Memleket biter, “mühim adamların” derdi bitmez...

Hani insanın hiçbir şey yapası gelmez, ruhu donuklaşır, yaşamın renkleri matlaşır ya... İşte o moda girdim gibi...

Hani insanın hiçbir şey yapası gelmez, ruhu donuklaşır, yaşamın renkleri matlaşır ya...
İşte o moda girdim gibi...
Meğer yalnız değilmişim, aynı hissiyatı paylaşan başkaları da varmış, üstelik de bu memleketin yükünü sırtında taşıyan iş insanları da dahil olmak üzere...
Geçen gün bizim “Boss”, Ali Özmen Safa aradı, memleketin tıkanan ekonomisinin önünü açabilecek birtakım tedbirlerden söz etti.
Ali Bey iş insanı olunca, doğal olarak ekonomiyle ilgili detayları bizden çok daha iyi görür ve analiz eder.
Çok geçmedi, bir gün sonra aklımın ucundan bile geçmeyen iş insanlarından bir başkası farklı bir konu için aradı, sohbet sırasında konu konuyu açtı, konu ekonomiye gelince, bezgin ve bıkkın olduğunu hiç saklamadan, Ali Bey’i teyit edercesine aynı şeyleri ortaya koydu.
Aklın yolu bir, rahmetli Arif Hasan Tahsin’in dediğinden, aynı yolu yürüyenler farklı yerlere varamazlar...
Şimdi gelelim meselenin özüne ve varacağımız sonuca...
UBP’nin kurultay kavgasından tam bir sene memleketin imanı gevredi...
Lefkoşa Belediyesi’nin içine düştüğü rezil durumdan dolayı bir seneden fazla bir süre Lefkoşa’nın imanı gevredi, batakhaneye döndü...
Ercan elden uçtu, 13. maaşları ödemek ve popülizm yapmak düpedüz peşkeş çekildi, keyfi uygulamalardan dolayı Ercan’la bağlantısı olan bütün ulaşım ve turizm şirketleri sinir küpüne döndü.
Bu süreç içinde binbir ayak oyunuyla Turgay Avcı, Mustafa Gökmen ve Tahsin Ertuğruloğlu doğrudan paydaş oldukları bütün rezaletleri bir kenara bıraktılar, AKP’nin kanatları altına girdiler, kendilerince siyasi geleceklerini garanti altına aldılar ve 180 derecelik fırıldak dönüşüyle bol bol sövüştükleri UBP ile öpüştüler, kucaklaştılar.
Çok sürmedi, Cemal Bulutoğulları ve bazı meclis üyeleri istifa etti, bu sefer onların yerini doldurmak için seçime gidildi...
Birkaç ay da böyle geçti.
Yeni katılan “üyeleriyle” UBP “müthiş” bir performans gösterdi ve seçime katılanların oylarının ancak dörtte birini alabildi, Meclis’teki 60% çoğunluk, sandığa ancak 25% olarak yansıdı...
Müthiş bir başarı öyküsü!
Belediye’yi CTP kazandı, üstelik de mevcut oylarını hiç artırmadan!
Böylece üç büyük kentin belediyeleri CTP’nin eline geçmiş oldu, bütün CTP’li belediyeler Lefkoşa’nın yardımına koştu.
Şimdilik iyi niyetle “hayırlısı olsun” diyelim, gerçekten de hayırlısına ve destekle Lefkoşa’yı ayağa kaldırmaya ihtiyaç var.
Artık bitti, şimdi hükümet memleketin sorunlarına eğilecek, önümüzdeki genel seçime kadar UBP mahvolan prestijini kazanmak için halkı biraz memnun edecek düzenlemelere gidecek, Meclis’te bekleyen yasalara eğilece, kamu reformuna öncelik verecek filan derken “şeytanlar” yeniden devreye girdi...
Bu sefer mesele, UBP’ye katılmış olsalar da, bir sonraki seçimde sandığa gömülmeleri kesin olan Tahsin Ertuğruloğlu’na, Turgay Avcı’ya ve Mustafa Gökmen’e kellelerinin kurtarılması ve İrsen Küçük sonrası dönem için kendilerine zemin hazırlamaları için bakanlık verilmesi ve beyfendilerin koltuk sevdalarının tatmin edilmesi...
Meseleye bak, hizaya gel...
Memlekette once sorun dururken ille birileri bir bela, bir saçmalık icat edecek.
Başbakan İrsen Küçük bunlarla uğraşmaya devam ederse, geride bekleyen onca soruna çözüm üreten bir hükümetin başında durabilir ve bir genel seçime gidebilir mi?
Mümkün değil!
Zaten kaçırdığı ipin ucunu zar zor toparladı, perişan oldu, geceleri gündüzleri kabusa dönüştü, mahkeme koridorlarına düştü, eleştiri bombardımanına tutuldu.
Bir de siyasi hayatlarının bittiği gerçeğiyle, korkusuyla, stresiyle yaşayan üçlüye can simidini atınca ve “Büyük UBP projesini” gerçekleştirince, onları rahatlattı rahatlatmasına da, şiştikçe balonu patlama noktasına daha fazla yaklaşan UBP cenderesinde başına sağlam bir dert daha sardı ve bu dertle de bir yıl içinde seçime gidecek...
İrsen Bey bu “mühim adamların” dertlerinin hiç bitmediğini, bitmeyeceğini, ancak kendileri biterse veya bitirilirlerse halkın eteğinden düşeceklerini, ülkenin önünün ancak öyle açılabileceğini anlamalı ve önceliği memleketin sorunlarına vermeli...
Yoksa, bu gidişatın sonunun hem UBP hem de ülke açısından felaketle sonuçlanacağını öngörmek için müneccim olmaya gerek yok, zaten yazdıklarımız ve söylediklerimiz ortada duruyor, isteyen makale listemizde biraz gerilere giderek görebilir...
UBP bu kafalarla seçime otuz milletvekiliyle girer, en fazla onbeş milletvekiliyle çıkar, Meclis’teki ağırlığı yüzde yirmibeşi zor geçer diye diye dilimizde tüy bitmişti...
Bütün bu rezaletlerden sonra girdikleri ilk seçim olan LTB seçiminde ne aldıklarını gördük...
Yirmi bin insanın ortaya koyduğu irade, KADEM gibi ticari şirketlerin ortaya koyduğu istatistik palavralarından çok daha gerçekçidir, geriye kalansa altı boş mazarettir!
UBP hükümeti ülkenin dağ gibi yığılı bekleyen sorunlarına çare üreteceği yerde entrikalarla uğraşmaya, onun bunun koltuk sevdaları tatmin etmeyle uğraşmaya devam ederse...
Bu gidişle hem UBP’nin hem de memleketin vay haline...
Ve kimse, özellikle de kendilerini uçurumun kenarında yalpalar halde gören ve hafif bir rüzgarla uçurumdan aşağı uçma endişesiyle yaşayan iş insanları UBP’nin gözünün yaşına bakmayacak...
Her seçimde insan müsveddesi ayak takımına rüşvet olarak verilen bir çanta dolusu bulgur, şeker, lahana, bilmem ne, birkaç yüz lira...
Bu işi kotarmaya yetmeyecek...






Bu haber 483 defa okunmuştur
  • sayin ediz bilet magduru  Londra - 13.04.2013 Arif hocanin; ''ayni yolu yuruyenler, farkli yere varamazlar'', sizce ne demek??
  • kthy osman   tango - 13.04.2013 sayın ediz tuncel bey öncelikle şunu söyleme gerği duydun ben sizleri gerek televizyon gerekse gazeteden sileri zliyorum ve düşüncelerinizi cesurca yazabilen çok az yazarlardan birileri olduğunuza kesin eminimn geçmişde çok gazeteci arkadaşlarla olan sohbetlarde kthy mağdurlarının yanlarında olduğunu söylüyarlardı ve işin takibcisi olacaklarını her sefer hala daha söylüyorlar. Ama tıs yok ne gazetelerinde ne de televizyonlarında başbakan londrayı ziyaret ettiğinde bizlerin biletleri ne olacak cevap her zaman söylediği gibikimse mahdur olmayacak yakında herkes ödenecek. cumhurbaşkanına sorduk oda hükümetin ödemasi gerekir. başbakan yine geliyor de yüzünan gelecek londra temsilcisi mağdurların lisdesini alıb kıbrısa gönderdi hala tıs yok. bu nasıl adalet kimileri başka bir havayolu ile taşındı bazıları hala bekliyor sizden ricam programlarınızda bu konuyu gündeme taşırsanız londralı vatandaşlarınızı çok sevindirir. londraya bekleriz. saygılar osman tango
  •    - 13.04.2013 sonun derecesi yoktur.. son, ya sondur.. ya da son degildir.
  •    - 13.04.2013 son derece haklı adam

:

:

:

: