Geçmişten günümüze kültür miraslarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için hazırladığımız bu haftaki yazımızda Lefkoşa'daki Yediler ile Karababa türbesini ve ardından Girne Çatalköy’de bulunan Hz.Ömer türbesini sizlere tanıtmaya çalışacağız...
YEDİLER TÜRBESİ: İlk durağımız Lefkoşa'da bulunan Yediler türbesi tek mekanlı olan türbenin içerisinde yan yana yedi mezar bulunmaktadır. Mezarların, Lefkoşa’nın fethi sırasında bu noktada şehit düşen Osmanlı askerlerine ait olduğuna inanılmaktadır. Bu gün bu tarihi ve kutsal yer ibadet ve adak yeri olarak kullanılıyor. 1570 de Osmanlı ordusu Lefkoşa’ya girdiğinde, Venedikliler hazır bekliyorlardı ilk çarpişmalarda şehit olanlar, savaştan hemen sonra, öldükleri noktalara gömülürlerdi.işte bu kahraman yedi insan burada son nefeslerini verirken yine bulunduklari yere gömüldüler. Lefkoşa Yediler mahallesi’nde yer alan Yediler türbesi yeşil hat üzerinde bulunmaktadır.Türk-Rum sınırına yakın bir bölgede olan Yediler türbesi adını buradan alan yediler sokağında bulunmaktadır..son türbedarı hacı Faraç adlı birisinin olduğu söylenmektedir. yediler türbesinin eskilerde türbedar evi olarak kullanılan odaları mevcutmuş ancak günümüzde bu odalar dışa açılarak dükkanlara dönüştürülmüşler. Ayrıca yedilerin şehit olduğu yerde fetih öncesi Venedik kralının evi bulunmaktaymış. Yediler türbesinde adak adamak için çeşitli günlerde açık. Ancak türbe biraz bakıma muhtaç duvarları ve tavanı biraz rutubetlenmiş. Bu bölgede yaşayan insanlar türbenin bakımını üstlense de yinede yardım edilmesi gerekli.
KARABABA TÜRBESI: Lefkoşa Haydar paşa mahallesi Kara Baba Sokağı’nda yer alır.bu türbe diğer adak yerleri gibi Lefkoşa’nın fethi sırasında şehit olan bir Osmanlı askerine ait olduğu inanılmaktadır. Lefkoşa Haydar paşa camii sine yakın Karababa sokağının köşesinde büyükçe tek odadan oluşur Karababa türbesi. Eskilerde yoğun bir insan topluluğunun yaşadığı bölgede Karababa türbesinin bahçesi olduğu çevresinde pek çok binanın bulunduğu kaydedilmiştir tarihçiler arasında Günümüzde Lefkoşa sokaklarının her köşesinde görebileceğiniz onlarca türbe vardır ve bunlar hepside adak yeridir ayrıca bu türbelerin varlığı Lefkoşa Türkleri'nin bir bölümünün kökenini de ifşaa etmektedir. Bir başka Lefkoşa eşraf ailesinden olan Hizber Hikmet ağalar Karababa türbesinin kadiriler ile Rufailer’in kullandığı bir türbe olduğunu, son Karababa türbedarlığının da kendi dedesi olduğunu yazmaktadır. Bugün için genelde kapalı olsada Karababa türbesi. Adak adamak için gelenleri türbenin penceresinden de bu işi yapabiliyorlar.
HZ.ÖMER TÜEBESİ: Ülkemizdeki bir başka türbe ve adak yeri Girne'de bulunmakta. Hz. Ömer türbe ve mescidi Kıbrıs'taki önemli ziyaret ve adak yerlerindendir. Hz. Ömer Türbesi. Girne'nin yaklaşık 4 km doğusundaki Çatalköy'ün kıyı şeridinde bulunmaktadır. Hz. Ömer türbesi'nde adları bilinmeyen 7 islam mücahidinin türbesi bulunmaktadır. Türbeler muaviye ordusu komutanlarından Ömer ile altı arkadaşına aittir. Çatalköy’den bir kilometre kadar sahile doğru ilerlediğimiz zaman sahilde yüksekçe bir yerde beyaz bir bina görürüz. Hz. Ömer türbesi yada tekkesi olarak bilinen bu binada adları bilinmeyen yedi islam mücahidinin türbesi bulunmaktadır. Bazı arşiv kaynaklarına göre, MS 7 ci yüzyılda İslam akınları sırasında Muaviye Ordusu’nda bir deniz birliğinin komutanı olan Hz. Ömer, askerleri ile adanın kuzey sahiline hücum etmişti. askerin karaya ayak bastığı yerde yapılan savaşta komutan Ömer, altı arkadaşı ile birlikte yerli Bizans askerleri tarafından şehit edilmiş ve naaşları tabutlara konularak buradaki bir mağaraya gömülmüştür. Ada’nın 1571 yılında Türkler tarafından fethinden sonra, bu mezarlar bulunarak, kalıntıları mağaradan çıkartılmış ve şimdi bulundukları yere gömülmüş olup, üzerlerine türbe ve mescid yapılmıştır. bu türbede naaşı bulunan Hz. Ömer’in, Peygamberimizin sahafelerinden olan halife Hz. Ömer ile yakın veya uzak herhangi bir ilgisi yoktur. İslami inanca göre şehit, şehit olduğu yere defnedilebilir ve şehidin yattığı yer kutsal toprak sayılır.
Hz. Ömeri türbesi ve mescidinin yapılışı hakkında, arşiv kaynaklarında bulunan bilgilerin yanı sıra, halk arasında dolanan farklı efsanevi hikayeler de bulunmaktadır. Bu efsanelerden birtanesi ise şöyledir. Arap ordusu komutanı Ömer, Kıbrıs’a görevli olarak gelir. Bizanslılardan korunmak için, çıktığı kıyıda altı arkadaşı ile beraber, şimdiki türbenin güney doğusundaki bir mağaraya baskın düzenler. Mağaranın içinde yer alan çatışmada Ömer ile arkadaşları şehit edilir. iki yıl sonra cesetleri hiç bozulmamış olarak bulunan halk tarafından aynı yere gömülür. Sözü edilen mağara; 1974 yılına kadar Kıbrıslı Türkler ve Rum’lar tarafından kutsal sayılmakta ve adak amaçlarıyla ziyaret edilmekteydi. Türkler mağaranın Hz. Ömer’e, Rum’lar ise aya Fanontes adlı bir azizeye ait olduğuna inanmaktadırlar. Türkler, hem türbeyi hem de mağarayı kutsal sayarken, Rum’lar yalnızca mağarayı kutsal saymaktadır. Mağaraya mumla yağ yakılmakta, para bırakılmakta, tavandaki sivri taşlara bez bağlanarak, tutulan dilek gerçekleştiğinde bu bezler çözülmekteydi. Türbe, günümüzde sadece ibadet amaçlı kullanılmaktadır. Deniz kıyısında, kayalık bir arazi üzerine kurulan Hz. Ömer türbesi iki katlı olup, alt katta türbenin bulunduğu mekanın güneyinde revak şeklinde bir giriş bölümü mevcuttur. Buradan türbe ve mescide inilmektedir. Girişin sağındaki yedi mezarın bulunduğu türbe kubbeyle, diğer kısımlar düz tavanla örtülüdür. İkinci katta kemerlerle bölünmüş ziyaretçilere ait odalar vardır. iç mekan ve dış duvarlar, kireçle sıvanmıştır. Yapıda rastgele asılan yazı ve dokuma levhalardan başka süsleme unsuru yoktur. Zaten çarpık bir plan ve mimariye sahip olan yapı, 1963 yılında Rum’ların tahribi ve 1974 yılında yıldırım çarpması sonucu hasar görmüş, 1978 yılında gerçekleştirilen bilinçsiz bir onarım sonucu da gerçek özelliğini kısmen de olsa yitirmiş ve mimari değeri olmayan bir yapı haline gelmiştir.