“İş sağlığı ve güvenliği dikkate alınmalıdır”

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği (İSG-BİR) İş sağlığı ve güvenliği kavramının günlük yaşantımızın doğal bir parçası, bir kültür olarak benimsenmesi gerektiğine işaret etti.

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği (İSG-BİR) İş sağlığı ve güvenliği kavramının günlük yaşantımızın doğal bir parçası, bir kültür olarak benimsenmesi gerektiğine işaret etti. Ancak ülkemiz gerçekleriyle yüzleşildiği zaman bunun gerçekleşmesinin çok zaman ve ciddi uğraş gerektirdiğinin görüldüğünü belirten İSG-BİR, yaşanan acı kayıplardan hiçbir ders çıkarılmadığını kaydetti.

İSG-BİR Başkanı Uğur Ergün yaptığı yazılı açıklamada, İş sağlığı ve güvenliği konusunda eleştirilerde bulundu.

İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin olarak acı tecrübeler yaşanmadan tüm gerekli tedbir ve önlemleri alan bilinçli iş insanlar ve vatandaşların ülkemizde halen istisna teşkil ettiğine işaret eden Uğur Ergün, şunları söyledi:

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ;

“İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin iki yaklaşım bulunmaktadır. Biri geleneksel diğeri ise çağdaş güvenlik yaklaşımıdır. Geleneksel yaklaşım reaktif yani tepkisel yaklaşımdır. Burada kazaların ve sistem bozukluklarının incelenmesi esastır. Olay veya kaza sonrası inceleme yapılması ve işin yeniden düzenlenmesine odaklanır. Kısaca iş işten geçtikten, acı kayıplar yaşandıktan sonra tedbir alınmasına yönelik bir yaklaşımdır.

Ülkemizde genel yaklaşım bu yöndedir. Çağdaş güvenlik yaklaşımı ise proaktif yaklaşımdır, sistem bozukluğundan çok, güvenlik yönetim sisteminin incelenmesine, risk değerlendirme ve güvenlik kültürüne odaklanır. Olay veya kaza gerçekleşmeden öncesine, çalışanlara ve güvenli olmayan uygulamalara odaklanır. Arzu ettiğimiz yaklaşım tarzı budur.”

“ACI KAYIPLAR ÖNLENEBİLİR”

Ülkemizde mevcut İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası bulunduğunu hatırlatan Uğur Ergün, yasanın uygulanması durumunda ülkede yaşanan tüm acı kayıpların önüne geçilebileceğini vurguladı.
İSG-BİR Başkanı Ergün şöyle dedi:

“Dünyada hiçbir yasanın mükemmel olduğunu söylemek mümkün değildir ancak bu yasanın pratikte uygulanması halinde ülkemizde yaşanan tüm acı kayıpların önüne geçilebileceğini ve güvenli bir ortamda yaşayabileceğimizi söylemek mümkündür. Fakat ne yazık ki bu yasa uygulamada yer bulamamaktadır. Çalışanların işin tehlikeleri konusunda bilinçli olması, iş arkadaşlarının ve kendilerinin can ve sağlığını tehlikeye atacak davranışlardan kaçınmaları ve işverenlerinden önlem talep etmeleri gerekmektedir.

Devlet de üzerine düşen görevleri yani denetimleri en tehlikeli iş kolları olan inşaat, taşocağı, beton santrali, taş mermer, ahşap sanayi sektörü gibi sektörlerden başlayarak proaktif yaklaşımla planlı olarak yapmalıdır. Çalışma Dairesi’nin düzenlemiş olduğu İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı Eğitim Programını tamamlayan uzmanlar bugün uzmanlık belgelerini alıyorlar. İş sağlığı ve güvenliğinin ve denetimlerinin planlı, sistemli, sürdürülebilir, proaktif ve yeterli olmadığı bir düzende yeni uzmanları zor zamanlar beklemektedir keza daha önce uzman olan arkadaşlarımız dahi çok büyük zorluklarla karşılaşarak işlerini yapmaya çalışmaktadırlar.

İşyerlerine risk değerlendirme raporu yapılmak suretiyle uzman katkısı sağlanması, sektörlere göre aylık veya üç aylık uzman denetiminin başlatılması zorunlu kılınmaz, iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarının gerekli ve işe yarar olduğu, istenmeyen durumları önlemede başarılı olunacağı fikri herkes tarafından kabul edilir hale getirilmez ise İş sağlığı ve güvenliği uzmanlığı ancak ikinci bir iş olarak kalacaktır.”
Bu haber 4 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER