Bilindiği üzere 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü olarak kutlanmaktadır. Elbette ki bize yaşam enerjisi veren, sadakatleriyle en iyi dostumuz olan hayvanlarımızı yılda yalnızca bir gün anmak onlara karşı sorumluluklarımızı yerine getirebilmek noktasında hiç de yeterli olmayacaktır. Bu sebeple gerek kişisel gerekse toplumsal ilişkilerde oldukça fazla yer alan hayvanlarımızın hak ettiği gibi yaşayabilmesi için bizlerin sevgisi yanında hukuk düzeni tarafından da korunması gerekmektedir. Bu amaca da en sağlıklı olarak kendilerine ait bir yasayla korunmaları halinde ulaşılabilecektir. Bu noktada TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu’nda kabul edilen Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile yeni suç ve cezalar belirlenmiş ve özellikle hayvan haklarının korunması yönünde anlamlı bir adım atılmıştır.
Ancak bu kanun ile her ne kadar hayvanların korunması amaçlansa da gerek hayvanseverlerce gerekse de çeşitli kurumlarca kanunun çeşitli hükümleri eleştiri odağı olmuş ve özellikle hayvanlara karşı işlenen suçlar bakımından uygulanacak olan yaptırımların caydırıcılıktan oldukça uzak olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında kanunda yer alan bazı ifadelerin değiştirilmesi gerektiği, bazı konularda hiçbir düzenleme bulunmadığından bu hususlarda eklemeler yapılması gerektiği de dile getirilmektedir.
Örneğin kanun teklifinde hayvanlarla cinsel ilişki ibaresi yer almaktaydı. Ancak bu madde, cinsel ilişkinin yalnızca karşılıklı rıza ile söz konusu olabileceği, hayvanın cinsel anlamda bir eylemle karşı karşıya kalması halinde buna rıza verebilmesinin mümkün olmaması sebebiyle teklifin en çok eleştirilen maddelerinden biri olmuş ve bu ibare daha sonra “hayvanlara cinsel saldırı” olarak değiştirilmiştir. Bunun yanında örneğin hayvan neslini yok eden kişilere 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilirken, Hayvanlara cinsel saldırıda bulunan veya tecavüz eden kişilere altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda da verilen ceza caydırıcılıktan oldukça uzak olmaktadır. Nitekim verilecek hapis cezasının daha sonra söz gelimi adli para cezasına çevrilebileceği de göz önünde bulundurulursa yapılan bu yeni Yasanın idari para cezası öngören eski Hayvan Hakları Yasası’ndan hiçbir farkı kalmamaktadır.
Bir diğer yandan, Yasa’da avcılık ve avcılar ile ilgili bir düzenleme olmaması da eleştirilen noktalardan bir tanesi olmaktadır. Avcılar doğadaki sürüyü gençleştirdiklerini iddia ederek hayvanları öldürmeyi, kanlarını akıtmayı kendilerine hak olarak görmektedirler. Halbuki avlanan hayvanlar arasında nesli tükenmekte olan hayvanların da bulunduğu düşünülürse gerekçelerinin gerçekten oldukça uzak olduğu da görebilecektir.
Sonuç olarak, ortada Hayvan Haklarının Korunması bakımından atılmış olan önemli bir adım bulunsa da, bu eleştiriler ivedilikle dikkate alınmalı ve gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Aksi takdirde üzerinde bu denli yoğun çalışılan bir konu olan hayvan haklarının korunması konusunda bir adım daha ileriye gidebilmemiz üzülerek belirtmeliyim ki, mümkün olmayacaktır. Unutmayalım ki, hayvanlar mal değil, candır!