‘Kaybetmeye yıllar önce başladılar’

Rum Bakanlar Kurulu’nun, Mike Timvios isimli Rum’un, Taşınmaz Mal Komisyonu’yla yaptığı takas anlaşmasını tanıma kararı almasının ardından Hristofyas hükümetinin suçlandığını ancak Rum tarafının Timvios meselesinde kaybetmeye 2003’te başladığı bildirildi.

Rum Bakanlar Kurulu’nun, Mike Timvios isimli Rum’un, Taşınmaz Mal Komisyonu’yla yaptığı takas anlaşmasını tanıma kararı almasının ardından Hristofyas hükümetinin suçlandığını ancak Rum tarafının Timvios meselesinde kaybetmeye 2003’te başladığı bildirildi.

Politis, “Devlet 2003’ten Beridir Mike Timvios Meselesinin Alacağı Şekli Biliyordu... Mülkiyette Yanlış Üzerine Yanlış” başlıklı haberinde Rum yönetiminin uzağı göremeyen politikası nedeniyle, sadağında ilave bir silah olan Timvios meselesinin nihayetinde olumsuz gelişme ve Rum Yönetimi’nin gerek Strazburg’taki gerek Güney Kıbrıs içerisindeki en zayıf noktası haline geldiğini yazdı. Gazete Rum Yönetimi’nin “devlet mekanizması” düzeyinde; Mike Timvios meselesi ve genel olarak Taşınmaz Mal Komisyonu ve Kıbrıs sorununun mülkiyet başlığında idrak eksikliği, uluslararası alanda olup bitenleri, eğilim ve dengeleri algılamada zafiyet gösterdiği, yanlış hukuki ve siyasi değerlendirmeler yaptığını belirtti. Olgular incelendiğinde Rum Yönetimi’nin Timvios meselesini daha 2003’ten yani Tasos Papadopulos hükümeti zamanından itibaren kaybedilmeye başlandığının anlaşılacağına işaret eden gazete, Papadopulos’un pusudaki tehlikeleri doğru tartmadığını yazdı, özetle şunları ekledi: “Pusudaki tehlikeler sadece tazminatla ilgili değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) onay kararının ardından Kıbrıslı Rum göçmenlerin başvuru merkezi haline gelen tazminat komisyonuyla ilgiliydi. Komisyon, Timvios’la yaptığı dostane anlaşma ile tanınma yolunu açtı ve 2010’da AİHM Genel Kurulu’nun Dimopulos davasındaki kararıyla tanınmayı elde etti. Timvios meselesinin gözbebeği gibi korunması (2003’te AİHM Türk ihlalleri saptamasına karşın 4 yıl sonra başvuru sahibi ile Türkiye arasında dostane anlaşma imzalandı) ve şu nedenlerden dolayı özel muamele gösterilmesi gerekirdi: -Taşınmaz malın yasadışı havaalanı Timbu ile ilgili olduğu apaçık ortadaydı; -Komisyon’un bu kadar önemli ve AİHM’de bekleyen başvuruyu kapatmak için canla başla çalışacağı biliniyordu; - Dostane anlaşma mal takasıyla ilgiliydi ve benzer çabalara da yolu açmış oldu.” Gazete Annan planı referandumunun biraz öncesinde Timvios’un; ekonomik sorunları olduğunu belirterek 1.5 milyon KL (Kıbrıs Lirası) kredi alması için Rum Yönetimi’nden, KKTC’deki eski malına karşı devlet teminatı talep ettiğini ancak Papadopulos hükümetinin, KKTC’deki eski Rum mallarının maddi değerini sıfırlayarak, bu talebi reddettiğini hatırlattı. Haberin “Tekerlek Döndü” başlığıyla ayrılan bölümünde ise şunları yazdı: “Timvios 2007’de takası kabul ederek Türkiye ile dostane anlaşmaya imza attı. 2008’de AİHM, İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun bularak dostane anlaşmayı onadı. Cumhuriyet’in AİHM’e tepkisi boşa çıktı. AİHM Başsavcılığın argümanını dinlemeyi bile reddetti ve Timvios meselesinin sadece başlangıç olduğunu gösterdi. İşaretlere ve kötü alametlere karşın Kıbrıs Rum tarafı Strazburg önünde aynı modası geçmiş argümanı oynamaya çalıştı. ‘Komisyon yasadışıdır dolayısıyla iç yargı imkânı olamaz’ çizgisi AİHM’in Dimopulos davasında verdiği kararla şaşalı bir şekilde reddedildi. Titina Loizidu’nun başvurusundan ortaya çıkan onca olumlu şey buharlaşıp uçtu ve AİHM’de artık, bugünkü kullanıcıların hakları ve 1974’te küçük yaşlarda olanların geri dönüş hakkı olmadığı söylemleri geçmeye başladı. Bu Loizidu ve Aresti başvurularıyla belirlenmiş olan yüksek meblağdaki tazminat fiyatlarını da süpürdü, bunlarla birlikte Kıbrıs Rum tarafının müzakere masasındaki mülkiyetle ilgili değişmez tezlerini de süpürdü. Müzakere masasında, Kıbrıslı Rum yerinden edilmişlerin hakları kabul edildi ancak bunlar için artık tek tedavi yönteminin iade olmadığına, aksine; iadenin sadece belirli durumlarla sınırlı olduğuna kesin gözüyle bakılıyordu.”

GEORGİU: “MESELE AİHM ÖNÜNE GİTSE...”: Öte yandan Haravgi AKEL eski milletvekili, avukat Aristofanis Georgiu’nun; Rum Bakanlar Kurulu’nun Timvios-TMK arasında yapılan takas anlaşmasını tanıması, takas kapsamında Timvios’a verilen Larnaka’daki Evkaf malını satın almasını değerlendirdiği söyleşiyi “’Vasilik ve Mülkler İçin Ok Yaydan Çıkacaktı” başlığıyla aktardı. Gazeteye göre Timvios-TMK arasında yapılanın bir uzlaşı olması dolayısıyla emsal teşkil etmeyeceği görüşünü ortaya koyan Georgiu, takas edilen malın da Evkaf’a ait olduğunu, Anayasa uyarınca Rum yönetiminin Evkaf mallarıyla ilgili hiçbir kamulaştırma veya istimlak yapma hakkı olmadığını söyledi. Georgiu, benzer nitelikte başka bir mesele olamayacağı görüşünü de ortaya koyarak Rum Yönetimi’nin aslında sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni ve Rum İçişleri Bakanlığı bünyesindeki “Kıbrıs Türk Malları Vasiliği” ile ilgili meseleleri koruduğunu çünkü ilgili yasanın anayasallığının bir yumrukta yıkılacağını anlattı. Gazetenin “Neden? Olağanüstü hal bu noktada da geçerli değil mi” sorusuna karşılık Ariftofanis Georgiu, “Olağanüstü hal sadece Kıbrıs mahkemelerinde tanınıyor. Mesele AİHM’in önüne götürülse kabul edilmeyebilir. Kıbrıs Cumhuriyeti; sahte devleti dolaylı veya doğrudan tanıma teşkil etmeyecek çeşitli yöntemlerle savunarak bu yasayı koruması gerekir” dedi.
Bu haber 10 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER