Bir Zamanlar Kıbrıs dizisinin, gösterime girmesinden önce yapılan reklamlar karşısında, her Kıbrıslı Türk kadar ben de heyecanlanmış ve sevinmiştim.
Heyecanımın nedeni, 11 yıllık bir özgürlük mücadelesinin dizi haline getirilmesi.
Sevincim ise TRT gibi güçlü bir kurumun bu işi üstüne alması.
Heyecan ve dört gözle gösterime girmesini her Kıbrıslı Türk gibi bende bekledim.
Dizi gösterime girdi. Birinci bölüm ve ikinci bölümde beni tatmin etmekten uzak bir yapımla karşılaştım. Biraz daha bekleyeyim belki yaşadığımız olayların sahneleri ile karşılaşırım diye düşündüm.
Tepkimi bu sütundan nazikane bir üslupla dile getirmeye çalıştım.
Bir de, gördüklerim beni mi tatmin etmiyor diye kendi kendimi sorguladım.
Zaman içinde bilhassa o dönemleri yaşayan 65 yaş üstü kişilerden gelen eleştirilerin. Dizi konusundaki düşüncelerimde beni haklı çıkardığını gördüm.
Bilhassa sosyal medyada, bu konuda artan tepkilerin gelmesi karşısında. Kendi kendime hak verdim.
Dizi, tarihi belge olarak çekilmeyebilir. Gerçek olaylara, hayal gücü de eklenerek dizi haline getirilebilir. Fakat bu gerçekleri tahrif ederek, olmamışları olmuş gibi göstererek. Bir hal ve tarza büründürülüyor ve aslı astarı olmayan hadiseler ekleniyorsa ki eklenmiştir. Başta 11 yıl bu mücadelenin içinde olan ve bu yükü omuzlayanların söyleyecek sözleri olmalı.
Olayları 11 yıl yaşayanlardan biri olarak, bu söz söyleme hakkı olanlardan biri de benim.
23 Aralık’taki soy kırım başlangıcı ile adada çok çetin çatışmalar 1964 yılında başladı.
Var olma savaşımının en çetin yıllarından biridir 1964.
Adanın dört yanından Türk bölgelerine saldırılar yapılıyordu. Karma köylerdeki Türkler Türk bölgelerine sığındılar. TMT sakladığı silahları hazır hale getirdi. 23 Aralık’la birlikte, Türk bölgeleri silahlı mücahitler tarafından güvenceye alındı.
Türk bölgelerine, alınan tedbirlerle sinek uçamaz hale getirildi.
Türk bölgelerinin dışında kalan Türkler. Rumların insafında yaşam mücadelesi veriyorlardı.
Türk Kızılay’ının devreye girmesi ile Türk halkının beslenme sorunu çok büyük ölçüde giderildi.
Bu arada direniş, tüm adada sürüyordu.
Hiçbir Türk bölgesine değil Nikos Samson. Rum sineği giremeyecek kadar önlemler alınmıştı.
Rahmetli Dr. Küçük ve Denktaş. 11 yıllık mücadele tarihinde, dizide gösterildiği gibi sahneler yaratmadılar. Onların ruhu, onuru bunu hiçbir zaman yaşatmaya meydan vermedi.
Hele hele Samson denen melun tarafından, rahmetli Denktaş’ın kafasına tabanca dayayacak kadar bir senaryo yazılması. Denktaş’ın kemiklerini sızlatmıştır.
Bir Zamanlar Kıbrıs dizisi, 11 yıllık var oluş mücadelesini yansıtmaktan çook uzak.
Her halde diziyi kaleme alan kimse, dizinin ismini.
“ Bir Zamanlar Kıbrıs’ta Hayal Alemi “ olarak değiştirirse. Tam yerinde bir isabette bulunmuş olur.
Çünkü dizi, tamamen hayale dayanmaktan öte gitmemektedir.
Bundan sonra ne yapılırsa yapılsın. Dizi, Kıbrıs Türk Halkının 11 yıllık özgürlük mücadelesini yansıtmaktan çok ama çok uzaklarda kalmıştır.
Diziyi yapanlar kendilerine göre yazıp çekim yapmışlardır.
Bu dizi Kıbrıs Türk Halkında memnuniyet değil. Memnuniyetsizlik ve biraz da “aşağılanma” hissi yaratmadı mı ?
Bu durumda. O yılların doğumu olan BRT’ye çok büyük görevler düşmektedir.
Çok geç kalınmadan kollar sıvanılsın.
Yarın, Türk Ulusunun ve İslam aleminin, en büyük dini bayramlardan biri olan Ramazan Bayramıdır.
Türk Ulusuna ve İslam alemine kutlu ve mutlu olsun.
Hayırlı Bayramlar dilerim ..