“Dindar nesil yetiştireceğiz” RTE

Türkiye’de son günlerin bomba haberiydi bu başlık. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dindar nesil yetiştireceklerini kürsüden beyan ediyordu.

Türkiye’de son günlerin bomba haberiydi bu başlık. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dindar nesil yetiştireceklerini kürsüden beyan ediyordu. Başbakana göre gençliğin dindar olarak yetişmesi onu kötü ve zararlı alışkanlıklardan uzaklaştıracaktı. Dindar yetişmesi halinde gençlik; Tinerci olmayacaktı, tecavüzcü olmayacakti, haksız yere adam öldürmeyecekti, hırsızlık yapmayacaktı, haksız kazanç elde etmeyecekti, hortumculuk yapmayacaktı, Ana-babasına asi olmayacaktı kısacası insanlık dışı hareketlerde bulunmayacaktı.

Bu söylem ülkede biranda belirli bir cephenin seslerini oldukça yükseltti. Çünkü yobaz, gerici nesil mi? yetiştirilmek isteniyor iddiasında bulunuldu. Karşı olanlar hemen kendilerine bir cephe açtılar. Niçin ve nedenini tartışmadan biz istemezükçü oldular. Bu zümre yıllardır Türkiye’de inanç özgürlüğünü, dini, imanı ve kuranı gericilik, yobazlık olarak görmekteydiler aynı Kuzey Kıbrıs’taki bazı gruplar gibi. Kuranı ortaçağ kitabı olarak kabul etmekteydiler. Hatta çölde yetişmiş bir arabın modern yaşama nasıl yön vereceğini dillendirmekteydiler(dünya tüm inanışların en az 1000 yıllık ömrü var). Bu nedenle inanç gündeme geldiğinde hemen karşı çıkışla ve ayak direyişle müdahele etmekteler.
Şu durum kabul edilmesi gereken bir olgu; fikirlerin tartışılması ve değerlendirilmesi ile doğrulara ulaşılabilir. Ama fikirlerin aşağılanması ve hatta fikri dile getirenin hakarete maruz bırakılması bireyler arasında kırıcı sonuçlara sebep olur. Bana göre toplumda çatışmaya neden olmayan her fikrin kendi ekseninde bir değeri vardır.
Maalesef İslam inancı herkesin elinde bir oyuncak topa dönüşmüş isteyen oynuyor, isteyen atıyor. İslam inancıyla alakalı gündeme gelmesi gereken hükümler, ahlaki değerler, inanç akidesi, yaşamsal kurallar, ve maneviyat gündeme gelmiyor. Ağzını açan karşıt grup istemezükçülük yapıyor sonrada ee kardeşim biz de müslümanık, Babam hacıydı benim. Ama inanç namına fiske bilgisi yok. Ardından din böyledir, din şöyledir.
Bazı inançlı kesimde ise yukardakinden farkı yok; ata dededen görme ve fındık kabuğunu doldurmayan bilgilerle din yaşamaya çalışılınıyor.

Peki Dindar nesil ne anlama geliyor?

Dünya dün varolmadı. Bu inanç akidesi insanlığın varoluşundan beri süregelmektedir. Çünkü insanlara inanma, iman etme bilinci verilmiştir. Ateist bile olsa insan inanmaya ihtiyacı vardır. Kainatı, mahlukatı yaratanın ve bu düzenin bir kurucusu veya varoluş sebebinin olduğuna inanma veya inanmama ihtiyacı hisseder. Bu nedenle insanın dini ilimleri öğrenmesi gerekir. Ama sadece “dindar nesil söylemi” aydın toplum olmak noktasında günümüze göre de güdük kalan bir söylem olacaktır. Çünkü hedef sadece dini bilen gençlik yetiştirmekle sınırlandırılmamalıdır. Ecdadımız bu konuda bizim için bir örnektir. Mesela osmanlı büyüme gelişme dönemlerinde medreselerde sadece din öğretmiyordu. Medreseler zamanın en modern ilim meclisleriydi, üniversiteleriydi. Her türlü ilmi bilgiler bu kurumlarda öğretiliyordu. Ama dini bilgiler fenni ilimlerin de vazgeçilmeziydi.(Akşemseddin,Ali Kuşçu, Seydi Ali reis) Osmanlı ne zaman ki fenni ilimlerle dini bilgileri birbirinden ayırdı, ve dini sadece tekkelere hapsetti o zaman gerilemeye başladı. Çünkü İslam inancı astrolojisiz, fiziksiz, matematiksiz, edebiyatsız, tarihsiz kalamaz. İslam fenni ilimlerle hak ettiği makamı bulur ancak. Nasıl mı? İşte 1400 yıl evvel Allah tarafından indirilen Kuran’ın bugüne hitabeden seslenişi; “Oku(Alak 1)”, “Gökte BURÇLAR yaratan ve onların içinde bir kandil ve nurlu bir ay yaratan Allah'ın şanı ne yücedir(Furkan61)” “Sen dağları görür, onları yerinde sabit sanırsın. Halbuki onlar, bulut gibi hareket ederler. Bu, Allah'ın sanatıdır ki; O, her şeyi sağlam yapar. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan haberdardır(NEML88)” vb ayetler. İşte İlk emri oku olan bir inancı paylaşıyoruz. Bu nedenle hem fenni ilimleri öğrenen hemde manevi ve ahlaki değerleri öğrenen bilgili, inançlı, bir gün hesaba çekileceği şuurunda olan, kendi dünyasında yaptıklarının muhasebesini yapabilen ve de idealist bir gençlik bizim temel hedef gayemiz olmalı. Ne sadece diğer inanışlarda olduğu gibi basma kalıp kapılar ardında saklanan bir inanç bilgisi ve yaşantısı ne de sadece dünyanın gayesiz, hedefsiz yaratıldığı, manasız bir bilim.


Bu haber 411 defa okunmuştur
  • mrb Serdar  Lefkoşa - 19.02.2012 Kardeşim sen yatıyorsun. Bırakta birileri uğraşsın. Belki birilerinin aklı başına gelir. Herkes görevini iyi yaparsa toplum huzura kavuşur bir gün...
  • nimet şükrü gerktirir. iskeleli  iskele - 19.02.2012 magosalı kardeş.işte dindar olmak bollukta şükretmeyi darlıkta sabretmeyi bilmek demektir.dindar olmak demek,nankör olmamamak için şükretmek demektir. çünkü her bollğun bir darlığı,her varlığın bir yokluğu muhakkatır,eğer kıymeti bilinmezse.
  • magoasalı  magosa - 19.02.2012 kardeşimm sen bunları yazıyosun ama , kıbrısta insanlaar dinsizlikten hoşlanıyor. har vurup harman savuruyor. ne de olsa herşey bol. ne için ibadet etsin ki zaten insanlar herşylere sahip. bırak dini mini

:

:

:

: