Hükümete insanlık dersi

İktidara geldiği günden beri her yaptığı işte eleştiri alan, her girişimini yüzüne gözüne bulaştıran bir hükümet örneği olabilir mi?

İktidara geldiği günden beri her yaptığı işte eleştiri alan, her girişimini yüzüne gözüne bulaştıran bir hükümet örneği olabilir mi?

Oldu işte, geçmişteki acı tecrübelere bakacağını, yıllarca süren basiretsizlik ve rezilliklerle dolu siyasi yaşamımızdaki çalkantılara bir son vereceğini, yeni ve çağdaş bir anlayışla memleketi yönetmeye başlayacağını sandığımız, daha doğrusu beklediğimiz UBP Hükümeti, ülkenin ve devletin dingilini hepten kopardı…
Birçok rezaletin yanı sıra, tüm toplumdan ve hatta UBP’nin kendi içinden bile tepki alan Petrol dolum tesisi projesi rezaletin daniskası olarak gündeme oturdu.
Bu rezaletin yarattığı tepkiler soğumadan bu kez gündeme İpsaro Tepeleri’nin darmadağın edilmesi yeniden gündeme geldi.

Belli ki üç kuruşa satılık, beleş bir memlekette yaşadığımızı, toplumun da buna seyirci kalacağını sanıyor UBP Hükümeti.
Her kesimden halk da yapılanlara tepki koyunca, oturdukları koltuklar ilelebet kendilerine tapulandı sanan hükümet yetkilileri adeta acizliklerini ortaya koyarcasına eleştirilere karşı veryansın ettiler, eleştirilmeye karşı ne kadar tahammülsüz olabileceklerini, koltuk uğruna ne kadar despotik ve ikiyüzlü bir anlayışa sahip olabileceklerini gösterdiler.
Bu da beklenendi aslında, beklenmedik birşey değildi.
UBP Hükümetinin inatla kabullenmediği şey, artık toplum nezdindeki itibarlarının yerlerde süründüğüdür.

Bir insanlık dersine de ihtiyaçları vardı, onu da İpsaro Tepeleri bölgesinde yatırımları olan Ali Özmen Safa verdi kendilerine…
İki yılı geçti, Ali Özmen Safa’nın sahibi olduğu bir gazetede yazıyorum.
Kendisiyle iki senede toplamda iki saatlik bir söyleşi yapma fırsatımız bile olmadı.
Birkaç kez gazeteye yolum düştüğünde rastgele karşılaştık ve ayaküstü denilecek kısa sohbetlerimiz oldu.

Bu birkaç kısa sohbet sırasında, üzerinde kısaca tartıştığımız konularda hayatı boyunca yaşadığı tecrübelerin derinliğinden gelen görüşünün doğrultusunda olsa gerek, birkaç cümlede bir dünyayı özetleyecek ifadelerle görüşlerini ortaya koyabileceği bir özelliği olduğunu fark ettim.
Bazı insanlarla sıkı fıkı olmazsınız, hayatınız boyunca birkaç kez bir araya gelme şansınız ancak olur, ancak bazı ender durumlarda doğal bir samimiyet hissedersiniz ve bundan dolayı da iletişiminiz de o “hissedilen” samimiyet üzerinde şekillenir ya, işte öyle bir hissi karşı tarafta uyandırarak konuşan birkaç ender insandan biri…
Benim edindiğim izlenimi edinemediği için bu yazı vesilesiyle “bir taşla iki kuş vurmak” adına beni eleştirecek olanların da sırf eleştiri uğruna ortaya atacakları zırvalar da hiç umurumda değil.

İpsaro Tepeleri’ne yeni bir taş-alçı ocağı açılması konusunda taraf olması vesilesiyle televizyonda yaptığı konuşmayı dinledim ve iyi ki de dinledim.
Bir medya patronu olarak açık bir şekilde devletin ve devlet makamlarına seçilerek gelenlerin birincil görevinin vatandaşların haklarını korumak olduğunu ortaya koydu.
Medeni ülkelerde bu iş böyledir, devlet vatandaşı için vardır, siyasiler vatandaşın çıkarlarını yasalar nezdinde gözetmek ve korumak için vardırlar.

Bizde ise bu böyle değildir.
Devlet makamları genellikle seçilenler tarafından işgal edilirler ve seçilmiş olmanın kendilerine diktatörlük bahşettiğini, o koltukların ilelebet kendilerine kalacağını sanırlar.
İşte bu noktada, sadece yasalara, devlete ve toplum bireylerine olan saygılarını da kaybederler ve ülkedeki her şeyin ve herkesin kendi hegemonyaları altında olacağını, yapacakları rezilane icraatlara hiçbir şekilde toplum tarafından tepki gösterilmemesi gerektiğini varsayarlar.
Ali Özmen Safa söylemleri arasında bu konuda ince mesajlar verdi, hem de kendisine saldıranların, saldırırken de “hem suçlu, hem güçlü, hem saygısız, hem beceriksiz” olduklarını gösterme gafletine düşenlerin gösterdiği acizliğin zerresini göstermeden verdi mesajlarını…

Çağdaş toplumlarda medeniyet anlayışı sokaktan toplanmaz, sokaklarda sürünmez, toplum bireylerinin benliğine işlemiştir, devlet makamlarını kullananlar da bunu bilirler.
Bizde ise, her ne kadar 99% okur-yazar bir toplum olduğumuzu iddia etsek de, medeniyet, insaniyet ve her türlü değere saygı anlayışımız maalesef yerlerde sürüm sürüm sürünmektedir.

Sürüm sürüm sürünen ve kısa günün karına odaklanan bu anlayış da iktidara kendini yansıtan zihniyetleri taşımaktadır ve geri dönüt olarak da, tüm ülkeyi daha da süründüren, daha da batıran bir icraatlar zinciri ortaya çıkmaktadır.
Bu çarpık düzenin nasıl yaratıldığını ve toplum ve ülke adına yapılmak istenen her türlü faydalı faaliyeti baltalayan bu zihniyetin ne kadar habis olduğunu ancak medeniyeti ve hukuğun işlevlerinin nasıl çalıştırıldığını görmüş biri anlayabilir.
Burnunun ucunu Kıbrıs’tan dışarı çıkarmadan, dünya gerçeklerinden zerre kadar haberdar olmadan, çarpık siyaset ve ülke düzeni sayesinde hasbelkader iktidara geldikleri için dünyanın kendi burunların ucunda döndüğünü sanma gafletine düşenler anlayamaz.
Ali Özmen Safa bu konuda da lafı fazla uzatmadan ince mesajlar verdi.
Herşeyin ranta odaklandığı bir durumun insanlığın ve devletin kurumsal yapısının bittiği noktayla eşdeğer olduğu mesajını vermek için parmağının arkasına saklanmadı…
Birçok medya patronu gibi “sineyim da gülle geçsin, susayım da bari elimde kalan son çıkarlarımı da zarara uğratmasınlar, susayım da belki gün gele hükümetten çaktırmadan nemalanırım, memleket batmış bana ne, gemisini kurtaran kaptandır, ben gemimi kurtarmaya bakayım…” gibi yaklaşımlara girmedi, parmağının arkasına saklanmadı.
Çalışanlarının da yaptığı çarpıcı, ülke gerçeklerini topluma mal eden haberlere hiçbir zaman takoz koymadı…

Bunu memleketin diğer basın-yayın organlarının sahipleri yapabiliyor mu, dahası, çalışanlarının hür iradesini hürce yansıtmasına sonuna kadar saygı gösteriyor mu???
Yok canım, bu memleketin gerçeklerinde o kadar da değil işte…

Yürek ister bazı şeyler…
İşte bu yüzdendir boş beleş lafazanlıkla güneşi balçıkla sıvayacağını sanan birilerinin acizane saldırıları, sayılı günlerini uzatmak adına günah keçileri yaratma çabaları…

Yürek var mı, yürek!!!
Var mı o insanlık yüreği!!!
Varsa diyenler beri gelsin de görelim artık.

Bu haber 216 defa okunmuştur
  • Kemal Ahmet  Kıbrıs - 2.05.2012 Artık halk bıktı .hep birlikte temiz insanlarla temiz toplumu,temiz ülkeyi kuracağız .

:

:

:

: