Yıllardır gündeme gelmesi ve dillerde dolaşmasına rağmen bir türlü icraata dönüştürülemeyen konudur Yenilenebilir Enerji. Ülkemizin temiz enerjisi için ivedi çalışmalar yapması gerekirken devamlı sümenaltı edilen bir konudur Yenilenebilir Enerji. Enerji bakanlığının sitesini açtığınızda karşınıza çıkacak rüzgâr enerji santralinin sadece fotoğrafları ile avunduğumuz ama gerçeği hayal olmuş bir konudur Yenilenebilir Enerji. Amerika’yı yeniden keşfetmek için bürokratların tembel tembel yolları arşınladığı bir konudur Yenilenebilir Enerji. “Un var, tuz var, su var ama ekmeği yapan yok” deyiminde olduğu gibi “Güneş var, Rüzgar var, ve Atıklar var” ama bunu enerjiye çeviren yok” diye kaba bir tabirle söylenebilecek kazançlı bir yatırım aracıdır Yenilenebilir Enerji.
İşte modern dünya bizim daha hayal bile edemeyeceğimiz zamanlarda doğa kaynaklı bu enerjiyi keşfetmiş tepe tepe kullanmakta ve kullandırmaktadır. Biz hazır yiyiciler ise, elektriğin özelleştirilip-özelleştirilmemesi konusunda türlü bahanelerle ve ayak diremelerle günlerimizi öldürmekteyiz. Gelişmiş ülkeler uzaya çıkma merakı içine girmiş milyonlarını yatırırken bizler kendi iç enerjimizi birbirimizle uğraşmaktan, kom-gırtlak yemekle ve birbirimizin kuyusunu kazmakla zamanımızı harcıyoruz.
Peki nerden çıktı bu konu?
Efendim 25-27 Nisan tarihlerinde İstanbul’da 18. Uluslar arası Yenilenebilir Enerji fuarı düzenlendi. Fuara dünyada temiz enerji konusunda ün yapmış firmaların yoğun katılımı vardı. Ayrıca yeni atağa kalkmış ve yenilikçi yatırımlarla geleceği parlak Türk firmaları da boy gösteriyordu. Fuarın yanında konuya bağıntılı konferanslar, seminerler ve sunumlar da vardı. (Fuarda bizi gururlandıran ülkemizin yetiştirdiği bilim adamı Asist. Prof.Dr Ertan Akün Beyin “Kuzey Kıbrıs’ta Biyoenerji yatırımı” konusunda verimli bir sunumu yapıldı)
Dünyadaki yenilikleri görmek ve ülkemin bu temiz enerji konusundaki olanaklarını irdelemek için fuara katıldım. Fuar gerçekten ülkemizin neleri kaybettiğini açıkça göstermekteydi. Enerji için boşa giden paralar, boşa giden kaynaklar ve tabii ki boşa giden zaman.
Ülkemize lütfedilen enerji kaynaklarının nasıl kullanamadığımızın acınacak görüntüleriydi bu fuar.
Yanı başımızdaki rumun rüzgâr santrallerinin zenginliği, bizim tarafta ise fakirliğin ve geri kalmışlığın göstergesi.
Küçük olsun benim olsun zihniyeti ile ülkenin gelişmemesi için verimsizleştirilmiş sistemin oluşturduğu problemler yumağı. Sorunları çözmek yerine mazeretler üreten örümceklenmiş siyasi akıl. İşte böyle bir ortamda Yenilenebilir Enerji fuarına katılarak kayıplarımızın müşahede edilmesi.
Fuardaki katılımcılar Kuzey Kıbrıs’tan geldiğimi öğrenince bana yoğun ilgi gösterdiler ve ülkemizdeki enerji alanındaki gelişmeleri hayretle izlediklerini söylediler. Enerji konusunda ülkemizde iki sene önce çıkan yasanın hala daha neden tüzüklerinin çıkamayışını merakla sormaktaydılar.(Nihayet enerji bakanı dün tüzüğün yıl ortasında tamamlanacağı ihale sürecinin başlayacağını söyleyebildi. Bekle-gör taktiği)
Önünde ki otu görmeyip karşısındaki otu salyalarla seyreden eşeğin açlıktan ölmesi misali, elimizdeki imkânların değerlendiremeden çöken sistemin enkazında yaşamanın zorluğunu dillendiriyorlardı.
Katılımcıların enerji konusunda Kıbrıs’ta yatırım olanaklarını yerli işadamlarından daha fazla merak ettiğini orada gördüm. Ülkemize gelmek istiyorlardı ama bu yaşanan belirsizliklerden dolayı çok ürkek olduklarını dile getiriyorlardı. Ki ben de bu ortamı gördüğümde yabancı yatırımcının hassasiyetini paylaşmaktayım. Ama yine de bu durumun böyle kalmayacağını ülkenin geleceği olduğunu ve enerji konusunda uzun vadeli yatırımın kazanç getirebileceği inancımı anlattım. Ayrıca tüzüklerin yasallaşması ile senenin 9 ayı güneş gören ve % 65 verimli rüzgârıyla verimli elektrik üretileceğini belirttim. Turizmin gün geçtikçe gelişmesi ve enerji konusunda ihtiyaçların artmasıyla temiz enerjinin ülkemizde mutlak geleceği olduğunu söyledim. Bazı yatırımcılarla kurmuş olduğum faydalı diyaloglarla ülkemizin bu alanda bir gelişme sağlayacağına inanıyorum.
Artık enerji konusu çağın öncelikli sorunudur. Her geçen gün petrol fiyatlarının artması, petrol üreten(OPEC) ülkelerin doyumsuzluğu faydalanılan enerji maliyetlerini yükselmekte ve iş insanlarının rekabet gücünü zayıflatmaktadır. Böyle bir zamanda yeni enerji yatırımlarının hızlı ve verimli olarak artırılması ve insanların faydasına sunulması elzem olmuştur. İnşallah idareciler ülkemize gelecek enerji yatırımcılarını sağılacak meta olarak görmeden yatırım kolaylığı gösterirler. Çünkü güneş ve rüzgâr enerjisi ülkemizin mutlak faydasına dönüştürülmelidir.