Mihrişah SAFA
London Centre for Turkish Policy (Türk Politikası Londra Merkezi) Kültür ve Sanat Platformu’nun organize ettiği “ Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Orhan Pamuk’a Türk Edebiyatı’nın Dünya Edebiyatı’ndaki yeri” konuşuldu. London Centre for Turkish Policy merkez ofisinde gerceklestirilen söyleşiye konuşmacı olarak katılan yazar Ömer Şener, ilk olarak Alman şair Goethe’nin ortaya attığı Dünya Edebiyatı kavramını geçmişi ve günümüzdeki yansımalarıyla ele aldı. Etkinlikte Dünya Edebiyatı kapsamında Türk yazarların ne ölçüde tanındığı ve kabul gördüğü sorusu irdelendi. Orhan Pamuk, Elif Şafak gibi günümüz roman yazarlarımızdan Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar’a, Türk yazarların Dünya Edebiyatı’ndaki serüveni masaya yatırıldı. Söyleşide yazar Ömer Şener Türk Edebiyatı’nın Dünya edebiyat sahnesinde hak ettiği yerde olmadığını, Türkçe eserlerin yabancı dillere çevirilerinin yetersiz kaldığını vurguladı. Şener, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Necip Fazıl gibi yazarlarımızın eserlerinin ancak son bir kaç yılda İngilizceye çevrilmiş olmasının düşündürücü olduğunu sözlerine ekledi. Eserlerimizin yabancı dillere çevrilmesi konusunda geç kalınmış olmasına rağmen Türk Edebiyatı'nın geleceğinin parlak olduğuna değinen Şener, Orhan Pamuk gibi romancılarımızın Nobel ödülünü kazanmış olması ve Elif Şafak gibi yazarlarımızın eserlerinin İngilizceye de çevrilmesinin edebiyatımız adına güzel gelişmeler olduğunu söyledi. “Hangi Dünya Edebiyatı” sorusuna da değinen konuşmacı, Goethe’nin tasavvur ettiği bir Dünya Edebiyatı fikrinin Avrupa merkezli bir edebiyat olduğunu anlattı. Türk okuyucu için ise günümüze kadar Dünya Edebiyatı denildiginde Avrupa ve Rus Edebiyatı’nın akla geldiğini hatırlattı. Dünya Edebiyatı eserlerinin Türkiye’de yayımcılar ve okuyucular tarafından büyük bir ilgiyle karşılandığına değinen Şener, Amerika’da yabancı dilden çeviri eserlerin %2 de kaldığını, bu oranın Türkiye’de %50’ye kadar yükseldiğini, bunun da Türkiye’nin çeviri eserlere verdiği önemi gösterdiğini ifade etti. Şener konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Halide Edip Adıvar gibi edebiyatımızın kurucu şahsiyetleri eserlerini İngilizce yazarken, bazı Türkçe eserlerimizin İngilizceye çevirisi çok geç olmuştur. Necip Fazıl ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerinin neden bu kadar geç çevrildiğini sorgulamalıyız.” Konuşmasını dinleyicilere yönelttiği bir kaç soru ile noktalayan Şener, söyleşinin sonunda gerçekleştirilen röportajda kendisine yöneltilen soruları cevapladı. “Bizde edebi eserleri yazarlarımızın özel yaşamına göre değerlendirdiğimiz için bir eleştiri kültürü oluşmuyor” diyen Şener, Türk Edebiyatı’nda eleştiri geleneğinin eksikliğinden yakındı.