekmektedir. Ülkemizde uzun yıllardan beri demiryolu hattının bulunmayışı, bu tarihi eserlerin önemini bir kat daha artırmaktadır.
Bu haber 18 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER